Kaydet
a- | +A

GAZETEDEKİ odam TEM otoyoluna bakıyor. Arada bir pencere önüne dikilip o inanılmaz trafiği seyrediyorum. Kamyonlar, kamyonetler, tankerler, minibüsler ve özel araçlar tıpkı birer karınca. Bütün gün 80-100 kilometrelik hızlarıyle bir yerlere gidiyorlar. Ama durmadan, ara vermeden, vızır vızır. İyi de bu onbinlerce araç nereye gidiyor? * * *

Dün üşenmeyip saydım. On dakika arayla defalarca hem de. Sonuç: Burun hizamdan ve 200 metre ötemden her dakika tamı tamına 300 otomobil geçiyor. Dakikada 300... Güzel de, bu yarışma, koşuşturma, bu acele niçin? Sahi nereye gidiyor bunca kişi? Akşama doğru bilmeceyi çözdüm. Bu arabalar paraya doğru koşuyordu. * * *

Mal teslim etmeye, para tahsiline, para ödemeye, kazanmaya, harcamaya. Dakikada 300 araba... Keyif için otoyola dalan yok. Eğlenmeye giden de yok. Birden keyiflendim. Yol ve arabaların tek istikameti var: Para... Demek ki daha çok yol ve daha bol otomobil, daha daha para demek. Türkiye bu nükteyi yakalamıştır. * * *

Kırk yıl önce bir gazetemizde Amerika anlatılıyordu. Muhabirin ilk cümlesi beynime çakılmış, şöyle diyordu: "Amerika''da her beş saniyede bir otomobil üretiliyor. Siz bu cümleyi okurken gıcır gıcır bir otomobil çıktı bile..." Bazıları, sür''atin sihrini ve bereketini erken anlamış. Aynı sür''at artık bizimle de dost. Biz de harıl harıl otomobil üretiyor, taksitle, uzun vâdelerle satıyor ve yollara salıyoruz. Her dakikada önüm sıra geçen 300 otomobil... İnanılır gibi değil. * * *

Demek, sür''atte huzur var. Türkiye daha da sür''atlenmeli. Paraya koşmak yarınları erken yakalamaktır. Dakikada 300 otomobil. Yani her dakika 300 evin doyumu, geçimi, refâhı. Hoşgeldin sür''at! * * *

Binmesek te, gitmesek te o arabalarda biz varız. Hepimiz varız. O arabalar aslında Türkiye''yi taşıyor. Ne yana? Elbette bolluktan ve tokluktan tarafa. Bu ülkeyi durdurmak artık kolay değildir. İşimize bakalım.