Amerika''daki Türk Haftası hepimize kutlu olsun! Dün binlerce Türk, New York''ta mehter eşliğinde yürüdük. Yeri göğü, "Türkiye, Türkiye" sedaları ile inlettik.
Hem Osmanlı''nın kuruluşunun 700. Yılını kutladık. Hem ulu önder Atamız''ı, Milli Mücadele''nin ilk ateşini yakmak için Samsun''a çıkışının 80. yıl dönümünde andık.
Hem konserlerle eğlendik ve şenlendik, hem Kosova''ya yardım topladık.
Hem Rum-Ermeni lobileri ile bunların maşa olarak kullandıkları bölücülere karşı muhteşem bir gövde gösterisinde bulunduk. Hem de birlik ve beraberliğimizi, dosta düşmana bir güzel duyurduk!
Bir taşla binbir kuş vurmak diye, dense dense işte buna denir. Merkezi New York''ta bulunan Türk-Amerikan Dernekleri Federasyonu''nu (FTAA''yı), böylesine zengin bir programı başarıyla gerçekleştirdikleri ve 18. Geleneksel Türk Günü ve Haftası''nı düzenledikleri için kutluyoruz.
HAYRET AMA BİR ARAYA GELEBİLDİK Ama FTAA asıl bravoyu, binlerce soydaşımızı bir araya getirebildiği için hak ediyor. Neden mi?!. Cevabı çok basit; ama pek hüzünlü ve oldukça da düşündürücü...
Biliyorsunuz biz Türkler, öyle kolay kolay ''cemaat'' olamayız.
Birbirimize -bırakın destek vermeyi- eğer köstek olmazsak, büyük ''ihsan'' yapmış sayılırız.
Her birimiz nedense hep ''tek kişilik'' ordular olmayı yeğleriz.
Paylaşmayı pek sevmeyiz. "Az olsun; ama benim olsun"u maalesef ''düstur'' edinmişiz...
Gurbet, bizi birbirimize yakınlaştıracağına, aramıza daha derin uçurumlar açar. Gurbette dilimize, dinimize, kültürümüze, bizi biz yapan değerlerimize, daha bir sarılacağımıza, nedense uzaklaşırız.
Yad ellerde birbirimizin kuyusunu kazmak için ciddi mesai yapar, birbirimizle yarışırız.
Mesela problemli soydaşlarımızı Amerikan Göçmen Dairesi''ne (INS''e) bildirmek; bırakın ödlek Amerikalılar''ı, biz korkusuz Türkler''i bile adıyla tir tir titreten Vergi Dairesi IRS''ye ihbarlarda bulunmak, bizim için neredeyse ''vakayı adiye'' haline gelmiştir.
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE Türk-Amerikan Dernekleri Federasyonu''na ve bu organizasyonu gerçekleştirenlere, koskocaman bir bravo! Zira böyle bir altyapıyla ve böylesine bir ortamda, binlerce Türk''ü bir araya getirmek az buz bir iş mi?
Başörtülü ve mini etekli hanımları yan yana yürütmek alkışlanmaz mı? Camiye gidenlerle, camiye ve cemaate gıcık olanlara, "Türkiye, Türkiye" diye bağırtabilmek, sizin de gözlerinizi yaşlandırmaz mı?
Bendeniz bu muhteşemlik karşısında pek ağladım. Bizim deli oğlanlarla birlikte ta Washington''dan kalkıp bu güzel güne katılmak için 500 kilometre katederek New York''a geldiğimize pek, ama pek sevindim.
Türk Haftamız kutlu, yılda bir kere de olsa bir araya gelişimiz mutlu olsun. Bu kutluluk ve mutluluk dalga dalga yayılsın; yeniden doğuşlara ve şahlanışlara katkıda bulunsun... Ne mutlu "Türküm" diyene... Mübarek olsun camiye gidene ve cemaati sevene...
Ve selam olsun hepinize! Size... Kavga yerine sevgiyi ve hoşgörüyü seçenlere...
Artık köstek değil, destek zamanıdır diyerek kendini yenileyenlere..
Madison Avenue ile 56. Caddeden başlayarak 42. Caddeye kadar yeri göğü "Türkiye, Türkiye" diye inleten tek bilek, tek yumruk, tek vücut olmayı başarmış bu muhteşem kitleye, tek tek her birinize selamlar...
Böylesine "Titreyerek kendimize dönmelerimiz" daha da bol olsun!..

