AB takip etmemiz gereken yol haritasını elimize verdi. Özenle seçilmiş bu belge metniyle belli ki, Türkiye ürkütülmek istenmemiş. Türkiye''nin başının ağrıyacağı maddeler muğlak bırakılmış. Mesela; azınlıklardan ve bunların kültürel haklarından bahsedilmiş ama, azınlığın tanımı yapılmamış. Öyle ya, Lozan''la tanınan Türkiye Cumhuriyeti Devleti''nde azınlıklar yalnızca Rumlar, Yahudiler ve Ermenilerdir. AB ülkeleri sözcülerinin şimdiye kadar dillendirdiği azınlık tabiri ise, başta Kürtler olmak üzere, çeşitli etnik yapıdaki vatandaşlarımızdı. Bu açıklık metinde yok. Ayrıca; şimdiye kadarki, aday ülkelerle ilgili olarak da, böylesine özenle seçilmiş hiçbir metin yok. Ekonomik seviyemizden deseniz değil, zira ekonomileri bizden çok daha kötü ülkeler var, bunlardan hiçbirisi böylesine ince ayara tabi tutulmadı. Yalnız, demokrasi ve insan hakları konusunda ve hakkımızda endişe duydukları yolsuzluklar konusunda yerden göğe kadar haklılar. Hapishanelerimizin halinden bile kaygı duyuyorlar, haksızlar mı?
Biz, daha yarım asır önce altına imza koyduğumuz İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi''nin gereklerini yerine getirememişiz.
Fikir hürriyetini teminat altına alamamışız, işkenceyi önleyememişiz ve devamlı surette insan haklarını ihlal etmişiz. Bu cümleden olarak, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi''nin aleyhimize verdiği kararların gereğini yerine getirmemişiz. Mesela; ilgili mahkeme tazminata mahkum etmiş biz ödememişiz. Tabii, bu arada Avrupalılar bir şey söyleyip bunun altını çiziyorlar. Bütün bunlar Birliğe dahil ülkelerin kabul ve uygulamak zorunda olduğu normlardır diyorlar. Biz bunlardan hiçbirisini, hiçbir ülkeye dayatmıyoruz ve şart olarak ileri sürmüyoruz. Çünkü, bütün bu ülkeler bağımsızdır; dolayısıyla bütün bu normları kendi hür iradeleri ile kabul ve uygulamak durumundadırlar. Zaten, Birliğe girmeyi de kendileri istemektedirler, diyorlar. Şimdi top Türkiye''de. 23 sene önce yaptığı gibi, topu taca da atabilir, kaleye de.. Topu kaleye attığımızda, yani bize çizilen yol haritasından gittiğimizde Avrupalının niyeti belli olacaktır. Bu yolu takip etmediğimiz şimdiye kadarki halimizle Avrupalıya bir şey söylemeye hakkımız yok.
Madem ki Avrupalı olmak istiyoruz; bu, lafla olmaz, icraatla olur.
Hükümetler ve özellikle Parlamento bu kararda olup, o yönde iradesini beyan ve tescil etmelidir.
Yoksa; yolsuzlukların, talan ve vurgunların ayyuka çıktığı bir Türkiye ile ve bu anti demokratik yapımızla, ne biz bir adım mesafe alabiliriz ve ne de bizi AB''ye alırlar. Dersimizi bihakkın çalışır da, Müslüman olduğumuz için bizi Birliğe almaz ve bunun için olmadık şartlar ileri sürerlerse ne gam?! O vakit, niyetleri başka demektir. Bizi parçalayıp bölmek istiyorlar. Böyle bir Birliğe de doğrusu bizim ihtiyacımız yoktur. ............
¥ Sevgili okuyucularım; mübarek Berat kandilinizi tebrik eder, dünya ve ahiret saadeti dilerim. F.B.

