Kainatın Efendisinin, Veda Haccı''nda, Arafat Ovası''nda bulunan Rahmet Tepesi''nde; kızıl tüylü bir deve üzerinde irad ettiği Veda Hutbesinde söyledikleri mübarek bir söz var: ''Zaman döne döne, devrini icra ede ede çıktığı noktaya geldi!'' Kendileri, bizzat varlıklarıyla âlemlerin yaratılış sebebi idi. Zira, Cenab-ı Hakk: ''Eğer, sen olmasaydın... Sen olmasaydın, Alemleri yaratmazdım!'' buyuruyor. İlk insan ve ilk Peygamber Adem aleyhisselam ile Havva annemizin, Cennet''ten dünyaya indirilişleri malum.. Serendib (Sri Lanka) Adası''na tek başına inen Hz. Adem, işlediği zellenin (küçük hata) kahrından bir ömür boyu, tövbe edip göz yaşı döktü. Bütün benliği ile ait olduğu vatanından (Cennet''ten) koparılmış, biricik eşinden ayrı kalmış ve en önemlisi, Rabb''inin bir tek emrine muhalefet etmekle, İlahi Huzur''dan ebediyyen tardedileceğini zannetmişti.
Cennet kadar güzel gözleri, ağlamaktan kan çanağına dönmüştü. Cennet''ten getirdiği libası (elbisesi) kan revan içinde idi. Zira, gözlerinden yaş yerine kanlar akmakta idi.
Birden aklına, Arşı-Ala''da gördüğü mübarek isim geldi. Ve: ''Ya Rabbi! Kendi isminin yanına yazdırdığın, âlemlerin övüncü olan Muhammed aleyhisselam hürmetine bağışla!'' diye tazarruda (yakarış) bulundu. O anda tövbesi kabul edildi ve kendisini, Arafat Ovası''ndaki Rahmet Tepesi''nde bulunan Havva annemizin yanında buldu! Dünyada ilk izdivaç ve türeyen insanlık.. Güneş, kimbilir kaç milyarıncı kez, Kutlu Mekke''nin şafağında doğdu. Bu mübarek beldedeki ilk izdivaçla türeyen insanlık, zamana ve mekana karşı, durup dinlenmeksizin yürüdü. Demet demet, kol kol, halka halka.. Adem, İdris, Nuh, Hud, Salih, Lut, İbrahim, Davud, İsmail, İshak, Ya''kub, Yusuf, İlyas, Yunus, Üzeyir, Yahya, Zekeriyya, El- Yesa'', Zül-Kifl, Şuayib, Süleyman, Harun, Musa, İsa... (Salat ve selam onların üzerine olsun) Sayıları, yüz yirmi dört bini bulan peygamberler ordusu.. Öyle ki, peygambersiz kavim yok gibi..
Tarihler, miladi 571 senesinin Rebiül-evvel ayının 12. Pazartesi''ni düştüğü andı. İlk izdivaçtan itibaren insanlık, en iffetli koldan süzüle süzüle, âlemlerin beklediği Mustafa''da (s.a.v.) tebellür etti. Zaman ve mekan yaratılış gayesine erdi. İşte, Hz. Adem''in kabul edilen tövbesi ile ilk izdivacı, insanlığın dünya sahnesindeki başlangıcı; aynı mukaddes mekanda, Sevgili Peygamberimizin Veda Haccı Hutbesinde irad ettiği ve (... zaman çıktığı noktaya geldi!) diye işaret buyurdukları an da, insanlığın ekmel (en üstün) ve sonunu haykırıyordu! Zira, O''nunla peygamberlik son buluyordu.
Güneş, o mübarek güne doğmakla varlığına hamdediyor, Hilal, O''nun mübarek parmaklarının işaretiyle şakkolmakla (ikiye yarılmakla) teselli buluyordu. Ve; biz insanlar, O''nun mukaddes varlığına yakın olmakla, hem dünya ve hem de ahiret saadetini elde ediyor, O''ndan uzaklaşmakla zulmetin ve vahşetin pençesinden yakamızı kurtaramıyorduk. Çaremiz, O''nun mukaddes eteğine tutunmak, O''nun tebliğine kulak ve gönül vermek ve yine, O''nu vesile ederek, Cenab-ı Hakk''ın ebedi mağfiretine sığınmaktır. Merhum Üstad''ın belirttiği gibi: ''Yol O''nun, varlık O''nun, gerisi hep angarya..'' Tıpkı, dedemiz Hz Adem''in yaptığı gibi.. O şefkat ve sevgi Peygamberini vesile ederek, Cenab-ı Hakk''ın engin merhametine iltica etmek... Mübarek Mevlid Kandilinizi kutluyor ve hepinize iki cihan saadeti diliyorum sevgili okuyucularım.

