İnsanı en iyi bilen ve ona en yakın olan, onu yoktan var edendir. Nitekim, Kaf suresi''nin 16. ayetinde mealen: "Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin kendisine fısıldadıklarını biliriz ve biz ona şah damarından daha yakınız." buyurulmaktadır.
Hırsına son derece düşkün olan insanın acziyetini, mukaddes kitabımız apaçık ortaya koymaktadır: "Gerçekten insan, pek hırslı (ve sabırsız) yaratılmıştır. Kendine fenalık dokunduğunda sızlanır, feryat eder. Ona imkan verildiğinde ise pinti kesilir." Meâric, 19-21 "Fakat insan, Rabbi kendisini imtihan edip de ikramda bulunduğunda ve bol nimet verdiğinde, (Rabbim bana ikram etti) der. Onu imtihan edip rızkını daralttığında ise, (Rabbim beni önemsemedi) der." Fecr, 15-16.
"Nihayet nefsi onu, kardeşini öldürmeye itti ve onu öldürdü; bu yüzden de kaybedenlerden oldu. Derken Allah, kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini ona göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. (Katil kardeş): Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar da olamadım mı ki, kardeşimin cesedini gömeyim dedi ve ettiğine yananlardan oldu." Maide, 30-31.
Görüyorsunuz değil mi, sevgili okuyucularım; nefsinin elinde kalan ve kıskançlık illetine tutulan insanın gözü, nasıl kendini dahil hiçbir şeyi görmüyor? Tereddüt etmeden öz kardeşini bile öldürebiliyor!
Kıskançlık illetine duçar olan insan, öylesine kördür ki, kendisine verilen nimetleri görmediği gibi, başkasının mazhar olduklarına hased eder!
Bu haliyle insan, Allah''ın emanetine talip olur: "Biz emaneti, göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar bunu yüklenmekten çekindiler. (Sorumluluğundan) korktular. Onu insan yüklendi. Doğrusu o çok zalim, çok cahildir." Ahzab, 72.
İnsan, bu teklifi yüklenmekle büyük bir sorumluluğun altına girmiştir. Ve imtihan edilmek üzere dünya sahnesindedir. Onun, sonsuz hayata (Ahiret''e) götüreceği herşey bu dünyadadır.
Peygamberler Peygamberinin ikaz ve işaretiyle, (Bu dünya ahiretin tarlasıdır). Bu dünyada ne ekilirse, Ahiret''te de o biçilecektir.
İnsanın hırsı, hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya sarılması ve Allah''ı ve Ahiret Günü''nü unutmasıdır.
Hz. Ömer, elbisesi olmadığından, hazine amirinden, ay başında ödenmek üzere 5 dinar para ister. Hazine emirinin cevabı, insanın, kanını dondurur: Ay başına kadar yaşayacağına dair bana bir senet göndersin; istediği parayı derhal yollayayım!
Aklı başında olan, Allah''ın kalp gözünü açtığı gerçek münevver: (Bir ömür boyu ilim tahsil ettim. Gerçek Allah adamlarından ders aldım, terbiye edildim. Ulaştığım ve elde ettiğim gerçek bilgi şudur ki, hem dünyayı hem Ahiret''i kazanacağım diyen aldanır. Siz, Ahiret''i kazanmak için çalışın, dünya sizin arkanızda köpek gibi koşsun!)
Çünkü, Hadis-i Şerifte buyuruldu ki; "Bu dünya mel''ûndur. Bu dünyada Allah rızası için yapılmayan her şey de mel''undur. Velev ki, bu ibadet dahi olsa böyledir.
İşte, kulluğun sırrı, burada ortaya çıkıyor, yani imtihanın çetin şekli...
Geçen haftaki yazıda belirtmiştik; ehemmiyetine binaen bin kere daha vurgulasak azdır: İmam-ı Rabbani Hazretleri, Mektubatında buyuruyor ki; "Bir mü''min, yalnız Cehennem ateşinden korunmak ve Cennet nimetlerine kavuşmak için ibadet yaparsa, kendine tapınmış olur! Mesele, Allah emrettiği için yapmaktır.
İnsan, ben ne oldum deyip cehaletini katmerleştireceğine, ben ne yaptım da bu musibetlere duçar oldum demelidir.
Zira, Cenab-ı Hak, "Başınıza gelen herhangi bir musibet, kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir" buyuruyor. Şura, 30.
Ve yine bakınız sevgili okuyucularım, depremle yatıp depremle kalkıyoruz. Her an endişeli bir bekleyiş içerisindeyiz. Canlarımız neredeyse burnumuzun ucunda! Büyük hakikat ile yüz yüze gelebilmek için sadece 3-5 saniyelik bir zaman dilimine ihtiyaç var!
Neyimize güvenip, kibirleniyoruz, Allah aşkına!

