KIRGIZ romancı Cengiz Aytmatov''un "Gün Uzar Yüzyıl Olur" adlı eseri bir mektep kitaptır. Bir günü; yaya-genişlete, asra bedel hallere ulaştırıp, uzaydan insan yüreğine kadar her gerçeği yaman kurcalar.
Okuyup bitirdiğinizde hallaç pamuğu gibi atıldığınızı hisseder, bu kadar zamana bunca olayın nasıl sığdığına şaşarsınız. Sonra da oturup kendi gerçeklerinizi sigaya çekersiniz.
Ve anlarsınız ki, zaman, akıl ötesi bir evren, boyutlar üstü bir buuddur.
***
Her şey zamana sığıyor.
Görüyorsunuz, bir haftaya; AGİT Zirvesi, sonbaharın deli-fişek yağmurları ve şiddet yüklü depremler yerleşti. 20''nci yüzyıl giderayak sesleniyor: "Daha da sür''atlenecek, daha çok şaşıracak, daha dikkatli yaşayacaksınız."
Anladık...
Yaşamanın özgül ağırlığı giderek artıyor.
***
Deprem, AGİT, sonbahar yağmurları...
Deprem öteki dünyaya, AGİT yaşanan döneme, yağmurlar ise tabiatın aksamaz ve eksilmez merhametine işaret.
Pencere çok, işaret bol, şifreler ziyade.
Bizler tam ortada, bakışan sır kalabalıklarız.
Kimimiz depremlere dönük bağırıyor: "İnsan ne ki?"
Kimimiz, dünya liderlerinin beraberliğinden yarınlara dair sonuçlar çıkarıyor: "Aslolan insan..."
Bazımız ise; yağmura, kara, tabiata bakıp, "Bir sonbahar daha geçmekte" hüznüne yaslanıyor.
***
Bendeniz her üç sorgulanışı aynı hafta içinde yaşadım. Son, sıralı ve şiddetli depremlere Akyazı''da yakalandım. Yeryüzü, etrafımda demirden yumruk; ben, yeryüzünün çevresinde çâresiz... Uzun dolandık. Apar topar dönüşler ertesinde İstanbul''u, asrın en büyük zirvesinde bulduk.
Ve özleyip durduğum sonbahar yağmurlarıyla karşılandık.
Şaşkınlık bitmiş değil.
Sahiden, aslolan insan mı?.. İnsan, hiçliğin öteki adı mı?.. Bir sonbahar daha mı selâm üzre geçiyor?
***
Gerçekler fazla.
Bizler; bugünün, yarının ve acılı tatlılı gündemlerin kıyısında; bol vehimli, garip, bir o kadar da şaşılası yolcularız. Gâh duruyor, gâh yürüyoruz.
Özlenip özleyerek...
Yorarak yorularak, üzerek üzülerek, ağlayarak ağlatarak, bekleyip bekleterek süren bir seyahat bizimkisi. Bilenlerle bildiğini sananlar, bulanlarla bulduğunu sananlar bir arada.
***
Evet, bu, canlar kıyan depremdir.
Evet, bu, yüzyılın en büyük zirvesidir.
Evet, sonbaharın son yağmurlarıdır gördüğümüz.
Hayat budur... Kıyar, umutlandırır, ıslatır.
Devran böyle dönecektir. Amma:
Istırap ile tebessüm, yıkılış ile doğruluş, doğum ile ölüm, ve dünya ve kâinat sadece insan ile anlamlı.
***
Galiba, insan zamandan öte. İnsan olmasaydı zaman adressiz kalırdı.
Meselenin bir de bu tarafı var.

