Kaydet
a- | +A

Fazilet Partisi''ndeki gelişmeleri ve bu haftaki Kongre''yi, ABD de dikkatle takip ediyor. Zaten Erbakan ve Recai Kutan da, Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül de, buralarda çok iyi ''tanınan'' ve ''bilinen'' isimler..

Öte yandan ABD yönetimi, ''Türkiye''deki müslümanlığı, iyi bir örnek ve model olarak'' görüyor.. ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı eski Ankara Büyükelçisi Marc Grossman''ın deyimi ile, ''Türkiye, medeniyetler çatışması tezini hoşgörüsü ve zengin kültürü ile çürütecek ülkelerin en başında'' geliyor.

Hem bu açıdan hem de Türkiye''de demokrasinin gelişmesi bakımından, Refah Partisi''ne de, Fazilet''e de hep yakın bir ilgi duyuldu-duyuluyor ABD''de.. Bunun yanında zaten Washington oldum olası, hem iktidara gelebilecekleri hem de muhalefette boy gösterecekleri sürekli takip eder. Bu ilgi de, sadece tek bir boyutta değildir. Her frekans ve hareket, en doğru bilgilerle yakından izlenir. Halkın ve kamuoyunun nabzı çok iyi tutulur. Mahalli yönetimler, sivil toplum kuruluşları, mesleki teşekküller, Türkiye''ye ilgi duyan Amerikalılar''ın resmi temaslardan daha çok önem verdikleri platformlardır. Ayrıca Türkiye''de de yerleşik bir adettir. Büyük siyasete soyunanlar, gönlünde politika ateşi yananlar, liderler ve lider adayları muhakkak Washington turları atarlar. ABD''ye yapılan turistik gezileri bile, kendine yontulan bir ''destek'' ve ''katkı'' haline dönüştürme gayretleri görülür. Dolayısı ile Türk iç siyasetindeki bu ''ABD motifi'', daima revaçtadır. Böyle kalacağa da benzer.

İlk resmi temas Refah Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan''ın Washington''a ilk gelişi ve resmi boy gösterişi, 1995 yılında oldu. Amerikan İslam Konseyi''nin (AMC) çeşitli İslam ülkelerinden bir grup parlamenter için düzenlediği geziye katıldı, Erbakan... Abdullah Gül de Erbakan hoca ile beraberdi o gezide.. Georgetown Üniversitesi''nde ve bazı düşünce kuruluşlarında toplantı ve konferanslar ile Kongre''deki temasları, ABD Dışişleri Bakanlığı''nı ziyaret takip etti. Yoğun ve ilgi çeken bir program uygulandı. Özellikle Erbakan ve Gül''ün ABD Dışişleri Bakanlığı''nı ziyaret etmeleri, büyük olaydı.. Zira bu ilk resmi temastı. Erbakan ve Gül karşılarında, yönetimden çok meraklı ve kalabalık bir muhatap grubu buldular. Bu ilk resmi temas, Erbakan''a her konuda çok açık soruların sorulduğu ve uzun uzun cevapların alındığı ilginç bir görüşme olarak tarihe geçti. Erbakan ondan sonra ABD''ye gelmedi. Refahyol döneminde Washington''u başbakan olarak ziyaret edeceği sanıldı. Ama o tercihini, kimsenin sebebini bir türlü anlayamadığı şekilde İran''dan, Libya''dan yana kullandı. Böyle yapmakla da Washington''da sadece hayal kırıklığına yolaçmadı; aynı zamanda kendisine duyulan güveni de bir çırpıda tüketme başarısını gösterdi.

ABD''nin Türkiye ile ilişkilerinde o zamanlar çok önem verdiği Çekiç Güç''ün görev süresinin uzatılması ve Türkiye-İsrail güvenlik işbirliği anlaşması dahil hiçbir konuda bir ''zorluk'' çıkarmamasına rağmen, Washington''da itibar erozyonuna uğradı.

