Kaydet
a- | +A

Başkan Bush''un Beyaz Saray''da göreve başladığında ilk icraatından birisi, dini grupları ve cemaat temsilcilerini, daha fazla toplum hizmetine çağırması oldu. Seçim kampanyası sırasında kendisini ''merhametli muhafazakar" olarak tanımlayan George W. Bush, ''toplumsal sorunların aşılmasında, ahlaklı ve sağlıklı nesillerin yetişmesinde kiliseyi, camiyi ve sinagogu daha aktif olmaya'' davet etmişti. Seçildiğinde dini grup ve cemaatlere, sosyal hizmetlerine karşılık Federal bütçeden destek vaad etmişti.

Geçtiğimiz günlerde, seçim kampanyası sırasındaki vaadini tutmanın sevincini yaşayan Bush, ''Merhamet Orduları'' ismini verdiği dini kuruluşların temsilcileri ile yaptığı toplantıda şöyle konuşmuştu: "İnanç temelli programlardan korkmamalıyız. Merhametli bir toplum, dini inançların günlük hayattaki büyük etkisini ve model rolünü iyi tanımalıdır."

Amerikan kamuoyundan büyük destek Başkan Bush''un Beyaz Saray''ın bünyesinde Din ve Sosyal Hizmetler Dairesi kurmasının ve Beyaz Saray''da dinlerin ve tarikatların temsilcileri ile yaptığı toplantının geniş yankıları oldu. Amerikan kamuoyu Başkan Bush''un bu girişimini genelde olumlu buluyor. Zaten din esaslı hayır cemiyetleri, çok geniş toplumsal hizmetler veriyorlar.

Alkol ve uyuşturucu ile savaş ve bağımlılarının tedavisi, kimsesizlere barınak ve gıda sağlanması, hapishanelerdeki mahkumlara dini eğitim, fakirlikle mücadele, eğitim ve sağlık hizmetleri gibi birçok alanda başarılı çalışmalar ifa ediyorlar. Şimdi yeni genelgeyle gelen farklılık, bu hayır kurumlarına yaptıkları hizmetler için bir kaynak aktarmak. Ayrıca bağışta bulunan kişilere daha fazla vergi kolaylığı sağlamak. Bu arada hayır ve bağışlar sırasında ortaya çıkan bürokratik engelleri asgariye indirmek. Ancak bazı çevreler, Bush''un sosyal ve toplumsal problemlerin çözümü için dini gruplara, tarikatlara ve inanç temelli kuruluşlara devlet yardımını öngören bu yeni girişimine karşı çıkıyorlar. Laiklik ilkesinin gereği olarak, ''dini kuruluşlar Federal Bütçe''den pay alamaz'' diyorlar. Laiklik konusundaki tartışmaların odaklandığı bir başka konu da, bu destek ve kaynak aktarımı sırasında, bir farklılık ve ayrımcılık yapılabilir endişesi. Böyle bir ayrımcılığın anayasal eşitliği ihlal etme korkusu.

Din ve ibadet hürriyeti ABD laik bir ülke. Ancak buradaki laiklik, din ve ibadet hürriyetinin bir garantörü olarak uygulamalara yansıyor. En geniş anlamda din ve ibadet hürriyetinin teminatı olan laiklik, her dinden ve tarikattan kişilerin ve grupların serbestçe dini aktivitelerde bulunmalarına da imkan sağlıyor. Amerikan Kongresi''nin hem Temsilciler Meclisi hem de Senato kanadında genel kurullar, görevli rahibin İncil okuması ve ardından topluca yüksek sesle dua edilmesiyle oturuma başlıyor. Geçtiğimiz Çarşamba Temsilciler Meclisi Genel Kurulu''nun açılışına iştirak ettik. Amerikan tarihinde üçüncü defa bir müslüman Kuran-ı Kerim okudu.

Darül Hicre İslam Merkezi Başkanı Şeyh Bassam Estwani''nin Fatiha suresini okuması sırasında herkes ayağa kalktı. Fatiha''dan sonra, ayakta olarak herkes yönünü kürsünün arkasındaki Amerikan bayrağına çevirdi. Sağ eller kalbin üzerine konularak yüksek sesle topluca dua edildi. Bundan sonra Meclis çalışmasına başladı. Amerika''da her dine ait ilk-orta-lise özel okullar var. Bunlar dini müfredat ağırlıkla eğitim yapıyorlar. Kiliseye ait özel üniversiteler de bulunuyor. Ancak dini müfredatlı (ilk-orta-lise) okullar paralı olduğu için, daha ziyade çocuklar Federal okullara gönderiliyor. Laikliğin uygulandığı Federal okullarda da tam bir din ve ibadet hürriyeti var. Amerikan İslam İlişkileri Konseyi (CAIR) bülteninde Georgia, Virginia ve Texas eyaletlerindeki Federal okullarda müslüman öğrencilerle ilgili 4 yeni uygulama anlatılıyordu.

Georgia''da bir müslüman öğretmen, Cuma günleri eğitim saatlerinde Cuma namazına gitmesi gerektiğini söyleyince, Kamu Okulları İdaresi durumunu görüşmüş ve öğretmenin Cuma namazına gitmesine karar vermiş. Virginia Woodbridge şehri Gar-Field Lisesi''ndeki uygulama ise daha enteresan. Okula başörtüsü ile gelen kız öğrenci için önce ne yapacaklarına karar verememişler. Daha sonra okul müdürü, durumu araştırmış ve öğrencinin derslere başörtüsü ile girebileceğini kararlaştırmışlar. Okul müdürü, kararın açıklanmasına kadar geçen zaman ve gecikme için, başörtülü öğrenciden resmen özür dilemiş. Eğer incitmiş iseler, kendilerini affetmesini istemiş. Yine Virginia''da Samuel Tucker İlkokulu''nda bir müslüman öğrenci, müzik dinlemesinin dinen haram olduğunu belirterek, zorunlu müzik dersine girmek istememiş. Okul idaresi durumu araştırdıktan sonra, bu ilkokul öğrencisine haklı olduğunu ve inancı gereği müzik dersine isterse girmeyeceği kararına varmış. Aynı öğrenci akranları müzik dersindeyken kütüphaneye gidiyor ve orada ders çalışıyormuş. Texas Cedar Park Lisesi''nde bir müslüman kız öğrenci, izci grubunda mecburi olan şortu giymek istememiş. Lise müdürü duruma elkoymuş. Kız öğrencinin isterse şort giymeyeceğini karara bağlamış. İşte bunlar Amerika''daki laiklik uygulamaları. Laiklik din düşmanlığı olarak tatbik edilmedikçe ve insanlar birbirlerini anlamayı-dinlemeyi prensip edindikçe, tartışmalar hep olumlu sonuçlanabiliyor.

Daha da önemlisi, geniş bir hürriyet ve hoşgörü ortamı oluşuyor. Herkes kendi yolunda rahat ve huzur içinde yaşıyor.. Amerika hülyası da, süper ABD de işte bu mantık ve anlayıştan gücünü alıyor.