TÜRKİYE''DE herkesin en iyi yaptığı iş azarlamaktır. Çapım ne?.. Mevkiim, seviyem, sağduyum hangi boyutlarda? Bunlar akıllardan itelenmiş gibi.
Durmadan azarlamaktayız.
¥¥¥
Barolar Birliği Başkanı azarlar, Anayasa Mahkemesi azarlar, Yargıtay başkanı azarlar, mîmarlar azarlar.
Asker azarlar, sivil azarlar.
Siyâsetçi, işadamı, odalar, birlikler, sendikalar azarlar.
Kimi?
Elbette birbirlerini.
Türkiye''de en bol kullanılan hürriyet budur?
Azarla azarlayabildiğin kadar.
¥¥¥
Feminist azarlar, ümanist azarlar.
Köfteci müşteriyi, sıvacı duvarcıyı, tamirci şoförü, şoför yolcuyu azarlar.
Bir moda çıktı, gözünüz aydın.
Artık bakanlar bakanları azarlamakta. Yetmiyor, havaalanındaki kule memurları pilotları, pilotlar görevlileri azarlıyor.
Buyurun.
Hepimizin burunları kızarık, azarlayacak adam arıyoruz. Ne çok azarlayan ve ne bol azarlanan var?
¥¥¥
Televizyoncu şarkıcıyı, şarkıcı spikeri azarlıyor. Açık oturumlarda bile profesör profesörü paylıyor.
Yahu, bir lokma nükte?... Yok.
Aman, bir santim espri?... Yok.
Dedik ya, azarla azarlayabildiğin kadar.
¥¥¥
Acep; üç, beş, altı asırdır suskun kalan, eli böğründe bir millet bunun için mi uyandı? Yüzyılların suskunluğu bu devirde mi bozuldu?
Hani bu işin freni?
Sanırım, vitesi ve debriyajı bozuk gidişat epey sürecek.
Süpaplar kötü patladı. Artık tek tek ve grup grup öfkeler fışkırtıyoruz. Kime karşı?
Birbirimize karşı. Kırıp dökerek, durmasız-dinlenmesiz esip yağmadayız.
¥¥¥
Hafakanlar ayakta. Beyinlerde cereyan kaçağı var. İnşaallah yanılırız, kaçaklar çabuk tâmir olur. Çünki bu ölçüsüz bağırtı ve hedefsiz azarlamalar her kesimi fazla üzüyor. Birbirimize yetişmekten iş göremez hallerdeyiz.
Sabahları gazeteleri, akşamları televizyonları açtığımızda haber yerine "Maber" görüyor, kim kimi azarlamış önce onu öğreniyoruz.
En gerekli merak şu:
Bugün kim kimi?
¥¥¥
Ne biçim hürriyettir, akıllar ermez. Azarlayan azarlayana, bağıran bağırana. Herkesin eli herkesin yakasında. İyi de:
Türkiye zedeleniyor.
Yoruluyor, daha da acısı Türkiye yırtılıyor.

