ABD''nin yeni Türkiye Büyükelçisi Robert Pearson, Eylül başında görevini büyükelçi Mark Parris''ten devralıyor. Pearson''ın Ankara''ya geliş hazırlıkları, korkunç yaz sıcaklarında bile, bütün hızıyla sürüyor. ABD Dışişleri Bakanlığı Türkiye Masası geçen pazartesi, büyükelçi Pearson için tam gün süren bir çalışma semineri düzenledi. Bakanlık yetkilileri ile Washington''daki Türkiye uzmanlarının neredeyse tam kadro katıldıkları bu toplantı sırasında, 8 seçkin konuşmacının sunduğu tebliğler dinlendi ve panellerde ''Türkiye'' tartışıldı. Geçen hafta ABD Dışişleri sözcü yardımcısı Philippe Reeker''a, yapılacak bu toplantıyı sormuştum. Reeker sorumuzu, "Büyükelçi Pearson, Türkiye''ye gitmeye hazırlanıyor. Bu çerçevede Türkiye ile ilgili her uzmandan yararlanıyor. İlgilileri dinliyor ve bilgileniyor. Yeni büyükelçinin görev yapacağı ülkeye gitmeden önce ikmal edilen normal bir proses bu" şeklinde cevapladı. Ayrıca, ''Yeni büyükelçi ve eşi mükemmel insanlar'' şeklinde konuştu. Sözkonusu toplantıya konuşmacı olarak katılan ve tebliğ sunan uzmanlar ise şunlardı: Henri Barkey, Asım Erdilek, Heath Lowry, Hakan Yavuz, Cengiz Çandar, Birol Yeşilada, Sabri Sayarı ve Alan Makovsky. Toplantı esnasında muhtelif panellerde, ''Türkiye''deki demokratikleşmenin, ekonomik ve sosyal gelişmeler ile tarihten günümüze Türk-Amerikan ilişkilerinin'' geniş bir değerlendirmesi yapıldı.
Başta Büyükelçi Pearson olmak üzere toplantılara katılan diğer ilgililer 8 konuşmacıya, tebliğleri ve panel konuları üzerinde çeşitli sorular sordular; tebliğleri ve konuşmaları yorumladılar. Bu tam günlük çalışma semineri büyükelçi Pearson için, Türkiye konusunda kapsamlı bir brifing oldu.
Washington''daki Türkiye soruları ABD yönetiminin son yıllarda Türk-Amerikan ilişkileri ile ilgili, yeni bir yaklaşımı ve bakış tarzı var.
İki ülke arasındaki ilişkilerde başağrıtan (Kıbrıs''tan Kürt meselesine, demokratikleşmeden insan hakları iyileştirmelerine kadar) birçok sorunlu konuyu, Avrupa Birliği''nin ''denetimine'' terketmiş vaziyette ABD..
Böyle konularda, AB''nin çabalarını tam desteklediğini, ifade etmekle yetiniyor. Böylece ikili ilişkilerde mayınlı tarlalara mümkün olduğunca girmeden, stratejik işbirliği çerçevesine yoğunlaşmayı hedefliyor.
Bu pozitif yaklaşıma ilaveten, ''ağaçları tek tek değil, ormanı gözleyen'' bütüncül bir bakış tarzı var. Büyükelçi Pearson''ı bilgilendirme toplantıları sırasında da konular bu yaklaşım tarzı çerçevesinde ele alındı. Panellerde ve tartışmalarda cevap aranan sorular ise genel hatlarıyla şöyleydi:
-MHP''nin yükselişi sürecek mi? -Türkiye''nin ekonomik zorlukları ve gelir dağılımındaki uçurumlar, ne gibi gelişmelere yolaçabilir?
-AB''ye girme süreci, demokratikleşme nasıl gelişecek?
Toplantı sırasında yapılan bazı espriler ise, böylesine güncel ve zor konuların kavranılmasını kolaylaştırdı. Mesela bir Türk konuşmacı büyükelçi Pearson''a şunları söyledi:
"Sayın büyükelçi. Sizi ''Türkiye uzmanı ve uzmanlığı'' konusunda uyarmak istiyorum. Ben yıllardır Türkiye konusunda çalışıyorum. Ama uzman falan değilim. Zira Türkiye uzmanı olmak kolay mı? Her gün bir şeyler öğreniyorum. Yani Türkiye konusunda uzmanlık falan olmaz. Göreceksiniz, öğrenecekleriniz hiç bitmeyecek!" Türkiye''ye atanmadan önce ABD''nin Paris büyükelçiliğinde müsteşar olarak görev yapan Robert Pearson''ın, ''NATO, AB ve Balkanlar konusunda uzmanlığı'' ile tanındığını hatırlatalım ve yeni büyükelçiye şimdiden ''Türkiye''ye hoşgeldiniz'' diyelim..

