Amerikalı kamyon ve TIR şoförleri ile Ulaştırma Bakanlığı arasındaki ''uyku'' savaşı, bütün hızı ile sürüyor.. Bakanlığa göre TIR''cılar her gün daha fazla uyumalı ve istirahat etmelilermiş.
Kamyoncular ise buna çok bozuluyorlar. ''Bakanlık masa başında bizim nasıl ve ne kadar uyuyacağımıza karışmasın, haddini bilsin. Biz sürmesini de, dinlenmesini de ve direksiyon başında uyanık kalmasını da biliriz'' diyorlar. Aslında Bakanlığın yaptığı bir bakıma işgüzarlık sayılabilir.. Böylesine hürriyeti bol olan bir ülkede, ömrü direksiyon başında geçen ağır vasıta sürücülerinin nasıl dinleneceğine ve uykularına hiç karışılır mı? Neymiş efendim, uykulu TIR ve kamyon şoförleri yılda 750 kişinin kazada ölmesine ve ortalama 20 bin kişinin de yaralanmasına sebepmişler. Dolayısı ile bir şoför günde direksiyon başında en fazla 12 saat kalmalı, 12 saat de istirahat etmeliymiş. Ama Bakanlık bu konuda çok kararlı görünüyor. Kamyon ve TIR''lara, uçaklardaki gibi elektronik ''kara kutu'' koyarak, sürücülerinin direksiyon başında en fazla 12 saat kalmalarını kontrole hazırlanıyor.
Araç sahiplerini, bu kara kutuyu araçlarına yerleştirmeye mecbur tutacaklar. Sonra da yollardaki kontrol istasyonlarında bu kara kutuya bakarak, şoförlerin kaç saattir direksiyon başında olduğunu denetleyecekler... Biliyorum bana yine kızanlarınız ve bozulanlarınız olacak.. ''Yahu yılda 750 kişi ölüyor diye telaşa kapılıp, tedbir falan almaya, trafik kaide ve kurallarını değiştirmeye ne gerek var?'' diyenler çıkacak.. Olsun bu riski göze alıyorum. İster söylenin, isterse aptalların aptallıklarına verin.. Ama durum kamyon ve TIR şoförleri için Amerika''da gerçekten vahim.. Bu yeni uygulama yakında başlarsa hiç şaşmayacağım..
Amerika''nın kaymak gibi yolları ve konforlu TIR''ları Hazır söz açılmışken, buralardaki yol ve trafik durumundan biraz bilgi vermek istiyorum.. Amerika''nın otoyolları, gerçekten görülmeye değer.. Ülkeyi doğudan batıya, kuzeyden güneye bağlayan bu en az iki şeritli gidiş ve gelişli kaymak gibi yollarda araç sürmek bir zevktir.
Yol boyunca geçtiğiniz şehir ve kasabalar civarındaki moteller, alışveriş yerleri, benzin istasyonları ve lokantalara ilaveten, takriben her 70-100 kilometrede otoyol üzerinde ayrıca dinlenme tesisleri mevcuttur. Buralarda tertemiz, daima sıcak suyu da akan lavabolar ve tuvaletlerinden tutun, piknik yerlerine kadar her ihtiyacınızı giderebileceğiniz imkanlar bulunur. Bu durum isterse dağ başında olsun, değişmez. Gerçekten ''dinlenme'' tesisleri ve yerleridir.. Ayrıca son derece de güvenlidirler.. Kamyon ve TIR''lar ise sadece sürülen bir araç değil, içinde her konforu olan, yaşanması zevkli, yürüyen evlerdir, adeta.. Karı-koca şoförler bile vardır. Kamyon ve TIR sürücüleri içinde, mektupları için adres olarak konaklama tesislerini kullananlar dahi bulunur. Bunlar, bizim posta kodumuz ve adresimiz, ''otoyollardır'' derler.. Yollardaki araç trafiğinin büyük bölümü bu koca koca TIR ve kamyonlardır. Adım başı bir kamyon ve TIR''a rastlasanız da, akan trafik içinde sizi rahatsız edecek yoğunluğu farketmez insan.. Zaten buralarda yaşayanların aptallıkları ve kurallara uymadaki titizlikleri malum ve meşhur olduğundan, herkes gibi kamyoncu ve TIR''cılar da trafik kaide ve kurallarına uymayı, aptallıklarının gereği ''ilke'' edinmişlerdir. Kuralları ihlal edene rastlanmaz. Bilhassa geceleri kilometrelerce biribiri ardında tren vagonu gibi seyreden kamyon ve TIR''ları görseniz de, farketmezsiniz bile..
TIR''ların arasında uçak inecek kadar mesafe Zira bizde olduğu gibi tampon tampona yapışık kardeşler gibi gitmezler.. İki kamyon ve TIR''ın arasında değil birkaç araç girecek, tayyare inecek kadar mesafe vardır. Bu duruma, çok şaşıyor ve hâlâ çok tuhaf buluyorum. Bir türlü alışamadım, gitti.. Bizim bir şeridi gidiş, bir şeridi de gelişe ayrılmış daracık yollarda kamyonların sanki çekme demiri ile birbirlerine yapışık olarak dizilmelerine alışmış birisi olarak, bu en az iki şeritli gidiş ve gelişi ayrı otoyollarda, Amerikalı ağır vasıta sürücülerinin, iki araç arasında niye uçak inmesine imkan verecek kadar mesafe bıraktıklarını, bir türlü anlayamıyorum..
Neyse sözü daha fazla uzatmayalım.. Şimdi Amerika''da kamyon ve TIR''cılarla Bakanlık arasındaki ''kara kutu'' ve ''12 saat sür 12 saat dinlen'' savaşı bakalım nasıl sonuçlanacak? Zira Bakanlık daha fazla uyu diye bastırıyor; şoförler de biz az uyur çok çalışırız diyerek kafa tutuyor.. Mazot fiyatlarının artmasından dolayı yönetime zaten kızgın olan ve burnundan soluyan sürücüler ile nakliye firmaları bakalım daha fazla direnebilecekler ve ''12 saat sür 12 saat dinlen'' kuralının yürürlüğe girmesini önleyebilecekler mi? Bu ''hayırlı yolculuklar ve uykular'' mücadelesinin nasıl neticeleneceğini ben de merakla bekliyorum.. Sonuçlandığında söz, size de bildireceğim...

