ASLINA bakarsanız her yazar bir tüccardır. Kimi fikir satar.
Kimi heyecan satar.
Bazısı da dedikodu pazarlar.
* * *
Akıl satmaya meraklı, körük satmaya teşne, merak kurcalamaya ayarlı yazarlar da az değil.
Tabii bu arada; hafakan, eziklik, kötümserlik çığırtkanı yazar efendilerimiz de bolca bulunuyor.
Moda oldu.
Şu sıralar eşinin dostunun, hasta annesinin, hanımının meziyetlerini de pazara çıkaranlar var.
Ne edersiniz...
Herkes en bildiği şeyi vitrine koyuyor.
* * *
Nüfuz tüccarları ise epeyce... "Başbakan gece yarısı telefonla arayıp dedi ki... Filân bakanın çayını içerken şunları sordum" övüngenliğindeki işportacılarla, "Önemli bir isim"le gün 24 saat fısıltı alış-verişçisi meraklılar da yabana atılmaz çoğunlukta.
Bunlar da sözümona îtibarını satıyor.
* * *
Evet...
Bazıları fikir satar.
Bazıları heyecan gıdıklar,
Kimileri de dedikoduyu paraya çevirir.
Hatırlarsınız, yıllar yılı Turgut Özal taşlayan, Tansu Çiller haşlayan eli sopalı gruplar türemişti.
Onlar öfke ve kin satıcılarıdır.
Zırnık miktarınca fikir üretemezler ama, adları "yazar"a çıkmış, cambaz tüccarlarımız arasındadırlar.
* * *
Birikim satanlar, Tarih, coğrafya, hatta yemek listesi satanlar yanında fıkra satanlar... Bunlar en masumları.
Öğüt satanların,
Övgü, sövgü, hakaret satanların,
Beğenmezcilik, olmazcılık, battık bittikçilik satanların kimler olduğunu pekalâ biliyorsunuz.
Dedik ya, yazar da bir çeşit tüccar.
* * *
Aslında her yazar kendi içindekileri satıyor. Küpte ne varsa dışarıya sızan o.
Senelerce sosyalizm satan, devletçilik kakalayan, emperyalizm öcüsünün ticaretini üstlenenler epey parsa topladı. Şimdi tamamı müflis bir tüccar.
Ne mağaza kaldı, ne vitrin.
Artık kapı önünde oturup, süpürge artığı kırıntıları satmaya çalışıyorlar.
* * *
Yazar bir yerde; hoşgörü, sağduyu, teşekkür, ciddiyet, güzellik, ufuk genişliği de satabilmeli. Fikir satıcılığını ihmal etmemeli. Üç saatte eskiyen değil; üç yıl sağlam kalabilen, dikkate değer, hem de güvenilir resimler çizebilmeli.
Zor ama, gereken bu...

