Kaydet
a- | +A

Ülkemizde demokrasiyi kökleştiremedik ama, liderlerimizi neredeyse kayd-ı hayat şartıyla koltuklarına mıhladık. Hiçbir seçim yenilgisi, hatta hezimeti bizim liderlerimizi koltuklarından edemiyor. Şu sakil anlayışa bakın ki, seçimin mağlubu lider, büyük bir pişkinlikle koltuğuna daha bir sağlam oturuyor. Bu durum, her şeyden önce millete saygızsızlıktır. Yani, şöyle demek istiyor bu liderler: Ey millet! Siz, bana, partime ve programıma teveccüh etmediniz ama; bakın ben hâlâ liderliğimi sürdürüyorum. Size rağmen bunu yapıyorum! Hani, yenilen pehlivan güreşe doymazmış ya; bizimkisi de o hesap. Bu sefer olmadıysa bir dahaki sefere, o da olmazsa, bir sonrakine... Siyasi parti liderlerimiz, koltuklarına yapışmakla kalsalar bir derece... Hemen bütün liderlerimizin etraflarına dikkat edin; kişilikli, karizmatik, vizyon sahibi, lider olabilecek kimler varsa, hepsini harcamış ve ademe (yokluk) mahkûm etmişlerdir. Kendileri için olabilecek rakiplere, asla hayat hakkı tanımazlar. Benden sonrası tufan anlayışındadırlar! Ben varsam parti vardır, ben yoksam parti de yoktur zihniyetini taşırlar. İstifa etmeyi akıllarının ucundan geçirmezler. Etraflarında oluşturdukları yağdanlıklarla ekip çalışması yaptıklarına inanırlar! Onlar için en kıymetli adamlar, kendi şakşakçılarıdır. Hasbelkader seçimi kazandıklarında da, bu şakşakçı tipleri bakanlık koltuklarına oturturlar. Bunlara göre; önce ben, sonra partim en son memleketim anlayışı vardır. Halbuki, demokrasinin teamülü; liderlerin ömürleri seçimliktir. Kazanırlarsa devam ederler, kaybederlerse derhal liderlikten çekilirler. Kendileri yapamadığına göre, muhtemel yapabileceklerin önünü açarlar. Ve böylesi duruma sebep oldukları için de, hem partililerden ve hem de milletten özür dilerler. Bu, bir anlayış ve hazım meselesidir. Yenilen liderin çekilmesi, onu küçültmez, aksine büyütür, saygın kılar. Hatayı baştan yaparak, siyasi parti oluşumlarında herşeyi lidere endekslemişiz. Ve bu hali, kanuni bir mecburiyet haline getirmişiz.

Partilerdeki lider sultasına son verecek kanunî düzenlemeler için hiçbir milletvekili sesini çıkaramıyor. Çünkü, çok iyi biliyor ki, kendi milletvekilliği, ikbal ve istikbali, liderinin iki dudağı arasındadır! Mevcut Siyasi Partiler Kanunu''ndan herkes şikayet ediyor, ancak; bir Allah''ın kulu çıkıp da, bunu düzeltelim demiyor, diyemiyor.. Dese, hayatı kayacak!.. Yönümüzü Batı''ya döndük diye övünüyoruz. Altına imza attığımız, her birisi gerçek demokrasinin ürünü olan Kopenhag Kriterlerini, ülkemize nasıl adapte edebileceğiz, doğrusu merak ediyorum! Çünkü, onlar da demokrasinin mazrufu var yani kendisi; bizde ise, sadece zarfı mevcut!.. Bu anlayıştaki liderlerle mi biz AB''ye gireceğiz? Güldürmeyin insanı!..