DÜNYANIN en güzel fakat en netâmeli topraklarında oturuyoruz. Altı kımıldıyor, üstü kayıyor. Yetmezmiş gibi, etrafımız fırdolayı memleket. Birinin ayağı burkulsa Türkiye''nin başı ağrıyor.
Kafkaslar''daki patırtı, Balkanlar''daki gürültü, Filistin meselesi; İran, Irak, Suriye ile olan pamuk ipliği dostluklarımız bundan böyle de tedirginliğe sebeptir.
Böyle bir coğrafyada kırk kerre ölçmeden biçilmiş politikalar Türkiye''ye yakışmaz.
* * *
Uzun vâdeli, fevkalâde kararlı, zaman zaman da esnek diplomasilere ihtiyaç var. Bölgemiz; yırtıcı, öfkeli, ince elenmemiş siyasetlere "Olur" vermiyor. Cumhuriyetten bu yana yürütülen politikalar yerindedir.
Ki, 1922''den beri kimseyle savaş içinde değiliz.
Analar artık ağlamıyor. Hüzün yüklü türküler, ağıtlar, gözü yaşlı ninniler dönemini gerilerde bıraktık. Her neslin iki kere harbe çağrıldığı devirler tarih oldu.
Netice: Sağlıklı ve okumuş kuşaklara eriştik, bir... Ekonominin sanayinin, ticaretin sırlarını çözdük, iki.
* * *
Ama...
Gene aynı coğrafyadayız. Etrafımız yine fırdolayı memleket. Altımız kımıldıyor, üstümüz oynuyor.
Biz Türkler, dört mevsimin dolu dolu yaşanmadığı enlemlere hiç itibar etmemişiz. Türkistan, Horasan, Anadolu, Rumeli, Balkanlar dışında yurt edinmemişiz. Sözgelimi; Karadeniz''in kuzeyi, Akdeniz''in güneyi, Baltık civarı, çöl diyarları bizi ilgilendirmemiş.
Ufak tefek stratejiler, ticaret yollarına hâkimiyet, deniz üslerine ihtiyaç sebebiyle mevsimsiz coğrafyalara mevsimlik alâkalar göstermişiz, o kadar.
Asıl vatan Anadolu bilinmiş.
Ve Asıl Vatan''ı savunmak için Galiçya''da, Musul''da, Şam''da, Bingazi''de vuruşmuşuz. Kavgaları vatan dışında karşılamışız.
Yani, dört mevsimin tadına, doyasıya varılacak. Bu iklimi öle-dövüşe bizim kılmışız.
* * *
Adını da ne güzel koymuşuz: Devlet-i Ebed Müddet. Yani, kıyamete kadar yaşayacak olan devlet.
Bu, aynı zamanda bir yemindir.
Hatta emirdir: "Ey bu coğrafyada yaşayan ve yaşayacak olan nesiller!.. Çok güçlü bir orduya sahip olun, ikiliklere düşmeyin ve durmadan gelişip zenginleşin ki, sağlamlığınıza imrenilsin, sizden söz edenler sizleri saygı ile ansın!"
Bu yemin, asırları kucaklayan bu emir, akıllarda sımsıkı tutulmalı.
* * *
Meselenin özüne geliyorum... Gençlerimiz bu yeminin gereklerini yerine getirmekle görevli. Önce "Örfün insanı" olmalılar: Sıhhatli, kültürlü, cesur, barışçı ve tahammüllü.
Uyuşturucu illetinden, sapık inançlardan kavgacılıktan uzak durmalılar.
Yıkımdan değil, tâmirden yana gayretlenmeliler.
Küçüklük kompleksinden kurtulmalılar.
* * *
Büyük başın ağrıları da büyük olur. Şaşırıp telâşlanmak yok.
Dik yürüyün. Biz hep bu coğrafya ile gurur duyduk. Vaktidir, bu coğrafya da artık bizimle gurur duyabilmeli.
Amerika''daki Ecevit''e bu duygularla Türkiye''den merhaba.

