Kaydet
|

Ramazan Erem/ Hukukçu

Cezaevlerinde mahpusları ıslah edebilecek yeterli sosyal ve psikolojik ortam hiçbir ülkede tam olarak sağlanamamaktadır. Bir de buna ilave olarak mahpusların birbirlerinden menfi etkilenebilecekleri gerçeği de eklenmektedir. Bu yüzden suç işlenmesine mâni olabilecek kontrol mekanizmalarının hayata geçirilmesine her geçen gün daha çok ihtiyaç duymaktayız.

Türkiye’de son dönemde toplumu ifsat eden uyuşturucu, yasa dışı bahis ve sanal kumar gibi suçlarla etkili bir mücadele verilmektedir. Yılın ilk dört ayı içerisinde ülke çapında düzenlenen operasyonlarda; uyuşturucu suçlarından 26 bin 277, illegal bahisten 8 bin 1 ve sanal kumardan 276 olmak üzere 34 bin 554 kişi hakkında soruşturma başlatıldığı bilgisi kamuoyuna yansımıştır. 2026 yılının ilk 4 ayı için açıklanan suç bilançosu, gelecek adına insanı endişeye sevk etmektedir. Soruşturma başlatılan suçların türü ile suça muhatap insan sayısı nazarıdikkate alındığında, suçla mücadelede cezalandırma tedbirleri yanında önleyici tedbirlerin geliştirilmesine de her zamankinden daha çok ihtiyacımız olduğu söylenebilir. Suçla mücadele konusu, sadece adli ve kolluk makamlarının tek başına üstesinden gelebileceği bir sorun olmadığı için, başta kamu kurum ve kuruluşları olmak üzere birey, aile, komşu, okul, cami gibi toplumun bütün paydaşlarının içinde olduğu komplike bir mücadeleye de ihtiyaç duyulmaktadır.

ADLİ İSTATİSTİKLER İNCELENEREK ÖNLEYİCİ YÖNTEM GELİŞTİRİLMELİ

Bilişim sistemi ve istatistik biliminin sunduğu imkânlar sayesinde günümüzde artık suçların türü ile şehirlere göre dağılımı gibi pek çok konuda objektif veriye kolaylıkla ulaşılabilmektedir. Geleceğimiz adına sağlıklı bir öngörüde bulunabilmenin yolu geçmişin ve bugünün doğru analiz edilmesinden geçer. Adli İstatistik verilerden faydalanılarak, suç işlenmesini ortadan kaldırmaya veya azaltmaya dönük stratejik eylem planlarının hazırlanmasına ve hayata geçirilmesine daha çok önem verilmelidir.

Suçun önlenmesi stratejilerini teorik olarak ilk defa ABD’li kriminologlar Brantingham ve Faust (1976), “aslî” (birinci), “talî” (ikinci) ve “üçüncü önleme teorisi” başlıklarıyla sınıflandırmışlardır. Aslî suç önleme teorisi; suçluları hiç dikkate almadan suçun meydana geldiği fizikî ve sosyal ortamda düzenlemeler yapılarak suçu önlemeye çalışmayı esas alır. Talî önleme teorisi; ileride suç işleme ihtimali yüksek olan kimselerin düzeltilmesine yönelik faaliyetleri konu alır. Üçüncü önleme teorisi ise; suç işlendikten sonraki dönemde, suçluların ıslahı, rehabilitasyonu ile ilgilenen ve günümüzde de infaz olarak tanımlanan ceza adalet sistemini oluşturan yaklaşımı benimser. ABD’li kriminologlar tarafından geliştirilen bu teoriler sınırlı kalmamış, zamanla başkaca hukukçular tarafından farklı teoriler de tartışılmıştır.

CEZAEVİ SUÇLUYU DAHA DA KÖTÜ HÂLE GETİREBİLİYOR

Cezaevlerinde mahpusları ıslah edebilecek yeterli sosyal ve psikolojik ortam hiçbir ülkede tam olarak sağlanamamaktadır. Bir de buna ilave olarak cezaevi ortamında mahpusların birbirlerinden menfi etkilenebilecekleri gerçeği de eklendiğinde, buraya düşen suçlunun ıslah olması bir yana, tahliye olduğunda yeni suçlar işlemeye meyilli hâle geldiği değerlendirilmektedir. Ceza adalet sisteminin cezaevine düşen mahpusları ıslah edecek yöntemleri yeterince geliştiremediği dikkate alınarak, suçla mücadelede suç işlenmesine mâni olabilecek, önleyici, caydırıcı, uygulanabilir kontrol mekanizmalarının belirlenmesine ve kurumsallaştırılmak suretiyle hayata geçirilmesine her geçen gün daha çok ihtiyaç duymaktayız.

