Allahü teala, dünya sahnesine indirdiği insanı, kendi halinde (başı boş) bırakmamış, onu, dünya ve ahirette mesut ve bahtiyar edecek kurallar manzumesini de, yine insanlar arasında en seçilmişleri olan Peygamberler vasıtası ile göndermiştir.
2. bin yılın müceddidi (yenileyicisi) İmam-ı Rabbani 266. mektubunda, bu hususu şöyle açıklıyor:
"... Peygamberlerin (a.s.) getirdikleri dinler (-ki bunların hepsinin hakikati islamiyette vardır), insanlık için hep rahmettir ve iyiliktir. Yoksa bu emirler ve teklifler, zındık ve sapıkların zannedip söyledikleri gibi külfet, eziyet ve işkence değildir. Ve akla aykırı değildir. Bunların sık sık söyledikleri (kullarına zor ve yorucu şeyler emredip de, bunları yaparsanız cennete girersiniz demek insaf mıdır, merhamet midir? Bir şey emretmemeli idi? Herkesi kendi başına bırakıp, istedikleri gibi yiyip içmeli, gezip eğlenmeli, yatıp kalkmalı idi. Merhamet ve iyilik böyle olur!) gibi lafları, ne kadar alçakça ve ne kadar ahmakçadır.
Bunlar düşünmüyorlar mı ki, iyilik edenlere şükretmek yani, sevindiğini bildirmek, aklın gereğidir.
Din, bütün iyilikleri, nimetleri yaratan, gönderen Allahü tealaya karşı, şükrün nasıl yapılacağını göstermektedir. O halde din, bütün ilahi teklifler, aklın istediği bir şeydir. Bundan başka, dünyanın, hayatın düzeni, bu teklifleri yapmakla olur.
Allahü teala, herkesi kendi başına bıraksaydı, kötülükten ve karışıklıktan başka bir şey olmazdı. Allahü teâlânın haram etmesi olmasaydı, nefsleri, keyifleri peşinde koşanlar, başkalarının canlarına, mallarına, ırzlarına saldırır, fenalıklar, karışıklıklar hasıl olur, saldıran da, karşısındakiler de zarar görür, helak olurlardı.
[Memleketlerin ma''murluğu, insanların rahatı, yani medeniyet olmaz, insanlık canavarlık şeklini alırdı. Bugün bile, Allahü teâlâyı inkar eden, İslamiyet''i beğenmeyen, cahilliğin verdiği cesaret ve taşkınlıkla öğünen cemiyetlerin kanunlarında, Allahü tealanın emirlerinden çoğunun yer almış olduğu göze çarpıyor. Bütün insanların, dinden uzaklaştıkça, geçimsizlik, sefalet, işkence, sıkıntı ile kıvrandıkları görülüyor.
Fen aletleri, medeni vasıtalar, akıllara hayret verecek şekilde ilerlediği halde, dünyadaki huzursuzluğun, insanlardaki sıkıntının azalmadığı, arttığı göze çarpıyor. Allahü teala, insanların saadetlerine sebep olacak şeyleri emretti. Felaketlerine sebep olacakları yasak etti.
Dinli olsun, dinsiz olsun, bir kimse, bilerek veya bilmeyerek, bu emir ve yasaklara uyduğu kadar, dünyada rahat ve huzur içinde yaşar. Faydalı ilacı kullanan herkesin dertten kurtulması gibidir. Dinsiz kimselerin ve milletlerin birçok işlerinde muvaffak olduklarını görüyoruz. Kur''an-ı kerime uygun olarak çalıştıkları için muvaffak oluyorlar...]

