Kaydet
a- | +A

ÜLKEMİZDE okumaya karşı inanılmaz bir heves var. Hangi babaya sorsanız alacağınız cevap aynıdır. "Ceketimi satar, çocuğumu üniversitede okuturum." Sanki bir ceket parasıyle dört yıl okunabilirmiş gibi. Sözün gelişi işte... Ama bendeniz bu tuhaf heyecanı aşırı bulurum. Şöyle söylenmesi daha gerçekçi ve daha dürüsttür: "Ceketini satsın kerata, okusun..."

***

Çocuklara karşı fazla hassasız. Onları hep hazıra, bedavacılığa alıştırıyoruz. Üniversite tamamlanmış ama tek kuruş bile kazanılmamış... Yanlış. Baba vermiş, ilköğrenim bitmiş. Baba vermiş, lise bitmiş. Baba vermiş, üniversite bitmiş. Ne oluyor sonra? Bu defa "Artık devlet versin"lere sıra geliyor, ufacık bir maaş için kırk kapı aşındırılıyor. Üzerinde "Hamili kart yakinimdir, ne olur bir iş" yazılı kartvizitler peşinde koşuluyor.

***

İşi kendin kur... Olmaz. Kendin ara... Olmaz. Hayatında hiç çalışmamış, alım-satım-insan ilişkilerine girmemiş kafalar "İş yok" kayalarına çarpınca da gelsin devlet aleyhtarlığı. "Bu ne biçim devlet?" "Bu ne biçim memleket?" Ya ne olacaktı?.. Devlet "Gak diyene et, guk diyene süt" vermekle mi görevli?.. Kazanmaz etmez hanım evlâtlarını ömür boyu beslemekle mi vazifeli?

***

Aklım ermez arkadaş. Devlet üniversitelerinde çoğunlukla durumu iyi aile çocukları okuyor. Yoksul evlerden çıkagelenler üniversiteye adım atamıyor. Tezada bakın. Haksızlığa bakın. Meseleyi kökten halletmek zamanı gelmiştir. Yüksek tahsil ille de paraları olmalıdır. Her ilde ve ilçede kurulacak eğitim vakıfları kabiliyetli öğrencilere borç usulü burs verecektir. Öncelik sırası yoksullarda... Devlet bu konuda gene borç usulü yardım yapacaktır. Kimlere? Sözgelişi; resimde, edebiyatta, müzikte, fizikte, matematikte, sporda, elektronikte müthiş yetenek sahibi gençlere.

***

Ama, gerek eğitim vakıflarının, gerekse devletin verdiği burslar (ayniyle) geri alınacak, arkadan gelenlere yeni fonlar böylece oluşturulacaktır. Para ödeyerek, borçlanarak okuyan gençler sadece ilim ve sanat uğruna ter döker. Onlar taşlı sopalı kavgalara girmez. Bilgisayar parçalamaz, anarşiden ve patırtıdan uzak kalır.

***

Çocukları mutlaka borçlandıracaksınız. Devletten ve vakıflardan burs alamıyanları yaz aylarında çalışıp kazanmaya zorlayacaksınız. Bulaşık yıkayacak, turist gezdirecek, sandöviç satacak, ama kazanmayı öğrenecek. "Babam ceketini satar, beni okutur." "Olmazsa, devlet baba sağolsun." Çocukları önce bu hazırcılıktan kurtarmak gerekir. Yoksa onlar daha ilk günden "Memleket kurtarmaya" yönelir. Ondan sonra, gelsin Hasan Mutlucan...