SONBAHAR mevsimi kış ve ilkbahar gibi delifişek değildir. Gayet oturaklı, özendirici hem de umutlandırıcıdır.
Severim sonbaharı.
Onda garip ve teslim alıcı câzibeler sezerim. Hele İstanbul sonbaharları sanki upuzun bir ömürdür de, sizden doğrulmalar, kanatlanmalar, âvârelikler umuyor gibidir.
Bu mevsimi sadece kuru dal ve savruk yapraklar diye görüvermek sıradan bir acelecilik olmalı.
***
Yaza, kışa, ilkbahara kana kana doymak, tamam... Ama sonbahar, ille de dörtbaşı mâmur ve bir fazla yaşanmayı ister.
Hayatla, şehirle, çevreyle en uzun merhabalara hazır durulmalı bu mevsimde. Çalkantılı sahiller, hışırtılı ağaçlar ve sıkça çıkagelen üzmesiz yağmurların tatlı dilli mûsıkîsi gecede ve gündüzlerde hissedilmeyi bekler.
***
Yaş kelimesi, üçbin yıl önceki dilimizde yeşil anlamındadır ki, ilkbaharı târifler. "Kaç yaşındasın?" deniverdikte, kaç bahar geçirdin suali soruluyordur.
Acep niye, "Kaç güzündesin?" merakı oluşmamıştır?
Galiba sonbahar "Son"ları çağrıştırıyor, hüznü hatırlatıyor. Duymazlığımız ve saklanışlarımız ondan.
***
Varsın olsun. Sonbaharı gene de dost biliyorum. Çünki, tabiatı ince ince solduran bu mevsim, insana iltimas geçip onu yüreklendiriyor. Bir bakıyorsunuz resim galerileri açılmış, sinemalarda yeni filmler, cıvıltı yüklü okullar... Dedim ya, gayet oturaklı, özendirici ve bol muştulu bir mevsimdir gelen.
Rüzgârı hatır soruşlu,
Akşamı efe duruşlu,
Gündüzü gerdan kırışlıdır.
***
Bu mevsimin bir özelliği daha var. Sonbahar, karakışın "Geliyorum, her yana ilet" diye görevlendirdiği tatlı bir haberci.
Her yıl aynı vakitlerde bu haber ortalığa eksiksiz ulaşır. Bizler, "Duyduk" der, hazırlanırız.
Bir titreşimdir başlar.
***
Az sonra tohumlar sonbaharın kucağına düşecek. Onda filizlenip göğerecek ve canlılara taraf çoğalacak.
Ki doyalım, ki gülelim.
Sonbahar bereketlerin anası.
***
Ve de sözün kısası: Aslında ne sevilmeyecek mevsim var, ne kaçılacak dönemler. Siz iyi ve salıklı iseniz ömürler huzura boyalıdır. Her yeni gün bayram şekeri kadar albenili ve sevimli iken, onları çekilmez kılan bizleriz. İtişip kakışmaktan, birbirimizle dalaşmaktan ne leyleklerin sonbahar dönüşlerini görüyoruz ne çiçeklerin boy verişlerini.
Bir bardak çayı sonuna kadar tadına vara vara içebilen acaba kaç kişi var?
***
Karar verildi, yaz kızım!.. "İnsanlar yaşamayı öğrenecek. Buna mecburlar!"

