YILMAZ DURU yirmibeş yıllık dostumdur. Almadık ödül komayan, Amerika''da rejisörlük tahsil etmiş bu ünlü sinemacımız geçen gün atölyeme uğradı. Duvardaki tablolara bakıp söylendi: "Hani bu resimler içinde İstanbul?"
Gerçekten de; atlar, otlar ve kuşlarla bezediğim tuallerde İstanbul eksikti. Duru kardeşim devam etti: "Hemen yarın İstanbul turuna çıkıyoruz. En iyi makinemi getireceğim, İstanbul''u karış karış gezip fotoğraflayacağız."
-Sonra?
-Sonra da İstanbul''u o fotoğraflardan bakarak çizecek, boyayacaksın.
"Olmaz" diyemedim.
Ertesi gün yollara düştük.
* * *
Eyüp''ü, camilerini, Piyer Loti''den görünen Haliç''i, Topkapı sarayını filme aldık.
Yetmedi. Akşama kadar Sultanahmet civarının, Nusretiye ve Yıldız camilerinin fotoğraflarını çektik.
Bendeniz yorgunluktan, sıcaktan tere bulanmışken, Yılmaz Duru çıkmadık yükseklik, girmedik kuytu bırakmadı. Sanırım elimizde zengin bir İstanbul kataloğu oluşacak ve söz verdiğim gibi ben de bu güzel şehri o güzel insan sâyesinde resme dökeceğim.
* * *
Sıra Boğaz''da imiş, Duru öyle söylüyor. Bugün yarın İstanbul Boğazı''nın iki yakasında koşturmaya başlayacağız.
Dost dediğin böyle olmalı.
Yılmaz Duru veren adamdır. Evimde ne yana baksam onun hediyelerini görürüm. Rusya''dan, Türk dünyasından getirdiği masa örtüleri, elişi tabaklar, vazolar, sâde evimi değil, gönlümü de şenlendirir.
İnsan böyle dostlar kazanmalı. Karşılıksız seven, sevindiren, yorulan...
Şükür ki bendeniz o mutlu kullardanım.
* * *
Bu iftihar insanın harikulâde bir dünyası vardır. Sinemayı sanat değil hayat belleyen emsalsiz arkadaşım, varını yoğunu sinemaya harcayan bu üstün kaabiliyet şimdi bile fırtına gibi düşünüp altın hayaller ve titiz projeler peşinde koşmakta. İstifade edilmesi, birikimlerinden yararlanılması şart.
Televizyonların, bu süper yeteneği hatırlama vaktidir.
O gene imkânlarını, yorulmazlığını, şaşırtan yenilikçiliğini bizlere hararetle sunacak ama kazanan biz olacağız.
* * *
Evet... Yakında Boğaz yollarındayız. Duru, güzellikleri karta dökecek, Gürbüz Azak da tuale aktaracak.
Basın Müzesi müdürü Saadet Altay hanımefendiye söz verdim. Ekim ayında o mekânda resimlerim sergileniyor.
Beklerim efendim.
* * *
Bir şairle, mimarla, sinemacıyla, hattatla, müzehhiple dostluk hayatı iki kat zenginleştirip ışıklandırıyor.
Ortalığa yenilenmiş olarak bakıyorsunuz.
Tamam; tücccarla, işadamıyle ahbaplık kişiyi sevindirir fakat sanatkâr ile kurulan yakınlık seviyelendirir.
*
* *
Her gününüz huzurlu geçsin efendim.
......
BİR NOT: "Bay Pipo" kitabı yazarlarından Sayın Soner Yalçın, eserde geçen "ipini koparmış 14 kişi" cümlesinin emekli iki MİT görevlisinin hükmü olduğunu bildirdi. Öyle bile olsa bu hüküm bu kitapta güzel durmuyor.

