Allahü tealanın üzerimizdeki nimetlerinin şükrünü eda etmekten aciziz. Her şeyden önce bizi, insan olarak yarattı ve o Yüce Varlığına kul seçti. Abdullah; yani Allah''ın kulu olmaktan daha güzel ne vardır? İnsan, dünyada iken, ne kadar çok ibadet ederse etsin, ne kadar çok haramlardan ve mekruhlardan kaçınırsa kaçınsın, sonunda varacağı makam, iyi bir kul olmaktır.
Nisa suresinin 78. ayetinde: ''Sana gelen her iyilik, Allahü tealadandır. Sana gelen her kötülük, çirkinlik de, kendindendir'' buyurulmaktadır.
İmam-ı Rabbani Hazretleri, ''(Abdiyyet) yani kulluk makamı, vilayet makamlarının en üstünüdür'' buyurarak, bu hali şöyle açıklıyor: ''Abdiyyet makamı, iyilikleri sahibinden bilip kendini kötü görmektir''. Öyle ya; insanın aslı adem yani, yokluktur. Allah, evvel emirde bizi, var etmekle kıymetlendirmiş ve yarattığı çeşitli varlıklar arasında insan (kul) yapmakla da şereflendirmiştir. Şu halde insan, bir ömrü secdede geçirse ve Yaradan''ını, devamlı surette tesbih etse bile, yalnızca var edilmesinin şükrünü eda edemez. Bütün bu mahlukat arasında, insan olarak yaratılmasının ve sayısız nimetlere garkedilmesinin şükrü ise gerçekten imkansızdır. Nitekim, Allah dostları: Vücudumun her kılı, dile gelse de, şükretmiş olamam nimetlerine! Diyerek, acziyetlerini ifade ederler. Cenab-ı Hakk, Kur''an-ı kerimde Sevgili Peygamberi için (abd) kul tabirini kullanır: ''Bir gece, kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye (Muhammed aleyhisselam) kulunu, Mescid-i Haram''dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa''ya götüren Allah noksan sıfatlardan münezzehtir...'' Keza; Ruhullah ve Kelimetullah derecelerine yükseltilmiş olan İsa aleyhisselam, daha beşikte iken dedi ki: ''Ben Allah''ın kuluyum. O, bana kitap verdi. Beni peygamber yaptı. Beni mübarek kıldı...'' Hazret-i Mevlana da rubaisinde: ''Men bende şüdem, bende şüdem, bende şüdem, Men bende behaclet beser-efgende şüdem, Her bende şeved şad ki azad şeved Men şad ezanem ki türa bende şüdem.'' Yani: Ben kul oldum! Kul oldum! Kul oldum!.. Ben, kulluğumu layıkıyla ifa edemediğim için utandım ve başımı önüme eğdim; her köle azad edilince sevinir. İlahi! Ben ise, sana kul olduğum için seviniyorum. Nasıl sevinmesin ki; üç günlük dünyaya aldanan ve böbürlenerek yürüyen zamanın sultanına: ''Ben, tahttan inip tabuta binen şahlardan değilim. Benim manevi saltanat fermanımın unvanı (halidine ebeden) ayetidir buyurmuştur. Ah! Alemlerin yoktan var edicisi, varlıkta durdurucusu ve yok olmaktan koruyucu olan Allahü tealaya bir kul olabilsek! Bütün mesele, kendi acizliğini bilmek ve bunu itiraf etmektir. Yani kendini bilmek!.. Sevgili Yunus''umuzun ifade ettiği gibi: ''İlim ilim bilmektir İlim kendin bilmektir Sen kendini bilmezsen Bu nice okumaktır!''