Suçla kalıcı ve etkili bir mücadele için bugünden geleceğe “risk faktörlerini” belirleyip kısa ve uzun vadede tedbirler alınması önem arz etmektedir. Konu hakkında isim yapmış teorisyenler tarafından yapılan çok sayıdaki uluslararası araştırma ile (Farrington, 2007: 602-640; Farrington v.d., 2012: 70-88; Lab, 2010: 134-137; Hawkins v.d., 2000:2; O’Mahony, 2009: 100-101; Loeber, v.d. 1986: 29-130; Blackburn; 1997; Kelly v.d., 2003) risk faktörleri tablosu hazırlanmasının ve bu tabloya göre çözüm önerileri geliştirilmesinin önemine vurgu yapılmıştır.

Suç teşkil eden bir eylem gerçekleştiğinde, olayın aydınlatılması, failleri yakalanarak cezalandırılması kaçınılmaz bir kamu refleksidir. Suç gerçekleştikten sonra devreye giren ceza adalet sistemi tek başına suçları azaltmaya ve toplumu daha emniyetli bir yapıya dönüştürmeye yetmediği gerçeği nazarıdikkate alınarak, ayrıca suç işlenmesine mâni olacak önleyici ve koruyucu stratejik tedbirlere de ihtiyaç olduğunun farkındalığı ile bireyleri suça iten sebepler ile kişiler arasında oluşan bağı ortadan kaldırmaya yönelik önleyici tedbirler geliştirilebilirse, suç işlenmesinin hiç olmazsa azaltılabileceği pekâlâ söylenebilir.

KİŞİSEL RİSK FAKTÖRLERİNİN BELİRLENMESİ GEREKİR

Kişiyi suç işlemeye iten risk faktörleri vardır. Bu faktörler çeşitli ortamlarda yansıma bulur. Örneğin bir çocuğun aile ve çevresel faktörlerinde onu suça itebilecek dezavantajlı bir durum var ise bu olumsuzlukların iyileştirilmesine yönelik zamanında yapılan müdahalelerle o çocuğun gelecekte kriminal bir kişilik olmasına mâni olunabilir.

SUÇUN MADDİ VE MANEVİ YÜKÜ

Her suçun ferde, aileye ve topluma ayrı ayrı yansıyan maddi ve manevi bir yükü vardır. Geliştirilecek önleyici stratejiler sayesinde suç tehdidi minimize edilerek hiç olmazsa toplumda güven duygusu güçlendirilmiş olur. Bu amaçla yapılan ilmî çalışmalarda; suç işlenmeden önce engellenmesine yönelik tedbirlerin maliyetinin de suç ortaya çıktıktan sonra maruz kalınan maddi ve manevi kayıplara kıyasla daha az olduğu değerlendirilmektedir. Kişide kriminal davranışın gelişimini önlemeye odaklanan ve erken müdahaleyi savunan “Gelişimsel Suç Önleme Teorisi” ile suç işlemeye meyilli risk gruplarının gözlem altına alınarak, onlarda suç eğiliminin gelişmesine sebep olan olumsuzlukların daha az maliyet ve zahmetle engellenebileceği savunulmaktadır.

Suçun türü, suça iten sebepler ve şahsi risk faktörleri yönünden farklı değerlendirme yapmayı gerekli kıldığından, önleyici yaklaşımların da suçla mücadelede çeşitlilik arz etmesi gerekir. Suç işlenmesini önleyecek etkili ve önleyici yöntemleri geliştirip uygulamaya koymadan, cezaların en yüksek hadden tatbiki, cezaevi sayılarının artırılması gibi cezalandırmaya ve infaza ilişkin yaptırımların, mücadelede istenilen neticeyi hasıl etmesi mümkün değildir.

Okulların açılması ile yine okullarımızda milletimizi üzen birkaç silahlı saldırı olayına maalesef yine şahit olduk. Öğrenci-Okul-Aile, arkadaş denkleminde bilinçli bir iletişim ve sağlıklı bir gözlem ile belki de bazı olaylar yaşanmadan önüne geçilebilir. Yeter ki, toplumun bu katlanmaları arasında samimi, hassas ve güvene dayalı sağlıklı bir iletişim köprüsünün kurulmasını başarabilelim. Toplumun her katmanı tarafından en ufak bir olumsuzluk dahi göz ardı edilmeden, mahremiyetler korunarak, psikolojik veya ailevi problemleri olduğu düşünülen öğrenciler önce uzaktan iyi gözlemlenmelidir. Tedavi edici müdahalelerin gerekli olduğu düşünülen durumlarda da kamu kurumları bundan haberdar edilerek, gerekiyorsa bireyin ve ailenin inisiyatifine dahi bırakmayacak tıbbi müdahalelerin gecikmeden yapılmasını sağlanmalıdır. Sağlıklı bir gözlem ve iletişim köprüsünün inşasına ihtiyacımız bulunmaktadır.

