Kaydet
a- | +A

Bizdeki siyasi anlayış, rakibi ekarte yerine topyekun imha esasına dayandığından; siyasette yeni oluşumlara ve yeni filizlenmelere, birikimli ve öne çıkmaya namzet yeni önderlere imkan tanımaz ve onlara yol açmaz, açamaz. İşte, Türkiye''yi yerinde saydıran ve çağın gerisine iten tutucu zihniyetimiz! Bu zihniyet statükocudur; etrafını ve dünyayı göremez, çünkü at gözlüğü ile bakar. Bu zihniyet, seçilip, Meclis''e kuruluncaya kadar demokrat, ondan sonra ise, nemelazımcıdır. Bir ülke düşünün ki, yürürlükte olan Anayasa''sından, yaşayan her kesim bizar.. Anayasa''yı değiştirmek vaadiyle seçilen milletvekilleri, sözde vicdanlarının sesine uyarak, kendi içlerinden bazılarını aklama-paklama veya karalamayla meşgul! Halbuki onlar da biliyor ki, ne kendi akladıkları temizlenmiş oluyor, ne de, kendi karaladıkları karalanmış oluyor. Ama, onların bildikleri başka bir şey var: Siyasi rant elde etmek... Çamur atmak, bulaşmazsa bile, izini bırakmak... Böylece, toplumun en hayati günlerini boşa geçirmek.. Nasıl olsa, ucuz politika yaparak, milletin değerlerini politikaya alet ederek seçim kazanılıyor bu ülkede! Ne diye milletin dertlerine burunlarını sokup, rahatlarını kaçırsınlar! Bunun için de ne yapılması lazım? Topyekun bir milleti, meşguliyetle tedaviye tabi tutmak! Dünyanın, ancak totaliter sistemlerinde yapılabilen bu gözbağcılık, bizim demokratik ülkemizde, maalesef kolayca icra edilebiliyor. Bunda en büyük etken, elbette milletin cehaleti ve fukaralığıdır.

İnsan, ister istemez soruyor: Bu millet, seneler senesi, bilerek ve isteyerek mi cahil ve fukara bırakıldı? Öyle ya; bu milletin cahilliği ve fukaralığı birilerinin işine yarıyor ki, gelen bunca iktidarlar boyunca işler, eski tas eski hamam anlayışıyla devam ettirilmiştir.

Çare biziz diyerek koltuğa oturanlar, yeni dertlere teşne olmaktan ve eskilerini devasa büyütmekten başka ne yaptı? Ne yapıyor? İktisadi yönden duvara tosladığımız ve dünyaya el açar duruma geldiğimiz malum! Dünya Bankası yetkilileri, verecekleri krediye şart olarak, devlet bankalarının özelleştirilmesini istediler. Verecekleri paranın, bizim adımıza çarçur edilmesinden, yandaşlara peşkeş çekilmesinden rahatsız oldular! Ve; onlar istedi diye, devlet bankalarını önce özerkleştirmek ve ardından da özelleştirmek için kolları sıvadık! Oysa, hemen her siyasi partimiz, iktidara gelmeden önce, bu bankaların özelleştirilmesini vaadediyor ve parti programlarına yazıyordu! İktidara gelindikten sonra da bilerek ve isteyerek unutuluyordu! Milleti aldatma ve devamlı surette cambaza baktırmak bozuk niyeti, daha ne kadar devam edecek? Hep, başkaları söyleyip (dayatıp) de yapacaksak vay halimize! Tamamen siyasi rant amacı güden ve rakibi imhaya dönük siyasi anlayışın eseri olan, art niyetli şu Yüce Divan yutturmacalarına bakın hele! Milletvekillerimiz, vicdanlarının sesine uyarak, Mesut Yılmaz''ın bir icraatını oyladılar! Şimdi sırada ikincisi ve Tansu Çiller''in oylanması kaldı! Meclis''imiz nelerle uğraşıyor; sırf ibret olması bakımından, hakkında mahkeme kararı bulunan Tansu Çiller''in meşhur Örtülü Ödenek konusunu yarın yazacağız.

Lütfen, dikkatle okuyun ve vekillerimizin niyetine siz karar verin!