İkra suresinde, Cenab-ı Hak, (insan, ihtiyaçsız olunca, elbette azar!) buyurmaktadır. Halbuki insan, bizatihi muhtaç, aciz ve zayıf yaratılmıştır. Dolayısıyla, haddini bilmelidir! İnsanın kulluk yapması, gönlü kırık ve boynu bükük olması, hep bu ihtiyacından dolayıdır. Deprem felaketiyle sarsılan ülkemizde, yüzbinlerce insanımız, ihtiyaç içinde hayat mücadelesi vermektedir. Normal zamanlarda yapılan yardımların sevabı; savaşsız ortamlarda, askerin manevra ve tatbikatlarına benzer. Oysa, felaket zamanlarındaki yardım ve gayretler, aynı askerin savaş esnasında gösterdiği kahramanlık gibi, üstün değerdedir. Hatta, savaş zamanında gösterilen az bir gayret bile, askeri destanlaştırır. İşte bunun gibi, felaket ortamlarında yapılacak yardımlar, Cenab-ı Hakk''ın indinde makbul olup, ecri (sevabı) hesapsızdır. İmam-ı Rabbani Hazretleri, Mektubat''ının 3. cilt 116. mektubunda; (...Allahü teâlâ, kullarına ıyalim demiş, çok merhametli olduğu için, herkesin rızkını, nafakasını kendi üzerine almıştır. Allahü teâlâ, bu ıyalinden birkaçının rızıkları, nafakaları için ve bunların yetişmeleri, rahat yaşayabilmeleri için bir kulunu görevlendirirse, bu kuluna büyük ihsan etmiş olur. Bu büyük nimete kavuşup da, bunun için şükretmesini bilen kimse, çok talihli, pek bahtiyardır..." buyuruyor. Felaket bölgelerimizde cereyan etmekte olan bazı üzücü olayları duymak bile insanı kahrediyor. Felaketi fırsat bilip de fiyatları artıran insan müsveddeleri var. Mesela o bölgelerimizde kiralar arttı deniyor; meyve, sebze fiyatları iki misline çıkmış! Kıyamet''in göstergesi olan deprem felaketinden de yürekleri incelmeyen, katı kalpli bu insanlara Allah insaf versin! Adapazarı''nın merkezine 10 ve 13. kilometrede Söğütlü ve Ferizli ilçeleri vardır. (Karasu yolu üzerinde). Çok şükür, depremde bu yörelerde hasar olmadı. Deprem öncesi ortalama 10 milyon TL olan ev kiraları, deprem sonrasında 500 marka sıçradı. Öğretmen olan bir arkadaşım, Ferizli''de 500 marka ev kiralamak zorunda kaldı. Bu hâli kelimelerle izah etmenin imkanı yoktur. Elin oğlu, (Budist Japonya), bir kalemde 8 bin prefabrik evi hediye etti. Bir Alman profesör (doktor) felaket bölgesinde gördüğü elim manzaraya dayanamamış, uçağa atladığı gibi Almanya''nın yolunu tutmuş. Eşinden, dostundan 100 bin mark para toplamış, tam teşekküllü, ameliyat araç ve gerecini ihtiva eden hastane levazımı ile Türkiye''ye dönmüş. Depremzede Türkler''e yardımcı olabilmek için, gece gündüz demeden çalışıyor. Bunlar da insan; şehrin yok olduğunu görüp evinin kira fiyatlarını 25 kat artıran da!.. Tabii, o hengamede, fırsat bu fırsat deyip evleri soyan, dükkanları yağmalayan ve hatta enkaz altında ölmüş kadının bileziklerini çalmak için, cesedin kolunu kesen de insan!.. Ölümden ve ölüden ibret almayana ne denir ki?
"Azrail başına geldiği zaman, Kırılır ayakla kol, yavaş yavaş. Mevlam nasip etsin din ile iman Akar gözlerimden sel yavaş yavaş.
Yüksek uçan gönül, yorulur bir gün, Ölçü terazisi kurulur bir gün, Herkesin yaptığı sorulur bir gün, Döner mi ya Rabbî, dil yavaş yavaş."