Sempatik Abdullah Gül Abdullah Gül''ü ilk defa o gezide yakından tanımak fırsatını buldum. Güleryüzüyle, yumuşaklığı ve etrafını dinlemesini bilmesiyle, en önemlisi de muhataplarına daima güven veren hal ve hareketleriyle Abdullah bey ta o zamanlar bile Washington''da büyük sükse yapmıştı. Hatta kendisine o zamanlar samimi bir şekilde şöyle takılmıştım: "Abdullah bey, bilmem farkında mısın ama bu ziyarette, Hoca''nın koltuğunu çok iyi dolduracağını herkese gösterdin. Veliahtlığın da genel başkanlığın da şimdiden hayırlı olsun!" Parmağı ile sus işareti yapan Abdullah bey, tebessümü daha da artmış vaziyette kulağıma eğilmiş, "Aman böyle konuşma. Duyan olur, yanlış anlar." demişti.. Abdullah Gül daha sonra NATO parlamenterler grubu toplantısı için de geldi Washington''a.. Bu gelişinde de ölçülü tavırlarıyla ilgi odağı oldu. Ama onun grafiğinin esas yükseldiği ziyaret, Refahyol döneminde, Çevik Bir Paşa ile birlikte geldiği Türk-Amerikan İş Konseyi''nin yıllık toplantısı oldu. Bir tarafta gürleyen ve o ünlü İran konuşması ile balans ayarını ta Washington''da yapan Çevik Paşa, diğer tarafta o fırtına içinde bile sükünetini muhafaza eden, Amerikalılar''ın her konuşma ve toplantısını ''tam kadro'' doldurduğu Abdullah Gül.. İlginç bir ikiliydiler ve Abdullah bey Washington''da çok puanlar topladı o fırtınalı ziyaret sırasında.. Geçen Eylül ayında Washington''a gelen Recai Kutan beyin başkanlığındaki kalabalık Fazilet heyeti içinde Abdullah Gül de vardı. İyi programlanmayan ve bir oldu bittiye getirilen o gezinin başarılı geçmesi için büyük çaba gösterenlerden birisi de Gül''dü.

Fazilet''ten beklenen Fazilet Partisi''ni yakından takip edenlerin bir umudu ve beklentisi, Grossman''ın yazının başında aktardığımız ''medeniyetler çatışması tezini çürütecek'' konumda bir siyaset yapabilmesi. Milli Nizam ve Selamet Partileri ile Refah bunu beceremedi.

Dini söylemlerle politika yapmak, hem kutuplaşmalara sebep oldu; hem de dine ve dindarlara karşı büyük tepki doğurdu. Dahası politik İslam ve din istismarı, hem yüce dinimize hem de bunu samimiyetle yaşayan geniş kitlelere büyük zarar verdirdi. Art niyetlilerin din düşmanlıklarını artırdı. Huzur ve iç barış yerine, gerilim ve kavgalara yolaçtı. Şimdi Fazilet Kongresi''nde bu muhasebenin yapılıp yapılamayacağı ve bu yönde değişim olup olmayacağı önem kazanıyor. Yoksa Recai bey kazansa veya Abdullah Gül genel başkan olsa meselesi değil bu partiiçi yarış... Bunun bir önemi yok..

Faziletliler eğer bu değişimi yapabilirlerse; eğer politik İslam fitnesi terkedilerek ''demokrasi'' paydasında bir gelişme gösterilebilirse; eğer sloganlar yerine Türkiye''yi ve globalleşmeyi kavrayacak, kucaklayacak vizyon ve programlarla siyaset yapılmaya başlanırsa, bundan herkes kazanacak.. Aksi halde merkezde, rahmetli Özal''ın çizgisinde bir ''partileşme'', ama er ama geç, gerçekleşecek.. Dileriz bu konuda daha fazla vakit kaybedilmez ve havanda su dövülme sürmez... Fazilet Kongresi şimdiden hayırlı olsun..