NE yana dönsek; kötülüğü cirit atarken, kepazeliği ise tepemize çıkarken görüyoruz. Adamlar bıkmıyor. Hele şu 1950''yi karalama gayretleri var ya, acaba diyorsunuz, bu pilâvı her gün hangi papaz için ısıtıyorlar? Yalanın sunturlusu, iftirânın kangrenlisi; terbiyesizliğin, vefâsızlığın en bayraklısı bunlarda. * * * Deyip durdukları şu: "Efendim, 1950''de demokrasimiz yara aldı, güzelim gidişat bozuldu, o gün bugün perişanız, berbatız." İnanan inansın, tepe tepe harcasın. Ama, namuslu ve haysiyetli aydına "Sâhi, öyle mi?" demek yakışır. Dikkat!.. Komplo karşısındayız. Yetmiyor... Çirkin bir kampanya önündeyiz. Yıkım ekibi doğruları ters-yüz etmek için ter döküyor. * * * 1950 öncesini özlemek, Taş Devri''ne hasretlenmek kadar garip, anlaşılmaz, hatta sapık bir eğilimdir. Niye? Çünki İkinci Büyük Savaş''ın da etkisiyle Türkiye; tarihinin en acılı, en yalnız, en muhtâc yıllarını yaşamıştır.
Kişi başına yıllık gelir, 50 dolar. Ooooy, oy! Hiçbir ilçede ortaokul ve lise mevcut değil. Doktor, ilâç hak getire. Giyim-kuşam yok. Bir ceket, ters çevrilerek, yamanarak on yıl giyiliyor. Tahsildar ve jandarma korkusu müthiş. Bir köyden bir köye beş kilo buğday götürmenin cezası hapis. (Kolaysa yalan deyin.) Çimento nedir bilinmiyor. Karyola nedir bilinmiyor. * * * Utanmazlarsa daha sayayım: Sıtma ile verem ülkeyi kırıp geçiriyor, her gün her mahalleden bir ölü çıkıyor. İlkokul mezunları öğretmen oluyor, sıkılın! Ortaokul bitirenler yedek subay yapılıyor. Pazardan; gaz, kaput bezi, şeker ve tuz dışında hiçbir şey alınmıyor. Ne elektrik ışığı var, ne şebeke suyu. Yol mu, ne yolu?.. Araç mı, ne aracı?.. * * * Derken efendim, 1950 14 Mayıs''ındaki seçimlerle Allah''tan Demokrat Parti iktidara geldi de Türkiye sahipsizlikten kurtuldu. Ve ezilmişlikten, dinmez ağlayışlardan, utanmalardan... Hiçbir iş yapmasa bile, şu millete unuttuğu tebessümü iade edişi var ya, o bile Demokrat Parti''yi hayırla, şükranla anmaya yeter. * * * Neymiş, neymiş? 1950''de Türkiye''nin talihi kararmış. Hadi oradan, kulaktan dolma akıllı çirkin azınlık. Hadi oradan, kasıtlı ve kindar yaratık... Hadi oradan, uzaktan kumandalı (ama kravatlı) cahil... Hadi oradan, Türkiye yabanları. Hadi oradan, milletin reddettiği telâkki, tenezzül etmediği kafa. Hadi oradan tehlikeli atıklar! * * * Evet... İğrenç komplolar, akla gelmez kampanyalar karşısındayız. Sular uyusa bile yıkım ekibi uyumuyor.

