Kaydet
a- | +A

Hükûmetlerin en başarılı olduğu dönemleri, iktidara gelişlerinin ilk 6 aylarıdır. En radikal tedbir ve kararlar bu dönem içinde alınır.

57. Cumhuriyet Hükümeti''nin arkasında, yeterli halk desteği olmasına, rağmen, sun''î gündemlerle vakit kaybetmesi çok acıdır.

Sn. Ecevit ve Sn. Yılmaz''ın kurmuş oldukları 55. ve 56. Hükümetler dönemi, Cumhuriyet tarihinde millete en sıkıntılı ekonomiyi yaşatmıştır.

Bir türlü üretken hale dönüştürülemeyen ekonomi, malum iç ve dış borçla yürütülmeye çalışılıyor.

55 ve 56. Hükümetler döneminde 1 kuruşluk dış borç temin edilemediği gibi, çıkarılan ve adına reform denen Vergi Kanunu ile mevcut para da ürkütülüp piyasadan çekilince "dibe vurma" ile yüz yüze kalınmıştır.

IMF, 2 seneden beri okuduğu martavalları söylemeye devam ediyor! Dikkat edilirse Sn. Yılmaz ve Sn. Ecevit dönemlerinde IMF''den bol bol nasihat dinliyoruz!

En son gelişlerinde de ekonomimizi 25 gün, mercek altında tuttular, bilinen ve alınması gereken bir dizi tedbiri sıralayıp gittiler.

Bir dizi yapısal değişiklik, Bütçe harcamalarının disipline edilmesi ve topyekûn milletçe kemer sıkmaya devam edilmesini salık verdiler.

Oysa şu sıkışık dönemde Türkiye''nin nasihata değil, sıcak paraya ihtiyacı var.

Öngörülen hususları yapıp, ekonomiyi düze çıkardığımızda, zaten IMF''ye ihtiyacımız olmayacak!

Dar boğazdan çıkmak ve ekonomiyi rahatlatmak için krediye ihtiyacımız var; nasihata değil!..

IMF, topu sonbahara ve Washington''a atarak, işin içinde bit yeniği olduğunu ima etti.

Sonbaharda Washington''da ne bekleniyor?

Sn. Ecevit Clinton''la görüşmek üzere Washington''a gidecek.

Demek ki, paraya karşı Kıbrıs ve Kürt kartlarını oynayacak ABD!..

Daha şimdiden, BM Genel Sekreteri vasıtası ile dillendirmeye çalıştıkları, "Taraflararası görüşmeler başlasın!" talebi, Kıbrıs''ı bekleyen tehlikenin ilk sinyalleridir!

1974''ten beri, Kıbrıs''ta kan akmıyor. İki toplumun (Türk-Rum) yan yana yaşayamayacakları defaatle akan kanlarla görüldü.

Geriye dönüş, Kıbrıs''ı, Kosovalaştırmak olur.

Bu duruma göz yummak ve peki demek, Türkiye''deki hiçbir siyasetçinin harcı olmadığı gibi haddi de değildir.

Hele hele Sn. Ecevit''in hiç değil...