Kaydet
a- | +A

KALIBI kıyafeti yerinde kazık kadar adamlar hiç sıkılmadan uluorta konuşuyor. Televizyoncu geçinen bazı şaptirikler de altın madeni bulmuş gibi bu ağızlara doğru yelken-kürek seyirtiyor:

"Aman söyle, aman devam et!" sevinmeli Türkiye ve insanlık habersizleri, "iş yaptık" keyiflerine sırılsıklam bulanmuş halde sırıtıyor:

"Daha, daha!"

Ve kazık kadar adamlar, cehalet çukurundan, hepimizin üstüne ekran ekran zifos sıçratıyor.

* * *

Neymiş efendim?

"Devletimiz büyüktür, yaraları saracaktır" sözleri çirkin ve lüzumsuzmuş. Bir âfet sonrasında "Türkiye küçük devlettir, yaraları saramaz, ne haliniz varsa görün" mü denmeliydi?

Kalıbı kıyafeti yerinde kazık kadar adamlar belli ki, Türkiye''yi gerçekten küçük görmek, küçük göstermek sevdâlısı.

Ayıba bakın...

Bakın da, suratına tükürülecek adamları uzaklarda aramayın.

* * *

Buyurun, bir nâne daha.

Efendim, "Adriyatik''ten Çin Seddi''ne kadar Türk Dünyası" sözleri palavra imiş. İkide bir böyle seslenmek hiçbir yarar getirmezmiş. Komikmiş.

Kazık kadar adamların hükmü bu.

Fikir, ideal, hayal yoksulu bu adamlar, unvanları; Prof. Dr. uzman, eğitici bile olsa toplumun ayak takımı ve hazımsızlarıdır.

Bunlar yıkıcı, devrici, müzmin menfî karakterlerdir. Onlara ancak acınır.

* * *

Hayrettir ama, aynı kafalar "Büyük Türkiye" haykırışından bile rahatsız.

Bilmezler ki, dünya bir büyüklük yarışındadır. Ticarette, üretimde, pazarlamada, ilerlemede, askeriyede bu yarış her saniye devam etmektedir. Kaldı ki her milletin üstün idealleri ve hedefleri olmak gerekir.

Hedefsizlik, teslimiyetçilik, kendine güvensizlik kat''iyyen sermaye değil. Durağan ve kendini küçümseyen toplumların 21''inci yüzyılda yerleri yok.

* * *

Aynı kazıkların ve aynı kalıptaki küçük basiretsizlerin "En büyük asker bizim asker... En büyük ordu bizim ordu!" iftiharına dudak bükerek yaklaştıklarını görüyoruz.

Utanmazlığın demek ki sınırı kalmamış.

Küçüklüğün demek ki hududu kayıp.

Toplumun ayak takımı, sözümona aydınlar nice zamandır iyi imtihan veremiyor. Yarı sırıtık, yarı öfkeli haller içinde durmadan pislik sıçratıyorlar.

Yani kendilerini...

* * *

Kalıbı kıyafeti yerinde kazık kadar adamlarla onların zavallı ortağı televizyoncular, enkaz altından yeni çıkarılmış depremzedelere bile mikrofon uzata uzata "Zordasınız değil mi; ekmeğiniz, aşınız yok, devlet size sahip çıkmıyor değil mi?" zıpırlığında yaklaşıyor.

Meğer içimizde ne kadar da zavallı varmış, ne kadar kindar, kalleş ve pislik?