Meclis''imiz geçen haftayı komedi oynayarak geçirdi. Bitmeyen oyun, bu hafta da sahnelenecek. Milletvekilerimiz, bizzat kendilerinin sebep oldukları ve içine düştükleri bu komik halden pek rahat değiller ki; ''Tükürdüğümüzü yalıyoruz!'' demek zorunda kalıyorlar. Öyle ki; dün, Mesut Yılmaz''ın, Yüce Divan''a gitmesi için önerge veren milletvekili bile, bugün saf değiştirerek, aklama yönünde oy kullanıyor! Bir Meclis düşününüz ki, iktidar ve muhalefet partileriyle topyekun aynı komedide rol alıyor. Halbuki, bu parmakla birbirini karalama veya aklama kepazeliğinden, bir an evvel kurtulmak istediklerini söyleyenler de kendileri!
Bunun için yapılması gereken Anayasa değişikliğine gitmek yerine, sen beni akla (!) ben seni aklayayım çirkin pazarlığına giriyorlar. Hem de iktidar ve muhalefet partileri el ele vererek.. Milletvekili dokunulmazlığı kaldırılmadığı ve onlara da normal vatandaşlar gibi yargı yolu açılmadığı müddetçe bu çirkinlikleri daha çok seyredeceğiz. Tabii, burada olan Meclis''in itibarına ve siyaset adamına oluyor.
Hükümet, durduk yerde bu komik oylamalardan yara aldı. MHP ile ANAP''ın arasına güvensizlik girdi. Hem, sana güvenmiyorum, hem de gel birlikte hükümet edelim demenin manası var mı? Üstelik; hükümetteki bu güven bunalımı, bugünün meselesi de değildir. Dünkü Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde MHP''nin dillendirdiği ''Şaibeli Cumhurbaşkanı istemiyoruz!'' sözünün hedefi belli idi! Bütün mesele samimiyetsizlikten ve siyaset adamlarının sözlerinde durmamalarından kaynaklanıyor. Bizdeki siyaset anlayışı, hep hesaba dayalı olduğundan, siyaset adamlarının sözleriyle davranışları ister istemez çelişiyor. Açık ve samimi olunsa siyaset yapılamaz gibi bir kanaatimiz var! Bir sene önce, hükümet kurulurken Mesut Yılmaz''ın neden kabineye girmediğini bir hatırlayın! O zaman demişti ki: ''Hakkımda verilmiş bir sürü önerge var. Ben Yüce Divan''a gidip yargılanmak ve aklanmak istiyorum. Bunun için de kabinede bakan olarak yer almayacağım!'' Şimdi: Ankara''daki siyaset kulislerinde, Mesut Yılmaz''ın, muhtemelen Perşembe günkü, parmakla aklanmasından sonra kabineye gireceği konuşuluyor. Bizce Mesut Yılmaz, bu kabinede görev almaz. Çünkü, Mesut Yılmaz şu andaki konumuyla da zaten hükümetin içindedir. Hatta, içinde olmaktan daha da etkindir. Parti lideri olarak Mesut Yılmaz, bu saatten sonra bir bakanlık payesiyle kendini yıpratmaz. Meclis yaz tatiline giriyor. Parti liderleri ve milletvekilleri seçim bölgelerine gidecek; orada IMF reçeteleri ile yaktıkları milletle yüz yüze gelecekler. Devamlı dert dinleyecekler ve hiçbir gülen yüz görmeyecekler.
Dileriz bu hal, özellikle iktidar partilerinin gözlerini açar ve Ankara''da tatbik mevkiine koydukları politikaları bir daha gözden geçirirler! Çünkü; Meclis''teki parmakla aklanmak (!) önemli değildir. Hatta yargıda aklanmak bile.. Mühim olan milletin vicdanında aklanmaktır. Bunun yolu da, başta liderlerimiz olmak üzere, bütün milletvekillerimizin ortaklaşa verecekleri kararlardan geçiyor. Bir araya gelsinler, yapsınlar gerekli Anayasa ve kanun değişikliklerini ve siyaseti bu çirkinliklerden kurtarsınlar.
Hem, o vakit kendileri de kurtulacak, sistem de..

