Kaydet
a- | +A

HERKES ülkeye ve insanımıza borçludur. Mevkî sahipleri ile varlıklılar daha da. Ne kadar zenginseniz borçlarınız o ölçüde büyür. Sözgelimi... Ayda 40 milyar kazanan adam 60 metrekarelik apartman dairesinde oturamaz, belediye otobüslerine abone olamaz, bayramlarda kapısını mahalle çocuklarına kapatamaz. * * * Peki, yakışan nedir? Ayda milyarlar kazanan amca, koca bahçeli kocaman evlerde oturacak ki: Ev döşerken; halıcı, avizeci, badanacı, mobilyacı, perdeci, antikacı, galerici o evden ekmek yiyecek. Şoförleri olacak ve bahçevanları, bekçileri, temizlikçileri, aşçıları, garsonları. Çünki, kazanılan her kuruşta başkalarının da hakkı var. * * * "Efendim, ben çok tutumluyum..." Olmaz. Varlıklı, bol gelirli efendi, pintiliğin adını "Tutumluluk" koyamaz. Para harcamayan, 20-30 kişiye ekmek kapısı açmayan zengin bu hâliyle fena halde haklar yiyor, hak çalıyordur. Yanlış! * * * Alın size bir gazete haberi: "Cumhurbaşkanımızın hanımı, kızına aldıkları evi kendi elleriyle temizledi." Haber çoğu gazetede "Âferin, ne güzel" alkışıyla veriliyordu. Üzüldüm. Ve şöyle düşündüm: O gün Ankara''da temizlikçi iki garibin hakkı yendi. Ya da bir temizlik şirketinin. Olayı yadırgadım. Yapılan iş yerinde değildi. İki kadına verilecek 20 milyon, bir ihtiyacı karşılayacak belki de hasta çocuklarına ilâç olacaktı. * * * Cumhurbaşkanımızın Ankara yollarında ikide bir kırmızı ışıkta durması da bendenize ters gelir. Çünki Cumhurbaşkanımız, artık "kendisi" gibi, bir hâkim tavrıyle yaşamanın yukarısındadır. Akıllardan ırak olsun. En ufak bir suikast girişimi sadece Ahmet Necdet Sezer''i değil, Cumhuriyeti ve demokrasiyi de yaralar. Türkiye''nin altı ayını hebâ eder, siyâsî ve ekonomik istikrarsızlığa sebep olur. Dış dünyada îtibarımız sarsılır. Bir Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanlığının gereklerine uymakla kayba uğramaz. Mevkîlerin de hakkı verilmek zorunda. * * * Ne diyordum? Sanatkâr sanatının, işçi işinin, zengin zenginliğinin, rütbeli rütbesinin, mevkî sahibi mevkîinin hakkını mutlaka vermeli. Ötesi tuhaflıktır. Hak yemek ille de onun bunun gelirine el atmak, aylıkları eksik ödemek, borcunu unutmak değildir. Faydasız adam da hak yiyordur. Pinti adam da hak yiyordur. İyiliksiz kişi de hak yiyordur. Aman ha! ............ GÜNÜN ESERİ: "Kur''an ve Lâiklik..." Yazan: Prof. Dr. Salih Akdemir. Ciddi ve uzmanca bir çalışma. Din ile devlet çatışmasının tehlikeleri örnekleriyle açıklanıyor.

Form Yayınları-Tel: (0212) 613 89 73