Cenab-ı Hakk, Sure-i Tahrim''in 8. ayetinde mealen; ''Ey iman edenler! Samimi bir tevbe ile Allah''a dönün. Umulur ki, Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter. Peygamberi ve O''nunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Onların önlerinden ve sağlarından (amellerinin) nurları aydınlanıp gider de, (Ey Rabbimiz! Nurumuzu bizim için tamamla, bizi bağışla, çünkü sen her şeye kadirsin) derler'' buyurmaktadır.
Ayet-i kerimede geçen tevbe-i nasuh''un manası, tevbe edenin kendi nefsine nasihat dinletebilmesi, günahlarına son derece üzülmesi ve artık onlara bir daha dönmemeye karar vermesi demektir.
Peygamber Efendimiz; ''Tevbe nedamettir yani, pişmanlıktır'' buyurmuştur.
Hakk aşıklarından Zunnun-i Mısri der ki; ''Avamın tevbesi günahtan, havasın tevbesi gafil bulunmaktan, büyük velilerin tevbesi ise, hasenatını görmekten olur.''
Resulullah Efendimiz; ''Bir günah işleyince derhal bir iyilikte bulun ki, o iyilik, o günahı yok etsin'' buyurmuştur.
Hz. Mevlana ise, meşhur rubaisinde; ''Ey günahkar! Yine gel, her ne olursan ol, yine gel! Kafir, rind, putperest de olsan yine gel! Bizim dergahımız ümitsizlik dergahı değildir. Yüz kere tevbeni bozmuş da olsan yine gel!'' der...
Hz. Mevlana''nın, bu, rahmet çağlayanına davetini yanlış anyayıp, bataklığa saplanıp kalanlar az değil. Herkes, kendi meşrebine göre anlar; onlara bir lafımız yok! Ancak Hz. Mevlana''nın işaret ettiği ve gelin dediği, Hakk dergahını görmemek için kör olmak lazımdır.
İnsan, günahtan ari değildir. Ama insanlık günahta ısrar da değildir. Erdem, bilerek veya bilmeyerek işlenilen günahlara, halis tevbe edebilmektir. Pişmanlık duyabilmektir ve Hakk huzurunda boynu bükük olabilmektir.
Hele de Muhammed aleyhisselâmın ümmeti... Hele de bu ahir zamanda!...
Bu Ümmet-i merhume''nin (günahları çok ve büyük de olsa bağışlanmış) sığınağı Cenab-ı Hakk''ın sonsuz keremidir. Nitekim, O; Bakara suresinin 160. ayetinde mealen şöyle buyurmaktadır; ''Ancak tevbe edip durumlarını düzeltenler ve gerçeği açıkça ortaya koyanlar başkadır. Zira ben onların tevbesini kabul ederim. Ben tevbeyi çokça kabul eden ve çokça esirgeyenim.''
O''nun Habibi, Sevgili Peygamberimiz de; ''Ümmetimden büyük günah işleyenlere şefaat edeceğim'' buyurarak, ümitsiz kalplere su serpmekte ve müjde vermektedir!
Ya, bize ne oluyor? Birbirimizin ufacık bir hatasına tahammülümüz yok.
Allahü tealanın bir ismi de Settar''dır; yani günahları örtücü... Rabbine kul olan mü''min, duyduğu günahı faş eden değil örtendir.
Mü''min kardeşinin bir kusuruna, bir ayıbına ve işlediği bir günaha sevinip, onu çekiştirenin aynı haller başına gelmeden ölmeyeceği bildirilmiştir.
Zaten, günahkarları çekiştire çekiştire, onlarda hiç günah bırakmamış gibiyiz!
Biz, kendi halimize yanalım!

