Evet; biz ne çektiysek, komşularımızla olan kötü münasebetlerimiz yüzünden çektik.
Mesela; Abdullah Öcalan''ın Suriye''de olduğunu ve oradan himaye gördüğünü biliyorduk. Yetkililerimiz, Suriye''ye gittiklerinde, Öcalan''ın kalmakta olduğu adresi bile, Suriye''li yetkililere veriyordu. On binlerce insanımız öldü ve biz, 15 sene bu Suriye''nin ağız kokusunu dinledik! Ta ki, bir Orgeneralimiz, Hatay''dan haykırıncaya değin!.. Bugün de komşumuz Yunanistan, aynı ilkel oyunların peşinde.
1937''deki Türkiye ve dünya şartlarını düşünün! Bundan iki sene sonra, dünya büyük devletlerin amansız bir savaşına sahne olacaktır. Türkiye ise, gerçekten hazır olmadığı için bu büyük savaşa girmemiştir.
Ama; büyük Atatürk''ün sağlığında, Suriye''ye ve hatta bütün bir dünyaya haddi bildirilerek, Hatay Anavatan''a katılmıştır.
Bakınız; İsrailli ve Filistinli yetkililer ABD''nin patronluğunda, Washington''da bir dizi toplantı yapıyorlar. Anlaşamadan ülkelerine dönüyorlar. Filistin''de olaylar çığırından çıkınca, her iki devletin yetkilileri de soluğu ABD''de değil Ankara''da alıyorlar. Bunun bir manası olsa gerektir. Biz bilmiyoruz ama; sanırız bizi de aşan büyükçe bir manası olsa gerek! Mısır bile, dışişleri bakanını Ankara''ya gönderiyor, ancak muhatap bulamıyor! Apar topar geri çağrılıyor. Ve ne hazindir ki, Türkiye''de yapılması gereken toplantı, Mısır''da yapılıyor! Türkiye''nin büyüklüğü ve gücü, ehil olmayan politikacılar elinde harcanıyor. Dünü hatırlayın! Hani şu kepaze hali!
Türkiye''nin başbakanı, Kaddafi''nin çadırında istiskale uğruyor. Kendi şahsı uğrayabilir, bu kimseyi ilgilendirmez. Ama; bir başbakan olarak, temsil ettiği millete bu zilleti reva göremez. Buna ne hakkı ve ne de haddi vardır. Şu Yunanistan''ı görüyorsunuz! Hani; depremden sonra can ciğer kuzu dolması olduğumuz (!) Yunanistan''ı.. Bu Yunanistan, Ege''deki adaları antlaşmaların hilafına, seneler senesi silahlandırıyor. Buralarda askeri havaalanları açıyor. Bütün bunlara, ülkemizi tehdit ettiğini bile bile; bilmem neyin nezdinde protesto etmekten maada göz yumduk. Bu Yunanistan''ı biz, Karadeniz''e kıyısı olmamasına rağmen, Karadeniz ülkeleri bölgesel işbirliğine davet ve dahil ettik. Üstelik hiçbir karşılık beklemeden.. Şimdi, bu Yunanistan''ın AB''de, Türkiye''ye takındığı tavrı biliyoruz. Başta ABD''nin ve diğer bazı büyük devletlerin zorlamasıyla, bizim için bazen kerhen evet dediği veya suskun kaldığı oluyor; o kadar. Müştereken yürüttüğümüz NATO tatbikatındaki herzelerine ne demeli? Bunca düşmanlığı yapan Yunanistan''a karşı, Türkiye''den niçin gür bir seda çıkmıyor? Neden, gücümüzü unutup, hep alttan almak zorunda kalıyoruz? Hem, alttan alıyoruz da ne oluyor? Görüyoruz ki, ellerinden geleni artlarına koymaya niyetleri yok bunların! O halde, onların anladığı lisanla konuşalım! Bakın bakalım, o zaman nasıl hizaya geliyorlar?! Tıpkı Suriye gibi...

