BELKİ hatırlayanlar vardır. Kanunların bazı reziller elinde nasıl yerlere çalındığını bundan âlâ misallendirmek güç. Affınıza sığınarak bu örneği sunmak istiyorum. Seneler önce İstanbul''da bir kadın, savcı tarafından mahkemeye verilir. Sebep, giyiniksiz fotoğraflar çektirip ona buna pazarlaması. Mahkeme günü gelir. Hâkimler, dinleyiciler, mâlûm hanım ile avukatı yerlerini alırlar. Savcı iddiasını okur: "İlgili kanun, anadan doğma fotoğraf çektirmeyi ve bunun ticaretini yapmayı suç saymaktadır. Deliller burada." Ve, uygunsuz fotoğrafları hakimler heyetine verir. *** Bundan sonra ne mi olur? Buyurun: Kadının avukatı öfkeyle ayağa kalkar? "Sayın hâkimler" der... "Savcı doğru söylüyor. Kanunlarımız anadan doğma kadın fotoğraflarını yasaklıyor. Ama, elinizdeki örnekler o tanıma kat''iyyen uymaz. Beraatimizi talep ederim." Hâkimler şaşırır, birbirlerine, sonra avukata hayretle bakarken reis sorar. "Ne demek istiyorsunuz? İşte her şey ortada. Müvekkiliniz anadan üryan gözüküyor." Avukat "Hayır efendim" karşılığını verir. "Dikkatle incelenirse kadının ayağında takunyalar olduğu görülecektir. Kimse anasından takunya ile doğmaz efendim." *** Madem ki kanun kanundur, gereği yapılır.
Sonuç: Beraat. Kadın da, avukat da salına sallana çıkar giderler. Savcı ile hâkimler, asıl suçlu kendileriymiş gibi salonda, başları eğik kala kalmıştır. *** Kanun devletine evet. Hukuk devletine eyvallah da, Düzenbazlığı hüner edinmiş kepâze cambazlar ne olacak? Biz işte asıl onlardan çekiyoruz. Türkiye''yi en iftiharlı yerlerinden onlar yırtıyor. Kanun insanın içinde yaşayacak. Hukuk devletine değil, asıl ihtiyaç "İz''an Cumuriyeti"nedir. Her birey bir "İz''an Cumhuriyeti" gibi gezinemiyorsa huzurlar uzaktadır. *** Ayıplanma endişesi alıp başını gitmişse, Günaha girme ürpertisi insanlıktan itelenmişse, Kanun korkusu korku olmaktan çıkmışsa... Gerisini diyemem, dillerim varmaz. *** Doğrulalım, hem de birlikte yorulalım. Ayıplanma endişesini, günaha girme ürpertisini, kanun çiğneme korkusunu yeniden yeşertmek ve herkesi bu güzelim "İz''an Cumhuriyeti"ne dâvet zorundayız. Aksi halde, aksi halde... Çocuklar babalarını sokaklarda sürür. Komşu komşuyu üç kuruş için öldürür.

