EBRÛ Gündeş o tatsız beyin kanamasını Anadolu''da bir ilçenin uzak bir köyünde geçirseydi ölmüştü. Yere düştükten sonra traktörle 40 km. taşınacak da, bir doktor bulunacak da, hastaneye yatırılacak da... Anlayınız: Ebrû''yu yaşatan şehirdir. Şehrin imkânları, fırsatları ve zenginliğidir. İşte o sebeple Türkiye''nin yüzde 95''i şehirli gibi yaşasın istemekteyiz: Paralı, imkânlı ve fırsatlı. * * * "Şehirde ne varsa, köyde-kasabada o olmalı" diyen Sayın Demirel''in kastettiği buydu. Köye ve araziye, yani imkânsızlığa hapsedilen yüzde ellilik nüfusa, 30 milyonluk çiftçiye yazık olmaktadır. Yüzde 8''lik rençberler dilimi yeter de artar bile. Bu oran ABD''de yüzde 5, Avrupa''da yüzde 6''dır. Onlar da; evi, yolu, arabası, spor salonları, sineması, tiyatrosu, çok modern hastaneleriyle tipik bir şehirli gibi yaşar. Hepsinin karnı tok, sırtı pektir. Ne hastalıktan ödü kopar, ne de çocuğunu okutamama telâşı yaşarlar. * * * Şehirli olmak ya da şehre yakın durmak için bol ve bakımlı yollara, ille de çabukluğa ihtiyaç var. İşte Adnan Menderes, işte Turgut Özal ve Demirel o sebeple karayollarına yöneldi. Tek hedefleri bir ân önce çabukluğu yakalamaktı. Doğum yapacak kadından sera sahibine, tütüncüye, bostancıya kadar bu sür''at özleniyordu. Şimdi olur olmaz bağırıyorlar: "Niye karayolu da demiryolu değil?" Azıcık düşünseler bu "niye"nin cevabını bulabilirler. * * * Bir kere Türkiye coğrafyası; 40 bin köye, 10 bin mezraya, 1500 ilçeye, bir o kadar beldeye demiryoluyla ulaşmaya engeldir. Sinop''tan Artvin''e trenle gidemezsiniz. Akdeniz Bölgemizde de vaziyet aynı. Toroslar demiryoluna müsaade etmez. * * * Her ilçeye havaalanı yapamayacağınıza göre yegâne çözüm asfalt yollardır. Yani, karayolu ulaşımı. İşte elli yıldır yapılan da o: Şehirle köy arasına çabukluğu koymak. * * * Eğeeeerr... Bu karayolları olmasaydı (bir olmasaydı), ne bu kadar okumuş insan kazanırdık, ne sanâyîleşebilirdik. Ne de Avrupa Birliği için sıraya girerdik. Şehirleşelim. Daha, daha, daha şehirleşelim. Şehirlilik ve şehrin imkânları köy ve kasabalara kadar uzansın. Zehir zemberek gençlerin, dehâların önü kesilmesin... Veee... Ebrûlar, Aytenler, Ahmetler, Mehmetler; imkân ve fırsat eksikliği çekmesin. * * * Avrupa Birliği özlemi işte bu eksikliklere karşı çıkıştır.
Kişinin mutluluğu için çırpınıştır.

