Kaydet
a- | +A

Amerika''daki sayıları 7 milyona yaklaşan Müslümanlar ilk defa bu 7 Kasım seçiminde, kritik ve belirleyici bir konuma yükseldiler.

Çünkü yapılan kamuoyu yoklamaları Cumhuriyetçi Parti adayı George Bush ile Demokrat Parti adayı Al Gore''un başabaş yarıştıklarını gösteriyor. Ayrıca Yeşiller Partisi''nin adayı olarak yarışa giren Arap asıllı Ralph Nader''in de birçok eyaletlerde önemli ölçüde oy alacağı ve bundan da özellikle Al Gore''un olumsuz etkileneceği belirtiliyor. Seçim yarışı böylesine atbaşı gidince, Müslümanların yoğun olarak yaşadıkları California, New York, New Jersey, Illinois, Michigan ve Ohio eyaletleri, bu seçimde olağanüstü önem kazanmış oldular. Daha bir ön plana çıktılar.

Adıgeçen bu eyaletler, hem seçmen sayılarının fazlalığı, hem de Amerika genelinin eğilimlerini en iyi yansıtmaları sebebiyle, zaten ''kilit eyaletler'' olarak adlandırılıyorlar. Dolayısı ile bu kilit eyaletlerde yoğun bir nüfusa sahip ve genelde aynı adaya oy verme eğilimindeki Müslüman seçmenler, gerçekten belirleyici bir konum ve etkileme gücü kazanmış duruma geldiler.

Amerikalı Müslümanlar Bush''a yöneldiler Kıran kırana geçen başkanlık yarışında Amerikalı Müslüman seçmenler ağırlıklı olarak Texas valisi George W. Bush ile Arap asıllı Yeşiller Partisi adayı Nader''e oy verecek görünüyorlar. Yani Al Gore''dan desteklerini çekmiş vaziyetteler. Esasında Amerikalı Müslümanlar sadece Al Gore''dan yüz çevirmiş değiller. New York''tan senatörlük için yarışan Hillary Clinton''a ve (topal ördek-gidici diye anılan) Başkan Clinton''a da fena halde kızgınlar. Daha önceki 1992 ve 1996 seçimlerinde neredeyse tulum halinde Başkan Clinton''a oy veren Amerikalı Müslüman seçmenler, Demokrat Parti''ye ve Al Gore''a acaba niye küstüler? Yine Beyaz Saray''da Müslümanlara ilk defa ''resmi bayram resepsiyonu'' tertip eden ve ayrıca ''Filistinliler devletlerini kurmalıdırlar'' diyen First Lady Hillary Clinton''a, ne oldu da Müslümanlar birdenbire bozuk çalmaya başladılar? Bunun en önemli nedeni, İsrail''in sebep olduğu Ortadoğu''daki son gelişmelerdir. İsrail, hem kışkırtıcı davranışlara prim verdi ve yüzlerce Filistinli genç ve çocuğun ölümüne sebep oldu; hem de barış sürecini askıya aldı.

Dahası İsrail, kimseyi dinlemez bir eda içinde ve ''güçlüyüm, istediğimi yaparım'' havasında.

Ayrıca, zaten açıkhava hapishanesi haline gelmiş öz topraklarında çok zor şartlarda yaşayan Filistinliler''e karşı, -kimseye aldırmayan yüzsüz bir kabadayı edası ile- sertliğe başvurmaktan ve bunu sürdürmekten asla çekinmeyen politikalar uyguluyor.

Başta Araplar ve Filistinliler olmak üzere bütün dünyadaki Müslümanlar, İsrail''in bu saldırganlığını durdurmadığı için, Başkan Clinton''a ve Amerikan yönetimine çok kızgınlar..

Hele Clinton yönetiminin 2 İsrail''li askerin linç edilmesini çok şiddetli kınayıp, İsrail askerlerinin ateşleri ile can veren yüzlerce masum Filistinli genç ve çocuk için, yasak savma kabilinden tepki göstermesine çok bozuklar.

Üstüne üstlük ABD''nin, kurt-kuzu ve zalim-mazlum ayrımı yapmadan denge güderek devamlı, ''iki tarafı da şiddeti durdurmaya'' davetinden hiç de hoşnut değiller.

Bunlar Amerikan yönetimine ve Başkan Clinton''a kesilen faturalar.

Hillary Clinton''ın da, New York''taki kalabalık Musevi asıllı seçmenlerin oylarını almak için tam bir pro-yahudi kesilmesi ve eski söylemlerini unutur hale gelmesi, iki yüzlülükle suçlanmasına, kendisine duyulan sempatinin azalmasına sebep olmuş durumda.

Al Gore ise, hem ABD yönetiminin Ortadoğu''daki İsrail yanlısı ABD politikalarından sorumlu tutuluyor; hem de kendisine aşırı dinci -Ortodoks Yahudi asıllı- Lieberman''ı başkan yardımcısı olarak seçmesinden dolayı, Amerikalı Müslümanların sempatisini kaybetmiş bulunuyor.

Amerikalı Müslümanların niye Bush''a yöneldiklerini, oy vermedeki tercih sebeplerini ve 7 Kasım seçimlerindeki kritik belirleyici rollerini anlatmaya bir sonraki yazımızda nasipse devam ederiz..