Cenab-ı Hak, Alak suresi''nin 6. ve 7. ayet-i kerimelerinde mealen: "Gerçek şu ki, insan kendini kendine yeterli görerek azar" buyurulur. Bütün ibadetlerde görülen kulluk (Allah katında kendi acziyetini görerek ve Allah emrettiği için ibadet yapmak), en güzel manasını Oruç ibadetinde bulur. Bu mübarek ayda mü''minler, oruç sayesinde yetersizliklerini (aciz ve muhtaç olmalarını) öylesine yaşar ve idrak ederler ki, işlemiş oldukları günahları yanarak yok olur. Ramazan da zaten bu demektir. Yani, günahların yanması manasına... Dikkat edilecek olursa, oruç ibadeti bu yönüyle cehennemî bir sıkıntıyı ve acılar acısı olan sabrı insana telkin eder. Nitekim, bir kısım günahkar mü''minler, Ahiret''te, (cehennemde) günahları yanarak yok edildikten sonra Cennet''e girebileceklerdir. Merhametlilerin en merhametlisi olan ulu Allah, şefkat ve merhametinin bir nişanesi olarak, Ramazan Ayı''nı fırsat günleri olarak mü''minlere bağışlamıştır. Adeta, Ahiret''te çok çetin azaplar yerine, dünyada iken oruç gibi bir ibadetle günahlarınızı dökün ve Mahşer Yeri''ne öyle gelin demek istemektedir. O halde nedir Ramazan Ayı''nın kıymeti? "... Bu ayda yapılan nâfile namaz, zikir, sadaka ve bütün nafile ibadetlere verilen sevap, başka aylarda yapılan farz ibadetler gibidir. Bu ayda yapılan bir farz, başka aylarda yapılmış yetmiş farz gibidir. Bu ayda bir oruçluya iftar verenin günahları afv olur. Cehennemden azad olur. O oruçlunun sevabı kadar, ayrıca buna da sevap verilir. O oruçlunun sevabı hiç azalmaz. Bu ayda, emri altında bulunanların, işlerini hafifleten, onların ibadet etmelerine kolaylık gösteren amirler de afv olur. Cehennem''den azad olur. Bu ayda, ibadet ve iyi iş yapabilenlere, bütün sene bu işleri yapmak nasip olur. Bu aya saygısızlık edenin, günah işleyenin bütün senesi gürnah işlemekle geçer!..." (İmam-ı Rabbani, Mektubat, Cilt: 1, Mektup 45) Onun içindir ki, bu kıymet ve şeref, oruç ibadetini, İslamiyet''in şartlarından addetmiştir. Peygamber Efendimiz "Bir kimse, Ramazan Ayı''nda oruç tutmayı farz bilir, vazife bilir ve orucun sevabını Allah''tan beklerse, geçmiş günahları afv olur" buyuruyor. Bazılarının sandığı gibi oruç, şu veya bu faydayı temin ettiği için tutulmaz. Elbette, diğer ibadetler gibi orucun da insanın beden, dimağ ve ruhunda meydana getirdiği sayısız faydalar vardır.
Zaten, Rabb''imiz, bize ne emretmişse bizim faydamıza, neyi yasaklamışsa da bizim zararımızadır. Yalnız burada dikkat edilcek husus, Rabb''imizin emirlerini O, emrettiği için yapmak, yasaklarını da O, yasakladığı için yapmamaktır. Bu husus, ibadetlerin imana (inanca) tealluk eden kısmıdır ki, bu olmadan yapılan ibadetlerin hiçbir kıymeti yoktur. İşte, Hadis-i Şerif''te de bu yöne vurgu yapılmakta ve "... Ramazan ayında oruç tutmayı farz bilir (Allah''ın emri bilir) ve orucun sevabını Allah''tan beklerse (şu veya bu bedeni, dimaği veya ruhi fayda umarak değil), geçmiş günahları afv olur" buyurulmaktadır. Oruç ibadeti, İslamiyet''in namusudur. Mutlaka hürmet edilmesi gerekir. Oruç, tutmayanların veya tutamayanların, (kardeşim; orucu sen tutuyorsan, sevabı sana!) deyip oruçlunun yanında yemek yemeleri, sigara içmeleri bu mübarek aya hürmetsizliğin ta kendisidir. Kabalıkların en büyüğü, en çirkinidir. Bu ay, aynı zamanda, Müslümanların hayırda yarıştıkları bir zamandır. Ülkemiz, büyük bir depremle sarsılmış, on binlerce aile, sefalet içinde yaşamaktadır. Oysa bu insanlar, daha dün bizim gibi idiler. Dirlikleri, düzenleri vardı. Hatta zengindiler. Şimdi ise aile fertleri ile beraber, evlerini, barklarını kaybetmiş birer zavallı durumuna düşmüşlerdir. Dünün zengini, bu karda kışta, yemek kuyruğunda bir tas sıcak çorba için saatlerce bekliyor! Bu mübarek ayı da fırsat bilerek, hamiyet duygusu engin milletimizin yapacakları zekat, fitre ve sadaka cinsinden yardımlarını felaketzedelere yapması öncelik kazanmaktadır. Ha gayret!..

