Kaydet
a- | +A

On gün gidip, görüp, araştırıp incelemeye çalıştığım Macaristan''ı 6 günlük dizi halinde sizlere sunmaya çalıştım. Sevgili okuyucularım.

Macarlarla bizim, tarihte, 160 seneye yakın bir birlikteliğimiz olmuş. Tarih boyu, hep başka milletlerin hakimiyeti altında yaşayan Macarlar; diğer hakim unsurlara başka, biz Türklere başka gözle bakıyorlar.

Bu hal, bir hakkın tespiti de olsa, Macar milletinin ruhundaki incelikten ve kadirşinaslıktan kaynaklanmaktadır.

Öyle ya; Osmanlı''nın son Budin Valisi''nin (çarpışarak şehit düşmüştü) kabrine, "Kahraman düşmandı! Rahat uyusun!" diye yazabilecek kadar alicenap ve kadirbilir bir millet...

Nitekim, en çok Türkolog yetiştiren millet de Macarlardır. Macar tarihçilerinden biri aynen şunları söylüyor: "... Siz Türkler, başka milletler gibi değilsiniz! Sizin tarihinizde utanılacak ve insan yüzünü kızartacak tek bir sayfa bulamazsınız... Şerefli bir tarih bıraktınız. Bunu, neden açıklamaktan çekiniyorsunuz?"

Evet, maalesef bizler tarihimizle barışık değiliz. Tarihimizin cahiliyiz! İnsan, bilmediğinin düşmanı olur derler ya; bizi, önce tarihimizin bilgisinden kopardılar, ardından da tarihimize düşman ettiler.

Türk insanı, bugün, bu ikilemi yaşıyor.

Geçen gün, çok sevdiğim, hürmetli Sait Arvas Beyefendi ile oturmuş bunları konuşuyorduk. İçini çekerek anlattı:

"Bakınız Fuat Bey kardeşim! Suriye, Asr-ı Saadette fethedilen bir memleket... 1300 seneyi aşkın bir süredir orası İslam diyarı... Oraya gidin; bugün bile halkının yüzde 25''inin Hıristiyan olduğunu görürsünüz. Müslümanlar savaş ya da sulh yoluyla girdikleri memleketlerde ahalinin dinine karışmamıştır. Toleranslı, hoşgörülü ve adil idareleri sayesinde pekçok gayr-i müslim, seve seve İslamiyetle şereflenmiştir. Zaten, dinde, zorlama olmayacağı, olamayacağı, Allah''ın kat''i emridir. Müslümanlar, dinlerinin gereği böyle davranmak zorundadırlar.

Bir de İspanya''ya bakın! Orada, büyük bir İslam devleti ve medeniyeti kurulmuştu. Hatta o medeniyet, Avrupa''yı cehaletten uyandırmış, Rönesans ve Reform''u doğurmuştu.

Gün geldi; şu veya bu sebeple oralar Müslümanların elinden çıktı.

İspanya''yı (Endülüs) işgal eden haçlılar, Müslümanları kılıçtan geçirdi. Çeşitli işkencelere tabi tutarak öldürdü. Kadınları, çocukları ve yaşlıları toplu ölümlere tabi tuttu. Gençleri de köle olarak kullandı. Olur ya; bu gençler dinleri olan İslamiyet''i başkalarına anlatabilirler korkusuyla hepsinin dillerini kestiler!...

Böylece, Müslümanların kökünü kazıdılar ve İslamiyet''in kokusunu bile bırakmadılar.

İşte aramızdaki fark!"

İşin bundan da vahimi sevgili okuyucularım; o hoşgörü, adaleti gösteren bizler barbar biliniyoruz, barbarlıkların enva-i çeşidini sergileyenler de medeni biliniyor. Bilinmesi bir yana, biz öyle biliyoruz!

Böylesine bir tarih kültürüyle, bugünlere gelebildiğimize bile şükredelim! Zira, Macar''ın ecdadımıza karşı hissettiği duyguyu, bugünkü Türk nesilleri duyamıyor. Üstüne üstlük, ecdadını karalayan, onları öfkeyle hatta lanetle anan nesiller yetiştirdik!

Geçmişten güç almayan nesillerin istikballeri olabilir mi? Olursa böyle olur, deyip işin içinden çıkamayız. Nesillerimize, tarihlerini, yansız ve doğru olarak mutlaka öğretmeliyiz.

Ne kadar acı! Bizim ecdadımızla yabancılar övünüyor!... Üstelik onlar, ecdadımızın hakimiyetinde yaşamışlar!

Bizim yaptığımız, tek kelime ile küfran-ı nimet içinde olmak yani nankörlüktür!

Bizi, bize anlatacak, bizden insanlar gelmeyecek mi ya Rabbi?