Suçla mücadelede suçun meydana gelmesinde etkili olan tüm risk faktörleri uzman adli psikolog, sosyolog ve hukukçular tarafından dikkatlice incelenerek, suçun işlenmesini zorlaştırmaya veya peşinen engellemeye yarayacak türden;

  1. Suçlu odaklı suç önleme,
  2. Suç türü odaklı suç önleme,
  3. Çevre odaklı suç önleme,
  4. Mağdur odaklı suç önleme,
  5. Risk grubu odaklı suç önleme,
  6. Sosyoekonomik-kültürel odaklı suç önleme
  7. Hukuksal yaptırım odaklı önleme anlayışlarını kapsayan ve hep birlikte uygulanabilen komplike bir mücadele yönteminin hayata geçirilmesi için önleyici çalışmaların ön plana çıkarılması tavsiye edilebilir.

Bugün toplum olarak en çok mücadele verdiğimiz uyuşturucu, alkol gibi bağımlılık yapan kötü alışkanlıklarla mücadelede, alışkanlığı ve bağımlılığı erken dönemde fark etmek son derece önemlidir. Erken dönemde fark etme konusunda ise annelerin çok önemli bir rolü bulunmaktadır. İçişleri Bakanlığımız tarafından 23 Ekim 2020 tarihinde “En İyi Narkotik Polisi Annedir” mottosu ile ön plana çıkartılan çalışma, suçla mücadelede önleyici tedbirlere verilebilecek en güzel bir somut örnektir. (Türkiye Uyuşturucu Raporu, 2020:128).

PROJENİN AMAÇ VE KAPSAMI DİĞER SUÇ TİPLERİ İÇİNDE MODELLENEBİLİR

  1. Erken teşhis: Çocuklardaki davranış değişikliklerini ve madde kullanımını en çabuk fark edebilecek kişinin anne olduğu olabileceği bilincini geliştirmektir.
  2. Eğitim ve bilinçlendirme: Annelere uyuşturucu maddelerin zararları, bağımlılık belirtileri ve aile içi iletişim yolları hakkında seminerler verilerek, ailenin mücadelede etkin rol üstlenmesini sağlamaktır.
  3. Güvenlik güçleriyle iş birliği: Toplumun her kesiminin konuya duyarlı olmalarını sağlayarak, uyuşturucu kullanımının ve zehir tacirlerinin toplumda barınmalarının önüne geçilmesini sağlamaktır.
  4. İhbar Mekanizmaları: Şüpheli durumlarda konu ile ilgili yetkili ve görevli kamu kurum ve kuruluşları ile kolluk güçlerine durumun hızlıca bildirimini teşvik ederek, delilleri ve sorumluların kaybolmadan elde edilmesini sağlamak.
  5. Günümüzde Bilişim sistemi ile İstatistik biliminin nimetlerinden istifade edilerek; İl, ilçe, mahalle, köy, aile, birey bazında risk faktörleri kolayca belirlenebilir durumdadır. İleri vadede suç işlenmesinin önüne geçmek adına kamu kurum ve kuruluşları ile toplumun tüm paydaşlarının destek verdiği çok kurumlu ve çok boyutlu kentsel suç önleme birimleri ihdas edilerek, sahada hayata geçirilebilmesi düşünülebilir.
  6. Vatandaşların suç mağduru olmadan veya “suç mağduru olma korkusu hissetmeden” güven içinde yaşamalarını sağlamak için, önleyici tedbirlerin, caydırıcı cezaların ve etkili infaz kurallarının hep birlikte uygulandığı bir sistem geliştirilerek, hiç olmazsa suç işlenmesini en aza indirilebilmenin çareleri aranmalıdır.

GELENEKSEL YAPININ ZAYIFLAMASI VE SUÇA YÖNELİM

Gelişmiş pek çok ülkede suç işlenmesini önlemek için çok ciddi önleyici stratejiler geliştirildiği bilinmektedir. Ülkemiz için de geçerli olan araştırmalarda, gelenekçi anlayıştan uzaklaşma nispetinde suç oranlarında artış olduğu değerlendirilmektedir. Geleneksel yapının zayıflaması ile suça yönelim arasında doğru orantı olduğu tespiti önemsenerek, toplumun örf, âdet, dinî, millî ve manevi değerleriyle olan bağını gerçekten kuvvetlendirecek çalışmaların, manevi değerlerin olumlu etkilerine olan farkındalığın artırılmasına her zamankinden daha çok ihtiyacımız olduğu değerlendirilmektedir.

…..

Yararlanılan Kaynaklar;

https://dergipark.org.tr/Prof. Dr. Zahir KIZMAZ/Suç Nasıl Önlenebilir? Bütüncül Bir Model Gereksinimi.

Geniş Açı - Fikir ve tartışmada son yazılar...

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.