İKÖ 27. Dışişleri Bakanları Toplantısı, Malezya''nın başşehri Kuala Lumpur''da yapıldı. Evvelki, 26 kez yapılan toplantılarda ne sonuç elde edildi ki, 27''ncisinden bir sonuç bekleyelim! Dünya müslümanları, nimetin kıymetini bilmeyip, kuvvet ve kudretleri ellerinden gidenden beri (neredeyse bir asır olacak) zillet içinde sürünüyorlar. Hz Ömer''in, yerinde ve çok isabetli bir tespiti var: ''Biz, fukaralıktan korktuğu için kendi kız çocuklarını diri diri toprağa gömen, ilkel kabile hayatı yaşayan, birbirinin kemiğine musallat ve bu uğurda birbirini vahşice gırtlaklayan basit, kara cahil sürüler topluluğu idik. Ne zaman ki, İslamiyet gibi yüce bir dine kavuştuk, evvela insan olduk; daha sonra da izzet ve ikbal kazandık. Bundan böyle kim, İslamiyet''in dışında bir izzet ve ikbal ararsa, Allah, o aradığı şeyde onu, hakir ve zelil eder!'' İnsanlık, Milenyum çağına girdi. Tabii müslümanlar da.. Keşifler çağı dendi, bilim ve teknoloji çağı dendi, iletişim çağı dendi, bilgi toplumu çağı dendi; dendi, dendi, dendi... Gelinen bu noktada, bütün bir insanlık hâlâ bunalımda ve manevi boşlukta. Bundan dolayı da, dine dönüşün çarelerini arıyor. Ve belki de, buhranını yenebilmek için; dine dönüş çağını açacak!... Yeni zaman ve mekanda müslümanların heyet-i umumiyesine bakıldığında; dinlerinden o kadar kopmuş ve ondan öylesine uzaklaşmışlar ki, neredeyse dönebilecekleri mukaddesleri kalmamış!
Büyük mütefekkir ve tarihçi Arnold Toynbee, ''İstikbal İslam''ındır!'' diyor; ama... İnsan, ister istemez soruyor: Hangi İslam''ın?
İKO toplantısında, Malezya Başbakanı Mahathir Muhammed''in belirttiği gibi; ''Globalleşen dünyanın finansal sistemi bizi neredeyse iflasın eşiğine getirerek, dilenci yaptı ve gündemleri bizimle aynı olmayan dış güçlerin yörüngesinin altına yerleştirdi. İslamiyet, Araplara geldiğinde buralardaki yönetim parçalanmış aşiretler şeklinde idi. Ve bu bölünmüş aşiretçi yapı yüzünden, hiçbir zaman barış içinde yaşamadılar, hep en geri halk olarak kaldılar.
İslamiyet, bunları birleştirerek, aşiret çatışmalarına son verdi. Maalesef bugün, İslam dünyası, İslamiyet öncesi sürece geri döndü. Yine birbirleriyle çatışmaya başladılar, krallıklar oluşturarak, İslamiyet yerine bu krallara bağlılık bildirmeye başladılar. Bu nasıl müslümanlık anlayışıdır ki, müslümanlar sürekli yabancı güçler yanında yer alıyorlar! Müslümanların hamisi konumunda olan son İslam İmparatorluğu (Osmanlı Devleti), sanayileşme devrimi sırasında Avrupa milletlerinin gerisinde kaldı. Böylece, Büyük Türk İmparatorluğu kendini savunamaz hale düştü. Bunu fırsat bilip, Türk yönetiminden kurtulmak isteyen Araplar, İslam düşmanı olan Fransız ve İngilizlerle iş birliği yaptılar. Osmanlı İmparatorluğu''ndan sonra yapılan değişiklikte gördükleri tek farklılık, kendi dinlerinden olan yönetimin yerini, kendi düşmanları olan bir başka yönetime bırakması idi! İslam dünyası, her gün bölünmüşlüğüne bir yenisini eklemenin gayretinde ve kendi içinde birbirleriyle çatışma halinde!...'' Evet; şairimizin belirttiği gibi: ''Hiç, ibret alınsaydı, tarih tekerrür mü ederdi?!''

