Yedinci Cumhurbaşkanımız Kenan Evren şu sıralar Washington''da. 12 Eylül''ün güçlü lideri ve yönetime el koyan 5 kişilik askeri konseyin başı olan Evren Paşa, 7 Kasım''daki Amerikan seçimlerini de izleyecek. İlginç bir durum ve ilginç bir tesadüf. Evren Paşa geçtiğimiz salı günü öğleden sonra Washington''a geldi. O akşam katıldığı Büyükelçilik İkametgahı''ndaki Cumhuriyet Bayramı Resepsiyonu öncesinde, Washington''daki Türk gazetecileri ile de bir sohbet toplantısı yaptı. Türkiye''deki lider sultasından Amerikan demokrasisine, 28 Şubat''tan 12 Eylül''e ve Amerikan seçimlerine kadar birçok konuda ilginç sözler sarfetti. Değerlendirme ve hatıralarını anlattı.
Hem dinç ve sığlıklı hem de mütevazı Salı günü, 12 Eylül darbesi sırasında ABD''nin başkanı olan Ronald Reagan''ın isminin verildiği havaalanında Evren Paşa''yı bekliyorduk. Bu bekleyiş sırasında, hem Reagan''ın şu anki sağlık durumunun, hem de -milenyumun kıran kırana çok çekişmeli geçen Amerikan seçimlerini yerinde izleyecek- bir askeri darbe lideri Evren Paşa''nın çağrıştırdığı karışık duygu ve düşünceler içindeydik.. Evet, 20 sene öncesinin güçlü liderlerinden Reagan ve Evren, ikisi de hayattalar. Ama Başkan Reagan, kendini bilmez vaziyette ve insan içine çıkmadan, tedavisi mümkün olmayan sağlık problemleriyle yaşıyor.. Daha şimdiden hatıralarda kaldı ve ''tarih'' oldu. Fiilen değil ama, halktan ve hayattan kopuk yaşadığından, sanki bir ''ölü'' Reagan.. Ama Evren Paşa öyle değil. Uçaktan en son o çıktı. Onu kravatlı ve takım elbise içinde dimdik, dinç olarak yürürken görünce, 80 küsur yaşında birisi olduğuna inanmak gerçekten güçtü. Üstelik çantasını da kendisi taşıyordu. Bir zamanlar kendisinin özel kalem müdürü olan şimdiki Washington Büyükelçimiz Baki İlkin, TSK ataşesi Hava Pilot Tuğgeneral Ziya Güler, Kara ataşemiz Kurmay Albay Taner Düvenci ve birkaç gazeteci arkadaştan oluşan karşılama heyetinin tek tek elini sıkıp hatırlarını sordu, Evren Paşa.. Daha sonra büyükelçi İlkin kendisini makam arabasına davet etti. Ama Evren Paşa, ''Hayır. Aşağıya inelim. Valizlerimizi bekleyelim'' dedi. Büyükelçi İlkin''in, ''Efendim görevli arkadaşlarımız valizleri bekleyecek, alıp getirecekler'' itirazları hiç fayda vermedi. Hep beraber aşağıya inildi. Bagajın gelmesi beklenmeye başlandı. Bu bekleme sırasında hem Büyükelçinin ısrarı, hem de valizleri getirecek olan görevlilerin ''Ne olur efendim siz zahmet buyurmayın'' rica ve yakarmalarının sonunda Evren Paşa ikna oldu. Kendi işini kendi görmekten vazgeçti. Bir zamanların iki dudağının arasından çıkanın ''kanun'' sayıldığı bir güçlü insanın bu sadelik ve mütevazılığı, inanın çok etkileyici idi. Evren Paşa''da ne kibir, ne uzun burun var. Ne mutlu ona..
Sezer''e yüzde yüz katılıyorum Sefaretteki basın toplantısı sırasında bir gazeteci arkadaş Evren Paşa''ya, Cumhurbaşkanı Sezer''in ''demokrasinin siyasi partilerde başlaması gerektiği'' sözlerini hatırlattı. Bu konudaki yorumunu sordu. Evren Paşa bunu şöyle cevapladı: "Katılıyorum. Halk söylüyor. Ben de kaç defa değindim. Bizim dönemimizde seçim kanunu böyle değildi. Şimdi seçimde adayların adı alt alta yazılıyor. Niye yazıyorlar ki? Nasıl olsa seçme hakkı yok. Biz, seçim kanununda tercih koymuştuk. Bunu sonradan değiştirdiler." "Sizce liderlik sultası var mı?" sorusu üzerine de, "Evet, liderlik sultası var. Cumhurbaşkanı''nın sözüne yüzde 100 katılıyorum. Vatandaşın yüzde 99''u da aynı şeyi söylüyor. Ben, halkın arasındayım. Halk da böyle düşünüyor" dedi.
Bir başka gazeteci arkadaş, "Şimdi, (bir askeri darbe yapılmamalıdır) diyebilir misiniz?" diye sordu. Evren Paşa sükunetini ve tebessümünü hiç bozmadan şöyle konuştu:
"Kim ister darbeyi zaten. Biz isteyerek mi yaptık zannediyorsunuz? Böyle bir şeyi düşünmek bile insana azap veriyor. Ama Türkiye öyle bir hale geldi ki, siz küçüktünüz, hatırlamazsınız. O tarihlerde, o ortamı yaşamış kişilerle konuşun. Sokakta hiç tanımadığım bir insan gelip elimi öpüyor. Diyor ki, (efendim, ben sizin sayenizde okudum). Bana dedi ki, (ben üniversitedeydim. Üniversite okumamıza imkan yoktu. Müdahaleden sonra ben tekrar üniversiteye gittim, bitirdim.)" Evren ayrıca, 12 Eylül öncesinde Türkiye''de günde 20-25 kişinin öldüğünü, Türkiye''nin bir iç savaşa doğru gittiğini hatırlatarak, ''Eğer 12 Eylül müdahalesi olmasaydı Türkiye''nin de böyle bir iç savaşın içine gireceği endişesini taşıyorduk'' dedi.
ABD Başkanlık seçimine ilişkin tahmininin sorulmasına karşılık olarak da Evren Paşa, şu cevabı verdi: ''''Vallahi ben Al Gore''un seçilmesini istiyorum. Bir üniversite profesörüyle konuşurken, ''Bush seçilirse, saltanat dönemi oluyor. Babadan evlada geçer hani. Cumhuriyeti bırakmış olursunuz'' dedim." Evren Paşa gerçekten ilginç bir insan. Dobra, dobra. Sıcak, samimi ve sevecen.. 7 Kasım seçim akşamı New York''ta, Türk-Amerikan Gazeteciler Cemiyeti''nin (TAJA) resepsiyonuna katılacak. Seçim sonuçlarıyla ilgili intiba ve değerlendirmelerini de o akşam kendisinden alır, sizlere aktarırız. Ama ne mutlu Evren gibi yaşayabilenlere.. Ne güzel, ahir ömründe bile hayırlı meşgaleler ile verimli ve üretken olanlara.. En önemlisi de halktan kopmadan ve halk içinde ve de onuru ile yaşayabilip, hâlâ büyük saygı görenlere.. Florida Atlantic Üniversitesi''nde Türk Kürsüsü kurulması ve diğer eğitim hizmetleri için çırpınanlara...

