Kaydet
a- | +A

EVET ya... Böcekler olmasaydı aç kalırdık. Rüzgâr bizlere küsse, karıncalar bir yıl yuvadan çıkmasa gene hallerimiz haraptı. Ne elma yiyebilir ne zeytin alabilirdik. Karıncalar, böcekler ve rüzgâr biz insanların hizmetinde. Solucanların bile ürün bereketinde faydaları var. Ve kumun, ve kilin, hümüsün. Az kumlu toprak suyu derine indirmez ve çatır çatır çatlar. Hümüs eksikse bitkiler tohuma geçemez, boy veremez. * * *

Dönüp bakmadığımız minicik gerçekler hayatın temel taşları. O yüzden yaratılmışların tamamı önemli ve mübarektir. Koyunu düşünsenize... Ilıman iklim hayvanı koyunların o sık ve uzun yapağıları kendine fayda sağlamaz. Bol yağlı ve ağır kuyrukları da koyun için ihtiyaç değildir. Koyun da Yüce Yaradan''ın insanlara armağanı. Var oluş sebebi; etiyle, yünüyle, yağıyle, biz canlılara hizmettir. Bakmayın siz, "Zavallı koyunları bayram-seyran demeden kesiyoruz" diyen kıt ve küt fikirli gevezelere. Onlar ilâhi dengelerin farkında bile değil. * * *

Bir doğudan bir batıdan esen; gâh ferahlatan, gâh fırtına olup bizleri ürküten rüzgâr, sade yeryüzünde değil gökyüzünde de görevli. Rüzgârlar bir ay esmeyi unutsa, dünya sıcaktan, yağmursuzluktan boğulur. Ve yeşillik alır başını gider de bir daha dönmez. Küçüğü küçümsemeyin. Basiti hor görmeyin. En tılsımlı hakikatler detaylarda gizli. * * *

Çekecek, firkete, çengelli iğne, düğme, gözlük, ayna, kalem, kapı kolu, sifon, musluk, kâğıt, cam, bardak, kaşık, kablo, ampul... Bir ân için bunları, bu minicik gerçekleri yok farzedin. Hayat allak bullak olur. Şirketler çöker, kurumlar batar ve medeniyet biter. Bütün büyükler ve büyüklükler minik gerçeklerin üzerinde duruyor. Kapı kolsuz, aynasız, düğmesiz, anahtarsız, bijonsuz, camsız, ibresiz, göstergesiz bir otomobil düşünebilir, bir uçak hayal edebilir misiniz? Küçükler, dikkate değmez sandığımız minnacık buluşlar uygarlıkların temel direği. "Küçükler güzeldir" diyen kafalar haksız mı şimdi? * * *

Ama kaba saba yaşayanlar hep kocamanlık peşinde. Erilmesi gereken sırlara uzanamıyorlar. Teferruatın tadına bir varabilsek. İşte matematik orada başlıyor. Sanat ile estetik te orada, teferruatta filizleniyor. Dahası; sosyoloji, tarih, tıb, mûsıki, turizm, mutfak, ağız tadı, parfümler, kuaförler bize hep detaylar arasından sesleniyor. Detaya merak, küçüğe, daha daha küçüğe ilgi bir hayat emridir. Küçücüğü, minnacığı yakalayabilenler madde ve mânâ dünyasının erişilmez yıldızlarıdır. Küçükler, gerçekten önemli. * * *

Siz hiç bir papatyayla selâmlaştınız mı? Deredeki çakıl taşıyle merhabalaştınız mı? Bir çeşmeyle dertleştiniz mi? "Hayır" mı? Öyleyse bari şu rüzgârı dinleyin. Onun size diyecekleri var.