Kaydet
a- | +A

Gazete ve televizyonlardaki haberler bir toplumun aynasıdır. İstikbaldeki tarihçi ve bilim adamları için, değerlendirilmesi gereken malzemedir. Yani, bizden sonraki kuşaklar, bizlerin çocukları ve torunlarımız, yaşamakta olduğumuz bu hadiselere bakarak bizleri değerlendirecek ve öylece yâd edeceklerdir. Dünyada tek başımıza yaşamıyoruz elbet. Onca devlet; onların da gazete, radyo ve televizyonları var. Onlar da kendi cemiyetlerinin haberlerini veriyorlar yani, toplumlarına ayna oluyorlar.

En ebleh adamın bile ilk bakışta anlayıp sezebileceği gibi, bizim aynamızdan aksedenler bir başka.. Diğerlerininkine hiç benzemiyor zira.. Bizim dışımızdakilerin hemen hepsinde evvel emirde bir sükunet hali var. Oralardaki insanlar sistemlerini oturtmuşlar. Bütün çabaları refah ve mutluluklarını daha da arttırmak ve bunun yeni yollarını arayıp bulmak. Bizdeki gibi olaylar oralarda olmuyor mu? Elbette oluyor; ancak, çok ender ve böyle bir olayın aksülameli haftalarca, hatta aylarca sürüyor. Mesela büyük bir trafik kazası (çok ölümlü) onlarda da oluyor, ama senede bir, bilemediniz iki kez.

Oralarda da soygun, gasp, adam öldürme gibi enva-i çeşit suç işleniyor. Tabii bu çeşit haberler, onların gazete ve televizyonlarında da yer alıyor. Ama, asla bizdeki gibi değil! Bizim ülkemizde yayınlanmakta olan onlarca gazetenin üçüncü sayfaları, her Allah''ın günü cinayet haberlerine ayrılır! Hem de her biri, akıllara durgunluk verecek ve insanı insanlığından utandıracak şekilde. Bizim ülkemizdeki televizyonların haber bültenlerini izlerseniz; sanırsınız ki, bu ülke gırtlağına kadar soyguna, vurguna, talana, gaspa batmış. Veya her gün, onlarca kişi birbirini boğazlıyor.

... Ve; şaşırıp kalırsınız, sokaklarda yürümekte olan bunca insanın, bu yırtıcı hayvanların panayırından canlarını, mallarını ve namuslarını nasıl kurtarıp yaşayabildiklerine!. Türk cemiyetindeki insan, insan gibi yaşayabiliyor mu gerçekten? Cemiyette cereyan etmekte olan, bu müstekreh olay ve hadiseleri duymak bile, sağlam bir bünyeyi hasta etmeye yeter.

Bir cemiyet düşününüz ki, orada meydana gelen olaylar, orada yaşamakta olan insanları çıldırtıyor! Ve insan, ister istemez soruyor: Burası ne biçim ülke? Bu ülkede yaşanır mı? Bir ülke düşününüz ki, milyonlarca insanı işsiz, aç ve sefil...

Bu ülkede devletin bankaları var. Devlet garantisinde özel sektör bankaları var.

Millet, siyasetçi diye seçip başa geçirdi. Millet, alın teri ile ve gerektiğinde tırnakları ile kazandı vergi verdi ve o vergilerle beslenen bürokratları baş tacı etti. Millet, fabrikasında, işletmesinde gerektiğinde karın tokluğuna çalışarak birilerini süper zengin yaptı.

Siyasetçi, bürokrat ve zengin el ele vererek, başta bankalar olmak üzere milleti soydu, soğana çevirdi! Sistemmiş... Bu sistemi kuran da onlar; kendilerine ve yandaşlarına yontarak çalıştıranlar da.. Millet, hırsızı hasbelkader yakalarsa da, yakaladığı bizzat polis çıkıyor! Kimi, kime ve nasıl şikayet edecek? Zira malı götüren kadı (burada, siyasetçi, bürokrat ve en itibarlı (!) zenginler)! Ufkumuzu karartan bu manzara karşısında karar verelim; bitleri mi ayıklayalım, her yanını bitlerin sardığı yorganı mı yakalım? Türk cemiyeti nereye?