Kaydet
a- | +A

İnsan haklarından sorumlu Devlet Bakanı Rüştü Kazım Yücelen affı; ''fünyesi çekilmiş bomba''ya benzetti ki, doğrudur. Ancak bu fünyeyi çeken de bizzat iktidar partileridir. Artık gelinen bu noktada iktidar olsun muhalefet olsun affın karşında durmanın imkan ve ihtimali yoktur. Zaten, kendileri de bunu aleni olarak ifade ediyorlar. Hapishanelerde çıkan isyanlar karşısında Mesut Yılmaz''ın; ''Bu durum affı güçleştirir'' sözünün de, bu saatten sonra bir manası kalmamıştır. Bilindiği gibi, ta başlangıcından beri iktidar partileri affa taraftardı. Ancak affın kapsamı üzerinde anlaşamıyorlardı.

Aynı iktidar partileri, geçen sene, ''ceza indirimi'' adı altında çetelere ve tecavüzcülere varan kısmî bir affı çıkarmayı denemiş, ancak Cumhurbaşkanı''ndan veto yemişti. Şimdi düşünülen af ise, daha geniş kapsamlı; öyle ki, mevcut 70 bin mahkumdan 45-50 bini salıverilecek! Hatta daha da ileri gidilerek, affı mümkün olmayanlar bile, Anayasa değişikliği yapılarak salıverilmek isteniyor! Dikkat edilirse, bizim sistemimizde af yetkisi yalnızca devletin elinde var. Devlet de, affı belirli aralıklarla yapıyor. Yaparken de bir şeyi, bilerek ihmal ediyor. Kendisine karşı işlenen suçları af kapsamı dışında tutuyor.

Devleti direkt olarak ilgilendirmeyen, kişilerin birbirlerine karşı işlemiş olduğu suçları ise, mağdura danışmadan af kapsamına alıyor. Bu hal ise, toplumda umumi bir hoşnutsuzluğu sebep oluyor. Öyle ya; haksız yere öldürülmüş maktulün yakınları soruyor: Ne hakla bizim katilimizi affediyorsun? Burada mağdur olan taraf biziz; bize sordunuz mu? Toplumun vicdanını rahatsız eden, bundan da önemli husus ise; topyekün topluma musallat olan organize suç şebekelerinin halidir.

Başbakanlık, İçişleri Bakanlığı ve güvenlik birimlerinin öncülüğünde başlatılan ve çeşitli adlar altında yürütülen ve suçlular yakalanıp teşhir edildikçe milletin yüreğine su serpilen onca operasyon ne olacak? Mesela, bankaların içlerini boşaltanlar? Bunlar da af kapsamına alınacaksa, çıra gibi yandığımızın resmidir! O vakit, yine başa dönüyoruz; çalanın, çırpanın, vurguncunun, talan edicinin, katilin, zaninin.. yaptığı yanına kâr mı kalacak? Kalacaksa, bu hal; namusluyu, dürüstü cezalandırmak değil de nedir? Şimdiki veya başka herhangi bir hükümetin evvel emirde görevi, toplumun devlete olan güvenini sarsmamaktır. Bilakis bu güveni artırmaktır. Onca kanun kaçağı, bulundukları ülkelerden Türkiye''ye geldi.

Millet soruyor: Salıverileceklerini bildikleri için mi geldiler?! Yetkililer, neredeyse hapishanelerdeki isyanları masum göstermeye çalışıyor! Bundan cüret alan, af kapsamı dışındaki mahkumlar da bulundukları hapishanelerde isyan çıkarmaya başladılar. Yetkililerimiz, bakalım buna ne kılıf uyduracaklar? Ve, bu işin sonu nereye varacak? İçerdekiler kadar dışarıdakiler de merak ediyor!