UZAYDA, derinlerde, minicik bir yıldız, milyonlarca yıldan beri cılız ışığıyle ve kendi halinde yaşayıp gidermiş. Onca ışıltılı, dikkate değer gezegenler, nebulalar içinde bu minik yıldız, var ile yok arasında üzgün ve kimsesiz duruyorken, bir gece olanlar olmuş.
Uzaktan, çok uzaklardan çıkagelen ışığı, o gece dünyaya, dünyada bir balkona, balkonda bir kızın gözlerine dokunup aynı hızla ipince kendisine yansımış.
* * *
Minik yıldızda bir sevinç, bir ürperti.
Onbinlerce; şavkı bol, gösterişli nebülözleri, tehlikeli kara delikleri aşıp da kendisine ulaşan bu yansıma ile titreyen minik yıldız, "Aman Allahım" demiş. "Sevincimi göstermeliyim. O durgun bakışlı, güzel gözlü kıza burada olduğumu, artık hep kendisi için parlayacağımı belli etmeliyim..."
Ve, termonükleer patlamalarla irileşmeye, daha aydınlık, daha gösterişli ışınlar yaymağa başlamış.
* * *
Yeryüzü bilginleri, uzaycılar, bu âniden parlayıp köpürüşlere bir mânâ verememiş.
Minik yıldız nihayet apaçık bir ışık kütlesi hâline gelmiş. Her gece aynı durgun bakışlı, güzel gözlü kızı arıyor, ona sevgi yüklü ışıltılar yolluyor, içinden, "Ne olur bir kere daha bak, bir kere daha. Varlığımı bil!" diye yalvarıyormuş.
Ama, durgun bakışlı, güzel gözlü kız oralı olmuyormuş.
* * *
Hikâyenin bundan ötesi acıklı. Minik yıldızımız o sevgiyle daha da ışıklanıp, şavklanmış. İrileşip, akla gelmez çalkantılar ve patlamalarla, "Buradayım, gör beni, bul beni!.. O ilk gecedeki gibi bana şipşirin yansımalar gönder" diye çırpınmış. Sonunda da zayıf bedeni onca kabarıp dellenmelere dayanamayıp, iri gümbürtülerle parçalanmış ve... yıldızımız yok olmuş.
Meğer, durgun bakışlı, güzel gözlü kızımız anadan doğma kör imiş.
* * *
Bu modern masalı, reklâm yazarları derneğine bir süre başkanlık eden Sayın İbrahim Akar''dan öğrendim. Akar bu vesileyle yol gösteriyor, diyor ki: "Her şeyin başı iletişim. İletişimde mesajın özü kadar, hatta ondan çok daha önemli olan, mesajın gönderildiği adresin doğruluğudur."
İsâbetli bir tespit.
* * *
Mesajlar ille de doğru adrese yönelmeli.
Yoksa, deminki minik yıldız gibi yorgunluğa, kahreden vehimlere düşebiliriz.
Kızın kabahati yok.
Yani, yanlış adresler suçlu değil.
(Bugün 29 Ekim. Pencerenize bayrak astınız mı?)
...........
Döndü Sarıışık, Mustafa Çelik, Mustafa Metin Tamer, Ali Balaban, Almanya''dan Ziya Fikret Çıkrık... Hepinize sevgi yüklü selâmlar. Gözlerinizden öpüyorum.

