Kaydet
a- | +A

SANKİ hiç derdimiz yokmuş gibi âniden bir de "Devlet Krizi"yle karşılaştık. Günlerdir "Harala-gürele" marka dumanlar içindeyiz.

Yazsan bir türlü, yazmasan bir türlü.

İster istemez konuya ucundan kıyısından taraf oluyorsunuz.

* * *

Başbakan ve hükûmet niye ısrarlı sâhi?

Cumhurbaşkanı neden Ankara''da değil?

Televizyonda, basında ilk ve baş haber olarak sürüp giden bu kargaşa ve ayrılıklar; piyasayı, borsayı, günlük hayatı hatta dış politikaları tedirgin etmez mi?

Eder.

Kıbrıs''daki ekonomik ve siyâsi kriz, bankalar kepazeliği, Birleşmiş Milletler''le yapılan Türk-Rum müzakereleri, ülkemizde ard arda çıkagelen soygun haberleri, daha yaraları sarılmamış depremzedelerin acıları gündemler üzerinde horon teperken böyle bir çatırtı gerekli miydi?

Vaziyet yakışıksız.

Dileriz, yüksek makamlar arası bu kapışma erken atlatılır ve notasız portesiz çatırtılar lüzumsuz gösteriler olmaktan çıkar.

* * *

Sanırız bu hâdise artık şu sualleri de bundan böyle beraberinde getirecek:

1) Türkiye''de yönetimden ve sonuçlarından mes''ul bir hükûmet, hiç de mes''ul olmayan bir Cumhurbaşkanı''nın buyruğunda mıdır?

2) Egemenlik kayıtsız şartsız milletin ise, bazı birimlerin milletin seçtiklerinin elini kolunu bağlama alışkanlığı yerinde midir?

3) Tedirgin ve devamlı frenlenen bir hükûmetle nereye varılır? İcraatını yapamayan icra organına bundan böyle sorumluluk yüklemek ne derece doğrudur?

* * *

Türkiye iki başlılıklardan çok çekti. Sanırız, Başkanlık sistemine geçene kadar da bu lüzumsuz (hem de sebepsiz) ağrılar devam edecek.

"Efendim, aynen Batılılar gibi yönetilelim."

Tamam da, her ülkenin kültürü, etnik ve dînî yapısı, coğrafyasının, tarihinin getirdiği mecbûriyetler aynı mıdır? Bu "aynı" olmayan özellikler ayrı zorunlulukları da yanında taşımaz mı?

Türkiye; bir Finlandiya, İsveç, Norveç gibi kolayca ve gazoz içercesine idare edilebilir mi?

Meselenin püf noktası işte burada.

* * *

Cumhurbaşkanımızın şu saatten sonra hükûmetiyle akortlu çalışması beklenir. Devlet yönetiminde kırılıp gücenmelere yer yoktur. Ülkeyi devamlı beraberliğe çağıranlar önce kendileri birlik içinde durabilmeli.

İlk adımlar da; ılımlı, ülkesini iyi tanıyan, hiçbir krize öncülük etmeyen Cumhurbaşkanınca atılmalı.

* * *

Millet buraya kavga seyretmeye gelmedi... Zaten sıkıntılarımız, dertlerimiz, canlarımız burnumuzda.