KANADA''NIN Quebec Üniversitesi profesörlerinden Robert Vallerand işi gücü bırakıp insanları incelemeye koyulmuş. Bol sayıda yardımcısıyla uzun süre yorulmuş. Sonuç: İnsanlar üçe ayrılıyor.
Her 150 kişiden:
50''si kötü hırslı,
50''si iyi hırslı (yani azimli),
50''si ise her şeye râzı ve duyarsız.
* * *
Diyor ki profesör: "Kötü hırslılar rahatsız edici, iyi hırslılar hayatla ve çevresiyle uyumlu, hiçbir hırsı olmayanlar ise tatminsiz."
Buyurun ve düşünün bakalım şimdi.
Yazarları, siyasetçileri, işadamlarını, televizyoncuları hangi kalıba yerleştireceğiz?
İyi hırslılar kim, kötü hırslılar hangisi, hiç hırsı olmayanlar ne yanda?
* * *
"Sen önce kendine bak" diyenleri duyar gibiyim. Baktım ve tarttım efendim. Bendeniz iyi hırslılardanım. Şu kadar zamandır hep kötü hırslılarla kavgalaşıp durmaktayım. Hiç hırsı olmayanları da dürtükleyip durmayı vazife edindim.
Ama bir gerçek var.
Hiç hırsı olmayan üçte bir, nedense hep kötü hırslılara hayran. Her taşın altında çirkinlik, batak, rezillik arayan kötü hırslılarla hırs fakiri tatminsizler birbirini yaman tamamlıyor.
"Ben sana hayran, sen cama tırman" hesabı geçinip gidiyorlar.
* * *
Neymiş?
Her üç kişiden biri karıştırıcı ve şirret, biri gayretli ve gelişmeci, kalanı da seyirci. Seyirciler de her zaman şirretler takımından yana.
Fakat sonuç şaşırtıcı...
İyi hırslılar kat''iyyen kaybetmiyor ve yenilmiyor. Üçte ikilik ittifaka karşı daima galip geliyorlar. Aksi olaydı, ülkelerin vay idi hâline.
* * *
Meselenin bir yanı daha var. Kötü hırslılar; iyi hırslıların dirayette, gayrette, başarıda daha da bilenip canlanmasını hatta çoğalmasını sağlıyor.
Şirretlik olmasaydı, azim ve aşk ehli o güzelim inatlarını kolay kolay sürdüremezdi.
Demokrasilerin bir tuhaf macerasıdır ki; tatminsizlerin de, kötü hırslıların da o meydanda tuzları, tuğlaları bulunmakta.
Çâre yok...
Seyircilere de katlanacağız, kötü hırslılara da...
* * *
Yeni bir asra yaklaşırken bakın, eloğlu nelerle uğraşıyor. Uzayı, molekülü, elektroniği didik didik edenler şimdi meraklarını insana yöneltti. Daha da ötelere gidip şuur altlarımızı, genlerimizi, bilinmezlerimizi de hallaç pamuğu gibi atacaklardır.
Biraz hızlı gidiliyor sanki.
Bunca hıza mutlaka fren de gerekli.
* * *
İnsan, gün gelir insana toslayabilir...

