Kaydet
a- | +A

EN çok nelere kızalım? Bu sual, "Nelere sevinelim?" sorusu kadar önemli ve alabildiğine hayâtîdir. Kızmayı akıl edemeyenlerin sevinip durulmaya, dirilmeye hakları olamaz.

Sâhi, en çok nelere kızalım?

* * *

Erinip yerineceğimiz, eyvahlanacağımız gerçekler yok mu? Var. Hem de yığınla. Bugün onlardan sözedeceğim. Yani en çok kızmamız gereken özelliklerimizden.

Bir kere estetik kaygıların uzağındayız.

Doğru dürüst giyinmeyi, yemek yemeyi, zamana önem vermeyi, gönül almayı, ev döşemeyi fazla önemsemiyoruz.

Oysa, estetik ve görgü zarureti "Adam sen de" umursamazlığı ile geçiştirilemez. "Adam sen deciliğin" bir yol değil; adreslere uzak, puslu, yapışkan kuytular olduğunu bilmek gerekir.

Yaşamak o yanda değil.

Kişi olmak o yanda değil.

Başarılar, müjdeler, o kuytularda daima kilit altındadır.

* * *

Haysiyetli, şahsiyetli, mıknatıslı...

Kültürler bu üç ayaklı kaide üzerine kurulup da âbideleşir. Ancak o vakit uzaklardan görünürsünüz. O zaman başka kültürler size selâm durmaya hazırlanır.

Yeryüzüne böyle yakışılır.

Yani; insanlığa yeni ve taze normlar, buudlar, incelikler hediye ederek.

* * *

İlk şart kendimiz olmaktır. Daha açıkçası; sanat, edebiyat, teknik ve fikir taklitçiliğini üzerimizden defetmektir.

Bir Türk futbolu vardır, bir Türk sineması vardır, bir Türk mîmârisi, tiyatrosu vardır dedirtemiyorsanız, koyverin gitsin.

Size ancak ortalıkta yalancı pehlivanlar gibi gezinip durmalar kalır.

Buna râzı mı olalım?

* * *

Evlerinize bir bakın... İtalyan tipi perdeler, Avusturya mukallidi yemek takımları, Çin kopyası tabaklar, Alman çizimi duvar saatleri, Fransız üslûbu avizeler, Amerikan gülümsemeli koltuklar...

En yoksulundan en zenginine bütün evlerde her tür yabancı zevk var da, bizden eser yok.

Adamların estetiği hepimizi her gün ezmekte.

Evet, kızılacak vakittir.

* * *

Bâri; çay kaşığını, çaydanlığı, çatalı-bıçağı kendimizden kılalım. Giderek eşyayı, bahçe tanzimini, ev plânlarını özümüze yakın tutalım.

Deyin hadi... Sofalı, sundurmalı, kilerli, hayatlı evler nerede?.. Bu şehir bizimse eğer, hani çıkmaz sokaklar, sebiller, gül kokulu meydanlar?

* * *

Baksanıza, politikanın bile lâbirentlerinde âvâre dolaşıyoruz. Rutin bir Cumhurbaşkanı seçiminde karmaşıklığı yaşıyoruz.

Kendimizi tez bulmalıyız dostlar, her alanda kendimize hemen gelmeliyiz.