Kaydet
a- | +A

Türkiyemiz, çok gerekli, bir dizi ekonomik ve sosyal reformları gerçekleştiremediği için hantal bir görünüm arzediyor. Oysa, bulunduğu coğrafya, hantallığı kaldırmaz.

Zira, bu coğrafya, dünyanın herhangi kuytu bir yeri olmayıp; Doğu ile Batı''nın ve Kuzey ile Güney''in kavşak noktasıdır. Bu hal, dün de böyle idi; bugün de böyledir.

Dikkat edilirse, Türkiye''nin değeri her geçen gün artmaktadır. Biz, farkında olalım veya olmayalım, dünyanın gözü-kulağı üzerimizdedir.

Güçlü ve kudretli olmak, üzerinde yaşamakta olduğumuz bu çetin coğrafyanın gereğidir.

Asrın başlarında, yıkılan imparatorluğumuzla terk ettiğimiz topraklar (Ortadoğu, Balkanlar, Kafkasya), netameli coğrafya olmaya devam ediyor. İki cihan savaşına rağmen, bu bölgelerde taşlar yerlerine oturtulamamıştır.

Bundan sonraki dünyanın geleceği de, bu netameli coğrafyanın şekillenmesi ile ilgilidir. Onun içindir ki, dünya devlerinin gözleri bu coğrafyadadır.

Bölgenin kilit ülkesi de Türkiye''dir.

Olmak ya da olmamak gibi, iki seçenekle karşı karşıyayız! Bu durum, tamamen dünyanın bize olan bakış açıları ve bizim için besledikleri niyetlerle ilgilidir.

Dün de aynı niyetlerle bakmışlardı ki; o dönem, "Hasta Adam"dık. Hastalığımızı yenemedik, yenildik ve imparatorluğumuzdan olduk.

Bugün dünyada, görünürde iki dev boğuşuyor. ABD ve Almanya..

Almanya, Türkiye''yi oyalayarak AB liderliğine oynuyor! Sinsi bir şekilde hinterlandını doğuya doğru genişletiyor.

ABD, bu durumun farkında ve bunu önlemek için Balkanlar''a yerleşti. (Arnavutluk, Kosova, Makedonya, Bosna...)

ABD''nin Ankara Büyükelçisi Mark Parris, Türkiye ile ülkesinin Orta Asya''daki çıkarlarının örtüştüğünü açıklıyor ve birlikte hareket edelim demeye getiriyor!

Almanya, Dışişleri Bakanı''nı ülkemize gönderiyor, Türkiye''nin AB''ye girmesi için, Kopenhag kriterlerine uyulmasını hatırlatıyor ve önümüzdeki Helsinki zirvesine göz kırpıyor!

Türkiye, başta ABD olmak üzere AB ülkeleri ve tabii Almanya ile, İsrail''le birlikte Arap ve İslam ülkeleri ile, komşu ve bölge ülkeleri ile ilişkilerini sıcak götürmek zorunda olan bir ülke...

Bunun için de, evvelemirde, şu hantal yapısından kurtulması lazım. Başta insan hakları olmak üzere bir dizi ekonomik ve sosyal reformları gerçekleştirmesi gerekiyor.

Bu tarihi fırsat, mevcut hükümetin elinde vardır.

Rahmetli Özal, Türkiye''de değişimi sağlayacak reformların kararlarını, iktidarının ilk 40 gününde aldı.

21. Asrın, Türk asrı olmaması için hiçbir sebep yoktur. Tarihi fırsat önümüzdedir. Ve çok şükür Türkiye "Hasta Adam" değildir.

İdarecilerimize düşen en önemli görev, Türk halkını tanımaları, dertlerini bilmeleri ve ona güvenmeleridir.

Her oluşumun yolu iç barıştan geçiyor zira.

Başbakan Ecevit, iş ve ekonomi çevrelerini rahatlatan ve piyasalara nefes aldıracak bir dizi kararı açıkladı.

Hatadan dönme faziletini gösterdi.

İç ve dış siyaset, ekonominin sırtında yürüdüğüne göre; atılan bu ilk adımı diğerlerinin takip etmesi gerekiyor.

Umutla bekliyoruz.