Kaydet
a- | +A

Önceki gün ve dün Washington''da ilginç bir konferans vardı. Georgetown Üniversitesi Müslüman-Hıristiyan Anlayış Merkezi ile Araştırma ve Çalışmalar Topluluğu (UASR) isimli düşünce kuruluşunun ortaklaşa düzenedikleri konferansta 2 gün boyunca, 21. yüzyılda İslamiyet''in görünüşü ve siyasal İslam ile ilgili gelişmeler tartışıldı. Zengin bir konuşmacı grubunun tebliğleri ve 7 ayrı panel, konferansı ilginç kılan hususların başında geliyordu. Panel ve tebliğlerde ele alınan konular ise şöyleydi:

"21. Yuzyılda İslami Vizyon", "Doğu-Batı İlişkilerinde Mücadele ve Fırsatlar", "Yeni Binyılda İslamiyet", "Sosyo-Politik İslami Gelişmeler", Doğu ve Batı''daki Müslüman ve Hıristiyan Azınlıklar", "Terör, Ambargo ve Direnişler", "Globalleşme ve İslami Perspektif", "Medeniyetler Arası Diyalogda Ana Strateji", "Politikadaki Müslüman Kadınlar", Türkiye, Malezya, Pakistan ile Arap ve diğer Müslüman Ülkelerdeki İslami Hareketler", "ABD, Kanada, Avrupa ve Fransa''da İslam ve Müslümanlar", "Medyada İslam İmajı", "İnternette İslam"ve "Sınırların Ötesinde Görüşler". Konferansla ilgili bugün ayrıca kapalı bir oturum olacak. Bu kapalı oturumda hem konferansın genel bir değerlendirmesi yapılacak; hem de demokrasi, çogulculuk, insan hakları, kadın, azınlıklar, globalleşme, Arap-İsrail Barış Süreci, Kudüs, kitle imha silahları, Doğu-Batı diyaloğu, yeni milenyumun İslami ajandası ve diğer güncel konular üzerinde görüş alışverişinde bulunulacak.

Sürpriz konuşmacı Merve Kavakçı Konferansın ilk gününde, daha önce duyurulan programda ismi bulunmamasına rağmen, Merve Kavakçı da konuştu. 21.Yüzyılda İslami Vizyon isimli bu ilk günkü panelde Merve hanımın yanı sıra, CIA''ya yakınlığı ile bilinen ünlü Rand kuruluşu uzmanlarından Graham Fuller, Almanya''nın eski büyükelçilerinden Murad Hoffman ve Ürdünlü Dr. Abdul Latif Arabiyat, diğer konuşmacılardı. Zaten konferansın en hareketli ve kalabalık paneli de bu oldu. Ayrıca Merve hanım, ABD''de ilk defa topluluk önüne çıkıyordu.

Graham Fuller konuşmasına başlarken, "İslamiyet ile siyasal İslamı birbirinden ayırmak lazım. Siyasal İslamın geleceğinin ne olacağını şimdiden kestirmek mümkün değil ama, İslamiyet ilelebet yaşıyacaktır." dedi. Fuller''in altını çizdiği bir başka husus, "İran''daki Humeyni sonrasındaki gelişmelerin İslamiyet ve Şiilik ile ilgisinden ziyade politik ağırlıklı bir hareket olduğunu" belirtmesi ve "politik İslam ile ilgili olumlu bir örneğin ve başarının ortada henüz gözükmediğini" vurgulamasıydı.. İlginçtir bu yerinde tesbit ve vurgulama, salonda epey eleştiri aldı. Dinleyiciler Fuller''e, ''başarının ölçüsünü'' sorduklarında, ünlü uzman şöyle cevapladı: "Buna cevap vermek zor. Ancak benim kastettiğim, hiç kimse İran''a, Sudan''a ve Taliban''a benzemek; onları örnek almak istemiyor. Bu açıdan politik İslam ile ilgili olumlu bir örnek henüz yok, dedim." Graham Fuller ayrıca, ABD''nin demokrasi ve insan hakları konusundaki çifte standartlarını ve özellikle ''Arap Dünyası''ndaki demokratikleşmeye ilgisiz kalmasını'' eleştirdi. Panelde Merve Kavakçı ilginç bir konuşma yaptı. İslamiyetin hoşgörüsünü ve insan haklarına verdiği değeri Osmanlı''dan örnekler aktararak anlatan Merve hanım, ''Osmanlılar sadece İspanya''dan kovulan Yahudiler''e kucak açmadılar. Kendi vatandaşı olan her etnik gruba ve dinlere en geniş anlamda kişilik hak ve din özgürlüklerini de verdiler.'' dedi.

Fazilet''in Kongresi''ne katılacağım Panel sonrasında Washington''daki Türk gazeteciler Merve hanım ile eşi Bekir Yıldırım''ı adeta bir çember içine aldılar. Bazı gazeteci arkadaşlar alışılmışın dışında sert tonda ve elektrikli bir ortamda sorular yönelttiler. Soruları oldukça rahat bir şekilde cevaplayan Merve hanım özetle şunları söyledi: "Türkiye''deki siyasi linç ortamından uzaklaşıp çocuklarımla biraz rahat etmek için ABD''ye geldim. Bu memleket bana daha önce, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi ikinci sınıfından başörtüm sebebiyle ayrıldığımda da kucak açmıştı. Burada demokrasinin nimetlerinden yararlanabiliyoruz.. Ülkemden de kaçmadım. Fazilet Partisi''nin Mayıs ayındaki Kongresi''ne katılacağım." Washington''daki konferans, gerçekten çok ilginçti. Konferansta, ''yüce İslam ile İslami kisveli politik hareketlerin ilk defa böylesine keskin hatlar ile ayrı olduğunun vurgulanması'', çok çok önemli bir gelişme.. İslam eşittir terör kasıtlı propagandasına mani olmak ve din istismarcılarının maskesini indirmek için, bu önemli farkı görebilmek -ve de idrak etmek- hem gerekli, hem de dünyadaki huzur ve barışın yegane anahtarı...