TIPKI bir elma gibi îtibarı ikiye bölseler, birini nota bilmez şarkıcıya, ötekini mal-mülk sahibi filân beye verirdik. Ya da bir futbolcuyla ağzı köpüklü televizyon spikerine uzatırdık.
Ve "İtibar" kötü utanırdı. * * * Çoğu alanda gerçekten ötelerde hatta Batı ile foto finiş durumundayız. Ama bahis îtibara gelince savrukluğumuza diyecek yok. Sokaktaki adama sorulduğunda bir İtalyan "En önemli gerçek operadır", bir İngiliz "Tiyatrosuz kalınamaz", bir Avusturyalı "Mîmâri ve yemyeşil alanlar" cevabını veriyor. Oralarda kimsenin politikacılarla, cıvık müzisyenler, sanayiciler ve televizyon gülleriyle alıp veremediği yok. Eğer îtibar söz konusu ise cimri davranıyor, onu hak edenler için saklıyorlar. Oralarda "îtibar" utandırılmıyor. * * * Batı''da yirmi yıl ayakta kalmayan şarkıcıya, ressama, sinemacıya "Star" demezler. Tersiz, yorgunluksuz, yeniliksiz, uluorta meraklılara hayranlık beslemezler. Medenî olmanın şartlarından biri de budur: Sadece hak edeni sahiplenmek... Bir dünya şampiyonu güreşçimizle bir deterjan zengini kahvehâneye girse iskemleler önce zengine uzatılır. Niye? Kuyumcunun hatırı niçin bir Devrim Erbil''den, Turan Erol''dan, Adnan Turâni''den daha ötelerdedir söyler misiniz? Hangi sebeple Mercedes''li Burhan Bey, taksideki bestekârdan daha çok saygı toplar? Lütfen ince düşünün. Paralı olmak başarılı bilinmenin ilk şartı mı? * * * Yazarken üzülüyorum. Basın yayın organları önünde Türkiye üçüncü güzelinin değeri, İstanbul Belediye Başkanı''ndan daha ileride. Ağlayan, inleyen, kadın sesli detone bağırıcılar cümle yakınlığı, alkışı, hayranlığı toplar da; bir müzehhip, hattat, ebrû üstâdı devamlı ekmek kaygısındadır. Asıl değerleri aranıp sorulmaz. Onlar kat''iyyen iltifâta, îtibara muhatap olmazlar. Sonra da kalkar niye bizim yıldızlarımız yok diye çırpınırız. İtibarı hovardaca harcadığımızı akıl bile etmeyiz. * * * Bu; ayıplı, yağlı-kara bir haldir.
Biz oldum olası îtibar utandırıcılarıyız. * * * Siz hiç şair dostlarıyle övünen, ressam arkadaşlarıyle sevinen; bilginlerle, fikir adamlarıyla beraberlikten mutluluk duyan mevkî sahiplerine rastladınız mı? Evet demeyin. Çünki bir varil çamaşır suyunu şişelere aktarıp da pazar tutan efendinin cüzdanı, ülke ve dünya kültürü içinde ömür tüketen bir şairin beyninden daha ağırdır. Parsayı daima para ve ucuz şöhretler toplar. Bizler îtibarı bedava dağıtırız. * * * Hep birlikte frene basalım, düşünme zamanı. Türkiye''nin daha fazla kayıplara vakti yok. Hak edenlerle etmeyenleri ayırma eşiklerindeyiz. Bunun öteki adı hakkaniyet ise diğer ismi seviyedir. Seviyeli bilinmek için gittiğimiz adres değişmeli. İtibar savrukluğu maydanoz hizâsında dolanmakla bir. Azıcık yukarılara bakalım ve oralara uzanalım ne olur.

