Kaydet
a- | +A

BUYURUN size bir yemek tarifi: "El kararı tuz, göz kararı biber, yeteri kadar soğan..." Bir Batılı bu tariften hiçbir şey anlamaz. Ama böyle böyle tariflerle biz nice aşçılar yetiştirir ve tadına doyum olmaz yemekler yaparız.

Bizim kültürümüz tepeden tırnağa soyuttur.

Biz işte o sırlı denizlerin insanıyız.

* * *

Filân mahalle taş atımlık mesafededir.

Tarla ile ev arası iki koşuluk uzaklıktadır.

Sohbetler iki sigara içimliktir.

Güneş iki mızrak boyu yükseldi mi kuşluk vakti erişir.

Bir dönümün ölçüsü: Kırk adıma kırk adım.

Yani, santime, milime, aya, güne, zamana, grama îtibar etmeyen; yaşamayı dert olmaktan çıkarmış bir milletin fertleriyiz.

Ama şimdi, yeni bir yüzyılın eşiğinde: Santime, milime, aya, güne, zamana, grama dayalı bir dünya ile karşı karşıyayız.

Zorluğumuz burada.

* * *

Ne termometresi, ne sıcaklığı?.. Bizler "Karpuz kabuğu suya düşmeden" denize girmeyiz.

Batılı bunu da anlamaz.

Ama biz anlarız.

Daha düne kadar penceresine sarı çiçekli saksı konmuş ev önlerinden sessiz geçerdik. Niye? Çünki sarı çiçek o evde hasta olduğunu söylerdi.

Ya bir pencerede kırmızı karanfil duruyorsa?.. O daha da mühim. O yoldan küfürsüz, bağırmasız ve edepli yürümek şart idi. Kırmızı karanfil, o hânede genç kızlar olduğunu fısıldardı.

Batılı bu nükteleri anlamaz.

Ama biz anlardık.

* * *

Bizler yaşamayı dert etmedik. Hayata karşı hiçbir zaman ince eleyip sık dokuyan olmadık.

Kimimiz ekin orağında doğdu, kimimiz kiraz mevsiminde.

Dahası; kasabayı sel bastığı gün nişanlanıp, seferberlikte gelin olduk.

İlçeye vali geldiğinde okula başlayanlar, çok kar yağdığında askere gidenler hâlâ çoğunluktadır.

Yani; santime, milime, aya, güne, zamana, grama îtibar etmeyen, yaşamayı dert olmaktan çıkarmış bir milletin çocuklarıyız.

Ama devir değişti.

Artık; yaşamayı dert edinmiş bir dünya ile karşı karşıya, hatta iç içeyiz.

* * *

"Muasır Medeniyet" de onu işaretliyor.

Diyor ki: Milimler ve mikronlarla berabersin. Saniyelerin bile önemi var. Şu bilgisayardır, şu, yarınların ince hesabı... Buna grafik derler, yanında duranın adı fütürist heyecanlar. Bundan böyle santim santim, tarih tarih, gram gram yaşamalısın.

Ekin orağında doğmayacak, sel basımlarında evlenmeyecek, okula gitmek için kasabaya vali gelmesini beklemeyeceksin.

"Milimli saniyeli bir ömre merhaba diyeceksin."

* * *

Galiba başka da çâre yok.

Yeni bir Yüzyıla "Hayır" demek mümkün değildir. Alışmaya bakalım... Ama, pencere önlerindeki kırmızı karanfiller de akılcığımızda kalsın... Kimse duymaz, biz gene bir kahve içimi süren sımsıcak muhabbetlere dalabiliriz.