Kaydet
a- | +A

BİR sürü hak peşindeyiz: Düşünme hakkı, konuşma hakkı, okuma hakkı... Meslek edinme hakkı, seyahat hakkı, dilediğimiz köyde oturma hakkı.

Başka?

Seçme-seçilme hakkı, parti kurma hakkı, gösteri yapma hakkı, savunma hakkı, satma hakkı, kiralama hakkı, çocuk yapma hakkı, sağlıklı yaşama hakkı, rahatsız edilmeme hakkı, emeklilik hakkı, izin hakkı.

Daha da ileri gidenler var:

Memleketi kötüleme hakkı, devleti zedeleme hakkı, nükleer teknolojiyi protesto hakkı, altın arayan şirketleri kovalama hakkı, 1 Mayıslarda halkı tedirgin etme hakkı.

* * *

Evet... Bağırıp duruyoruz.

Gazeteler, televizyonlar, dergiler... Seminerler, konferanslar, paneller lebâleb hak isteyicilerinin sesleri, resimleri ve öfkeleriyle dolu.

Kızma köpürme hakkı bile onyıllardır revaçta. Döner bıçağı ile dolaşma hakkı, hakaret ve küfür hakkı sonuna kadar kullanılmıyor mu? Nedir o futbol maçlarındaki ayıplı bağırış ve tepinişler?

* * *

Bilinen bilinmeyen bütün hakları her gün dile getirip, yorgun düşen insanlara şöyle soruversek:

"Peki, sevme hakkı ne olacak, o niye hiç kullanılmaz?"

Susup dinlerler mi ki?

Yoksa gene dönüp, "Polise saldırma hakkı" diye mi bağırırlar? Ya da "Sıkılmazlık hakkı, utanmazlık hakkı" zırıltısına mı sarılırlar?

* * *

Şu ânda gerçekten samimîyim.

Bu ülkede sevme hakkı yok mudur? Aile içindekileri, etrafımızı, yeşili, çevreyi, milleti yurdu, bayrağı sevme hakkı hepimizin elinden alınmış mı?

Anayasada, "Kimse birbirini sevemez" diye mi yazıyor?

Hayır diyorsanız bunca sevgisizlik niye?

* * *

Adam, köpeğinin üzerine titriyor. Gün doğumlarında arsa arsa hayvan gezdiriyor, mamalar alıyor, veteriner peşlerinde koşuyor, en mutlu gülüşleri ve ihtimamı köpeğine gösteriyor da... Apartman komşusuna bir tek gün sevgi ile bakıp, "merhaba" demiyor.

Niye?

Kadın; onyedi kedisi, kırk saksı çiçeği, yüzyirmi CD''si ile mutluluğu oynuyor da, her öğle vakti balkondan alt kat komşusuna doğru halı silkeliyor.

Niye?

Şu efendi, yağmurda yaya giden on yaşındaki öğrenciyi arabasına almıyor.

Niye?

* * *

Manzara ortada.

Bunca hak yanında bir de "Sevme hakkı" olduğunu hatırlamıyoruz. Kızma, köpürme, îtiraz haklarını tepe tepe sarfeden kitleler yılda hiç olmazsa bir gün "Sevme hakkını" kullanabilseydi keşke... Bir kullanabilseydi.

Herhalde daha sevimli ve seviyeli olurduk.