Kaydet
a- | +A

Türkiye ailemizden bir çınar daha devrildi. Ahmet Kabaklı Hocamızı kaybettik. Yalnız Türkiye ailemiz mi; Türk tefekkür dünyası mümtaz bir şahsiyetini yitirmenin derin üzüntüsü içindedir. Ne kadar dövünsek, üzülsek az; zira, kaht-ı ricali yaşadığımız bu demde, yıkılan bu ulu çınarların yerleri boş kalıyor ve asla doldurulamıyor. Hani; nerede bir Yahya Kemal Beyatlı, nerede bir Necip Fazıl Kısakürek; nerede bir Ahmet Hamdi Tanpınar, nerede bir Peyami Safa, nerede bir Ahmet Arvasî, nerede bir Cemil Meriç?..

Ve, artık nerede bir Ahmet Kabaklı Hoca?.. Kabaklı Hoca bitmez, tükenmez, usanmaz, yorulmaz bir enerjiye sahipti. Onun bu insan üstü gayretine bıraktığı onlarca eseri şahittir.

Türk edebiyatını, ta Orhun Abideleri''nden alıp günümüze taşıyan, her birisinden örnekler vererek, edebi tahlillerini ve birbirleri ile mukayeselerini yapan ve böylece istikbaldeki Türk nesline ışık tutan, yol gösterip rehber olan müstesna bir şahsiyetti Kabaklı Hoca. Her büyük insan gibi, Kabaklı Hoca da yalnız yaşadı.

Vaktiyle, dünyayı saran bir komünizm illeti vardı. Hele, bunun örtülü yansıması olan sosyalizm, bir uyuz seyyaliyetiyle her yanı kasıp kavuruyordu. Bu illete dur diyebilen, Türk''ün ruh köklerini haykırabilen ve Türk gençliğini bu beladan kurtaran, yalnızca birkaç simadan birisi idi. Bugün, Türkiyemizde, Türk''ün ruh kökleri tutmuş ve dal budak salmışsa; hangi siyasi görüş, parti, sendika, kulüp, cemaat, dernek, vakıf adı altında olursa olsun, Allah diyen kim ve kimler varsa, bunda Kabaklı Hoca''nın ve bir elin parmaklarını geçmeyen sayıdaki sayılı insanların emeği vardır. Allah, cümlesinin sa''yini meşkûr eylesin!

Bunlar, bu azim mücadeleyi kimselerin desteği olmadan, tek başlarına yalın kılıç yaptılar.

Tabii ki deli idiler. Ezeli ve ebedi davanın deli divaneleri.. Evet; bu üç-beş deli şahsiyet olmasaydı, bu maya tutabilir miydi? İstikbalin habercisi bu fidanlar büyüyebilir miydi? Kahpe düşman; başta İngilizler, onların yandaşları ve içimizdeki işbirlikçileri bu köklere kezzap dökmüştü zira! Zanlarınca, bir daha ebediyen filiz veremeyecek ve ezel kadar eski, ebed kadar yeni bu dava, tümseklerde kalacak, unutulup gidilecekti! Zahiri hesapları böyle idi. Akla ve matematiğe de uygundu. Amma; onların bilip de inanmadıkları ve unuttukları bir hal vardı; insanı ezelden alıp ebede taşıyan bir hal.. İşte, bu halin sahipleri, buz dağlarını nefesleri ile eriterek Türk gençliğine ufuk açtılar, yol gösterdiler, rehber oldular. Yemediler, içmediler, uyumadılar, var güçleri ile çalıştılar ve bugün milyonlarla ifade edilen iman neslini yetiştirdiler. Allah, hepsinden razı olsun!

Kabaklı Hoca, dünyadaki çileli ömrünü bitirdi; Hakk''a yürüdü. Sevdiklerine kavuştu. O, ölmekle, ölümsüzlüğü tatmakla kurtuldu!

Biz, bu büyüklerden yoksun âlemimizde derdimize yanalım!