Kaydet
a- | +A

Günümüz insanı hasta ve mutsuzdur. Tabii bu, bilinen maddi hastalıklardan değil.. Bütün insanlığa arız olmuş bu hastalığın temelinde maneviyat yoksunluğu yatıyor. Maddi dünyasını, olabildiğince mamur eden insanoğlu, manasını bütünüyle inkar ederek, sonsuz felaketlere duçar olmuştur. Bu hal, evvel emirde insan ruhunda tatminsizliğe yol açmış; hiçbir maddi kazanç da bu boşluğu dolduramamıştır. Nasıl doldursun ki, elde edildiği zannedilen her şey, insanın manasını biraz daha törpülemiş ve nihayet kurutup tüketmiştir. Artık, madde ile baş başa kalan insanoğlu, kendisini, onunla ördüğü kafeslerin içine hapis ve mahkûm etmiştir. Halbuki, böyle yapmakla, hür ve müstakil kalabileceğini zannediyordu! Kendinden kaçan insan, yine kendisiyle baş başa kalıyordu! Ne tuhaf! Gerçek ve tek olan ma''budu bırakarak, kendi eliyle yaptığı binbir çeşit süfli maddeyi ilahlaştırmış ve bunların önünde oyuncak oluyordu! Maddeye teslimiyet, insan ruhunda sevgisizliği doğurmuş ve böylece insan, yaratılış gayesinden hızla uzaklaşmıştır. Eşya ve hadiseleri teshir etmek, onları hükmü altına almak için yaratılan insan; yaratılış gayesine zıt olarak, eşya ve hadiselerin hükmü altına girmiştir.

Zokayı yuttuğunun farkında olmayarak ve kendisini hür ve müstakil zannederek, deryanın sonsuzluğunda bir o yana bir bu yana gidip gelerek, ömür törpülemektedir. Sevgili Peygamberimiz; (İnsanlar, uykudadır. Ölünce uyanırlar!) buyuruyor. Bu hadis-i şerif, gören gözler, işiten kulaklar ve hisseden kalpler için, ikaz olarak yeter!

Ölüm nedir diye sorulduğunda, Allah dostunun verdiği şu harikulade cevaba dikkat buyurun; (Ölüm, kendisinden evvelki musibetlerin en ağırı ve eğer varsa; kendisinden sonraki musibetlerin ise en hafifidir!). İnsan, etrafındaki olay ve hadiselere baktığında; hiçbir şeyin boş ve manasız yaratılmadığını görüyor ve anlıyor. Yani, her şey, bir hikmete mebni olarak yaratılmış. Hiçbir şey, lüzumsuz değil! Eşref-i mahluk (yaratılmışların en üstünü, en şereflisi) olan insan, nasıl olur da boş yere ve lüzumsuz yaratılmış olsun?

Allah, bütün alemleri insan için; insanı da kendisi için (O''nu tanıyıp, ibadet etmeleri için) yarattı.

İnsanın yaratılışındaki bu en üstünlük, ona, aynı derecede çetin bir sorumluluk yüklüyor. Nitekim; Kur''an-ı kerimde; (Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım) buyuruluyor. Zariyat Suresi, ayet;56 Allah''a kulluk; O''nun emirlerini üstün bilip onlara hürmet etmek ve yine O''nun mahlukatına şefkatli ve merhametli olmaktır. Din de budur zaten... Geçici olan bu dünyanın zevk ve sefasına dalıp, hayatı oyun ve eğlenceden ibaret zannedenler ziyan etti. Zira bunlar, evvel emirde bizzat kendilerine ihanet etmiş ve yaratılışa aykırı davranmışlardır.

Bunlar, sonsuz hayatın başlangıcında, uyandırıldıklarında (Öldükten sonra, dirildiklerinde), yine Kur''an''ın ifadesiyle; (Keşke, toprak olarak yaratılsaydım!) deyip, pişman olacaklar ancak, bu pişmanlıkları fayda vermeyecektir.